
Trump’ın Çin’e uyguladığı gümrük vergileri, ilk bakışta sadece Çin’le ABD arasında yaşanan bir ticaret çekişmesi gibi görünebilir. Ancak aslında bu karar, modern küresel ekonominin ne kadar hassas dengeler üzerine kurulu olduğunu ortaya koyuyor. Apple’ın en çok satan ürünlerinden biri olan iPhone’un içine baktığımızda, sadece bir “teknoloji harikası” değil, aynı zamanda küreselleşmiş üretimin anatomisini görüyoruz.
Yeni bir iPhone modelinin (örneğin A18 Pro) üretiminde kullanılan parçalar, dünyanın dört bir yanından geliyor. İşlemci Tayvan’dan, ekran Güney Kore’den, batarya Çin’den, 5G modem ve bellek ABD’den, depolama birimi Japonya’dan tedarik ediliyor. Bu parçaların Apple’a olan maliyeti toplamda yaklaşık 846,59 dolar. Ancak Trump’ın Çin’e yönelik sert vergi politikaları, sadece Çin’den gelen parçaları değil, tüm bu üretim ağının toplam maliyetini etkileyerek fiyata %54 zam olarak yansıyor. Çünkü mesele yalnızca montaj değil, ürünün paketlenmesi, taşınması, lojistiği ve bu sürecin tamamında yer alan gümrük vergileri zincirini de kapsıyor. Kritik olan şu: iPhone’un son montajı büyük ölçüde Çin’de yapılıyor. Bu da demek oluyor ki Çin’e uygulanan her gümrük vergisi, aslında tüm cihazın fiyatını artırıyor. Yani ABD-Çin çekişmesinde sadece Çinli üretici zarar görmüyor; Tayvan’dan gelen işlemcinin, Japonya’dan gelen depolama biriminin de gümrükten geçişi dolaylı olarak pahalanıyor. Böylece, ekonomik milliyetçilik adına alınan kararlar, zincirin tüm halkasında maliyet enflasyonu yaratıyor.
Marketing Türkiye adına Sia Insgiht’ın gerçekleştirdiği “Ev Genci Araştırması” sonuçlarına göre Türkiye'deki gençlerin en çok tercih ettiği telefon markaları iPhone (%26) ve Samsung (%23). Yani her iki gençten biri, doğrudan Asya merkezli bir üretim zincirinin ürününü tercih ediyor. Bu markaların üretim üsleri Çin, Güney Kore, Hindistan ve Vietnam gibi ülkelerde konumlanıyor. iPhone’un işlemcisinden bataryasına kadar tüm parçaları farklı kıtalardan tedarik edilirken, Samsung’un da ekran teknolojilerinden çip üretimine kadar benzer şekilde çok uluslu ve kırılgan bir üretim ağı bulunuyor. Bu bağlamda, Trump’ın Çin’e uyguladığı yüksek tarifeler, aslında Türk gençliğinin doğrudan tüketim alışkanlıklarına dokunuyor. Farklı bir markaya yönelmek mi!, teklif dahi edilemez. Dolayısıyla gençler arasında popüler olan markaların fiyatlarındaki artış, "çıkar telefonunu" ifadesinin arkasındaki ekonomik gerçekliği daha da belirgin hale getiriyor.
Geldiğimiz noktada Trump’ın gümrük tarifeleri, ilk bakışta ulusal güvenlik ya da stratejik sanayileri koruma hamlesi gibi görünse de, aslında küresel ekonomi üzerindeki ideolojik tahakküm savaşının bir parçası. Çin'i kuşatma stratejisi, bir yandan ABD içinde üretim çağrısı yaparken, diğer yandan tüketiciyi ciddi tsunami gölgesinde ekonomik belirsizliğe itiyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.