Yazarlar Darağacında son dua Millet sağ olsun

Darağacında son dua: ‘Millet sağ olsun’

Nuriye Çakmak Çelik
Nuriye Çakmak Çelik Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Adnan Menderes, 1899 yılında Aydın’da doğdu. Babası Kâtip İbrahim Ethem Bey, annesi Kırım Türkü ve Menderes Nehri civarında toprak sahibi bir aileye mensup Tevhide Hanım’dı. Tevhide Hanım’ın babası vefat ettiğinde henüz 9 yaşında olan Adnan Menderes, devasa bir çiftliğin varisi oldu. Ancak bu zenginlik onun mutlu bir çocukluk geçirmesini sağlamadı çünkü bu yaşındayken hem anne babasını hem kendisinden 2 yaş büyük ablasını kaybetmiş durumda ve kimsesiz kalmış haldeydi. Bu nedenle babaannesi Fıtnat Hanım tarafından büyütüldü. Babaannesi tarafından İzmir’e götürülen Adnan Menderes, İttihat ve Terakki İdâdîsi’nde ilk öğrenimine başladı. Daha sonra Kızılçullu Amerikan Koleji’ne geçti ve son sınıftayken devam etmekte olan 1. Dünya Savaşı nedeniyle mecburi olarak askere alındı. Mondros Antlaşması’nın imzalanmasından sonra İzmir’e döndü. 1919 yılında İzmir’in Yunanlılar tarafından işgali sırasında birkaç arkadaşıyla birlikte Ay-Yıldız isimli küçük bir Kuvayı Milli örgütü kurdu ve İstiklal Savaşı’na katıldı.

Milli Mücadele’ye verdiği destekten ötürü savaş sonunda kırmızı şeritli İstiklal Madalyasıyla ödüllendirildi.

1930 yılına kadar Aydın Çakırbeyliği’ndeki çiftliğiyle bizzat ilgilenmeyi ve bir çiftçi gibi çalışarak çiftliği ayağa kaldırıp verimli bir işletme haline getirmeyi tercih etti. 12 Ağustos 1930’da kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kurucusu Fethi Okyar’ın teşvikiyle partinin Aydın örgütlenmesinde görev aldı ve il başkanlığına seçildi. Serbest Cumhuriyet Fırkası üç ay sonra kapatıldı. Bu kez Cumhuriyet Halk Fırkası’na geçti ve il başkanı oldu.

1931 yılında Cumhuriyet Halk Fırkası’ndan (CHP) Aydın milletvekili olarak seçildi ve 32 yaşında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdi. Ankara’da bulunduğu bu süre içerisinde bir yandan da eğitimini sürdürerek Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. 1945 yılında partisinin toprak politikasıyla ters düştü ve partideki dostları Celal Bayar, Refik Koraltan ve Fuad Köprülü ile birlikte demokratikleşme adına yasalarda ve parti yönetiminde değişiklikler yapılmasını teklif eden “dörtlü takrir” olarak anılan önergeyi Cumhuriyet Halk Partisi meclis grubuna sundu. Bu çıkış hem onun için hem ülke için bir dönüm noktasıydı. CHP’nin takrire cevabı 4 ismi de partiden ihraç etmek oldu. Bunun üzerine takrirde imzası bulunanlar tarafından 7 Ocak 1946 günü Celal Bayar liderliğinde Demokrat Parti kuruldu.

Tek parti iktidarı karşısında kurulan bu yeni parti seçimlere hazırlanıyordu ancak en erken 1947’de yapılması beklenen seçimler Demokrat Parti henüz teşkilatlanmasını tamamlayamadan 21 Temmuz 1946’ya alındı. Seçimlerde “açık oy, gizli tasnif” usulüyle yapılan hileler sonucunda DP 64 milletvekili çıkarsa da iktidar olmasına yetmedi. Buna rağmen Meclis’te artık bir muhalefet partisi oluşmuştu.

14 Mayıs 1950 seçimlerinde Demokrat Parti oyların yüzde 53’ünü alarak iktidar oluncaya dek Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’yi 27 yıl kesintisiz tek parti sistemi ile yönetti. Adnan Menderes, çok partili ve demokratik seçimlerle Demokrat Parti’nin iktidara geldiği 22 Mayıs 1950’den, iktidardan zorla uzaklaştırıldığı 27 Mayıs 1960’a kadar başbakanlık yaptı ve bu 10 yıl boyunca 5 hükümet kurarak Demokrat Parti iktidarının tek başbakanı olarak kaldı.

İktidarı döneminde özel teşebbüslere fırsat tanıması, kırsal ve tarımsal alanda makineleşmeye önem vermesi, sulama ve enerji kaynakları için kurulan barajlar, inşa edilen yollar ve limanlar, okul, elektrik ve su gibi birçok hizmetin köy ve kasabalara da ulaştırılmasıyla çığır açtı. Ancak onun en unutulmaz hizmetlerinden biri şüphesiz 1932 yılından itibaren uygulanan Arapça ezan yasağını 18 yıl aradan sonra kaldırmasıydı.

Cumhuriyet tarihinde ilk defa devlet radyosunda dini programların yayınlanması, din derslerini okul programı içine aldırması, İmam-Hatip okullarının açılması, ülkeye girmesi yasaklı olan Osmanoğlu hanedanının üyelerinin yasaklarının kaldırılmasıyla da devrim niteliğinde birçok hizmete vesile oldu. Girdiği tüm seçimleri tek başına iktidar olarak kazanan Adnan Menderes’i seçimle veya suikastla saf dışı bırakamayacağını anlayanlar harekete geçti. Kendilerine Milli Birlik Komitesi diyen bir grup subay 27 Mayıs 1960 günü askeri bir darbeyle yönetime el koydu. Bu, ilerleyen yıllarda neredeyse her 10 yılda bir darbelerle sınanacak Türkiye Demokrasi Tarihi için bir ilkti.

Başbakan Adnan Menderes ve Cumhurbaşkanı Celal Bayar olmak üzere Demokrat Parti milletvekilleri Yassıada’ya götürüldü. Yargılanmalarına 14 Ekim 1960’ta başlandı. Şaibelerle dolu ve adil yargılamadan uzak olan süreç Askeri savcının 592 sanıktan 288’i için idam istemiyle sonuçlandı. Yüksek Adalet Divanı 15 sanığın idamına karar verdi ancak üç kişinin cezası infaz edildi. Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan 16 Eylül 1961’de idam edildi. 17 Eylül 1961 günü ise Başbakan Adnan Menderes darağacına çıkarıldı.

Adnan Menderes, Türkiye siyasi tarihinde idam edilen ilk ve tek Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak tarihe geçti. 1990 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen bir kanunla Adnan Menderes ve hüküm giymiş bütün Demokrat Partililer’in itibarı iade edildi. Menderes, Polatkan ve Zorlu’nun mezarları idam edildikleri gün olan 17 Eylül 1990 tarihinde, Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın katıldığı devlet töreni ile İstanbul Vatan Caddesi’nde kendileri için hazırlanan anıtmezara nakledildi.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.