Çıkar telefonunu: Bir iPhone, bir Trump…

04:0012/04/2025, Cumartesi
G: 12/04/2025, Cumartesi
Özgür Bayram Soylu

ABD Başkanı Donald Trump’ın yeniden başlattığı ticaret savaşı, bu kez doğrudan cebimizi hedef alıyor. Çin'den ithal edilen ürünlere %125 ila %145 arasında değişen gümrük vergileri uygulanması, sadece Wall Street’i değil, İstanbul’daki taksitli teknoloji tutkunlarını da yerinden oynatmışa benziyor. Çin’in misilleme olarak %125 oranında vergiyle karşılık vermesi ise bu hamlenin artık “ticaret diplomasisi” olmaktan çıktığını ve kör ideolojik bir ekonomik savaşa dönüştüğünü gösteriyor. Ama bu savaş,

ABD Başkanı Donald Trump’ın yeniden başlattığı ticaret savaşı, bu kez doğrudan cebimizi hedef alıyor. Çin'den ithal edilen ürünlere %125 ila %145 arasında değişen gümrük vergileri uygulanması, sadece Wall Street’i değil, İstanbul’daki taksitli teknoloji tutkunlarını da yerinden oynatmışa benziyor. Çin’in misilleme olarak %125 oranında vergiyle karşılık vermesi ise bu hamlenin artık “ticaret diplomasisi” olmaktan çıktığını ve kör ideolojik bir ekonomik savaşa dönüştüğünü gösteriyor.
Ama bu savaş, klasik tank-top değil, şarj kablosu ve kamera lensiyle yapılan bir savaş olması ile dikkat çekiyor. Cephanesinin mikroçip, cephaneliğinin lojistik merkezlerden oluşuyor olması da meseleyi farklı bir zemine taşıyor.

KÜRESEL ARZ ZİNCİRİNİN DOMİNO ETKİSİ

Trump’ın Çin’e uyguladığı gümrük vergileri, ilk bakışta sadece Çin’le ABD arasında yaşanan bir ticaret çekişmesi gibi görünebilir. Ancak aslında bu karar, modern küresel ekonominin ne kadar hassas dengeler üzerine kurulu olduğunu ortaya koyuyor. Apple’ın en çok satan ürünlerinden biri olan iPhone’un içine baktığımızda, sadece bir “teknoloji harikası” değil, aynı zamanda küreselleşmiş üretimin anatomisini görüyoruz.

Yeni bir iPhone modelinin (örneğin A18 Pro) üretiminde kullanılan parçalar, dünyanın dört bir yanından geliyor. İşlemci Tayvan’dan, ekran Güney Kore’den, batarya Çin’den, 5G modem ve bellek ABD’den, depolama birimi Japonya’dan tedarik ediliyor. Bu parçaların Apple’a olan maliyeti toplamda yaklaşık 846,59 dolar. Ancak Trump’ın Çin’e yönelik sert vergi politikaları, sadece Çin’den gelen parçaları değil, tüm bu üretim ağının toplam maliyetini etkileyerek fiyata %54 zam olarak yansıyor. Çünkü mesele yalnızca montaj değil, ürünün paketlenmesi, taşınması, lojistiği ve bu sürecin tamamında yer alan gümrük vergileri zincirini de kapsıyor. Kritik olan şu: iPhone’un son montajı büyük ölçüde Çin’de yapılıyor. Bu da demek oluyor ki Çin’e uygulanan her gümrük vergisi, aslında tüm cihazın fiyatını artırıyor. Yani ABD-Çin çekişmesinde sadece Çinli üretici zarar görmüyor; Tayvan’dan gelen işlemcinin, Japonya’dan gelen depolama biriminin de gümrükten geçişi dolaylı olarak pahalanıyor. Böylece, ekonomik milliyetçilik adına alınan kararlar, zincirin tüm halkasında maliyet enflasyonu yaratıyor.


ÇIKAR TELEFONUNU
Bu gelişmelerin Türkiye’ye yansıması kaçınılmaz. Türkiye’de iPhone kullanan gençler, bu bileşen zincirinin uzaktaki bir halkası gibi görünseler de, aslında zincirin sonundaki “fatura ödeyici” konumundalar. Çünkü artan üretim maliyetleri, doğrudan satış fiyatlarına yansıyor. Döviz kuru ve yurt dışı alışverişteki vergi düzenlemeleriyle birleştiğinde,
yeni bir iPhone almak Türkiye'de artık sadece bir “teknolojik tercih” değil, adeta bir ekonomik meydan okuma hâline geliyor. Türkiye’deki gençlerin teknoloji tercihlerine bakıldığında, bu küresel zincirin ne kadar yerelleştiğini görmek de mümkün oluyor.

Marketing Türkiye adına Sia Insgiht’ın gerçekleştirdiği “Ev Genci Araştırması” sonuçlarına göre Türkiye'deki gençlerin en çok tercih ettiği telefon markaları iPhone (%26) ve Samsung (%23). Yani her iki gençten biri, doğrudan Asya merkezli bir üretim zincirinin ürününü tercih ediyor. Bu markaların üretim üsleri Çin, Güney Kore, Hindistan ve Vietnam gibi ülkelerde konumlanıyor. iPhone’un işlemcisinden bataryasına kadar tüm parçaları farklı kıtalardan tedarik edilirken, Samsung’un da ekran teknolojilerinden çip üretimine kadar benzer şekilde çok uluslu ve kırılgan bir üretim ağı bulunuyor. Bu bağlamda, Trump’ın Çin’e uyguladığı yüksek tarifeler, aslında Türk gençliğinin doğrudan tüketim alışkanlıklarına dokunuyor. Farklı bir markaya yönelmek mi!, teklif dahi edilemez. Dolayısıyla gençler arasında popüler olan markaların fiyatlarındaki artış, "çıkar telefonunu" ifadesinin arkasındaki ekonomik gerçekliği daha da belirgin hale getiriyor.

Türkiye’de “çıkar telefonunu” artık bir cümle değil; ekonomik tartışmaların mobil versiyonu, sınıfsal çelişkilerin ekran ışığıyla aydınlatıldığı bir reality check haline geliyor. Sokakta, sosyal medyada, kahve köşelerinde veya tartışma programlarında biri ekonomik krizden söz ettiğinde, “Ama cebinde iPhone var kardeşim!” sözlerini hepimiz anımsıyoruz.
Sosyoekonomik başarısızlığının çıkış yolu gösterişe mahkum olmuş bir tüketim davranışında aranmaya devam ediyor. Ama hepimiz de biliyoruz ki iPhone aslında gelir göstergesi olmanın ötesinde, geçmiş refahın taksitle bugüne sarkan anısını taşıyor.
Sonuç olarak, Trump’ın tek bir kalemle çizdiği vergi oranı, Tayvan’dan Japonya’ya, oradan Çin’e ve ABD’ye uzanan devasa bir üretim ağını sarsarken, zincirin en ucundaki genç Türk tüketicinin cebindeki kredi kartını da titretmeye yetiyor. Bu da bir kez daha gösteriyor ki,
küresel tedarik zincirleri artık bir ekonomik değil, bir jeopolitik hassasiyet alanı. Ve bu alandaki en ufak bir sarsıntı, ekranımıza zam, bataryamıza stres, cebimize yük olarak geri dönüyor.

Geldiğimiz noktada Trump’ın gümrük tarifeleri, ilk bakışta ulusal güvenlik ya da stratejik sanayileri koruma hamlesi gibi görünse de, aslında küresel ekonomi üzerindeki ideolojik tahakküm savaşının bir parçası. Çin'i kuşatma stratejisi, bir yandan ABD içinde üretim çağrısı yaparken, diğer yandan tüketiciyi ciddi tsunami gölgesinde ekonomik belirsizliğe itiyor.

Bizde gerçek konfor; en yenisine değil, yeterince iyisine razı olmaktır.
#Ekonomi
#ABD
#Donald Trump