Umre ve Araplar hakkında notlar

00:0027/05/2011, Cuma
G: 4/09/2019, Çarşamba
Özlem Albayrak

MEKKE - İnsan bazen kaçmak ister. Bunu ruh talep eder. "Şimdi zamanı mıdır, meşguliyetler ne olacaktır, sorumluluklar peki?" sorularının hükümden düşürdüğü kaçma girişimleriyle doludur kişisel tarih. Ama bazen de, fırsat tam da gole çevrilmek için ayağa gelmiş bir orta gibi tüm şartları haiz bir şekilde zuhur eder. Hissedersiniz, kendisine kaçılacak olanın daveti gelir, insan davete icabet etmez de, su gibi aka aka gider.Bendeniz de aynen öyle yaptım, hem kaçtım, hem gittim efendim. Hem de nereye,

MEKKE - İnsan bazen kaçmak ister. Bunu ruh talep eder. "Şimdi zamanı mıdır, meşguliyetler ne olacaktır, sorumluluklar peki?" sorularının hükümden düşürdüğü kaçma girişimleriyle doludur kişisel tarih. Ama bazen de, fırsat tam da gole çevrilmek için ayağa gelmiş bir orta gibi tüm şartları haiz bir şekilde zuhur eder. Hissedersiniz, kendisine kaçılacak olanın daveti gelir, insan davete icabet etmez de, su gibi aka aka gider.

Bendeniz de aynen öyle yaptım, hem kaçtım, hem gittim efendim. Hem de nereye, yeryüzünde gidilebilecek olan en güzel yere: Allah''ın evine, Mekke''ye. Sıradaki şehir Medine.

Umre ya da Hacc farizasını yerine getirenlere gıpta duygusunun ifadesidir herhalde, ''Hz Muhammed Mustafa (sav) ve Allah''ın (cc) daveti olmadan kutsal mekanlara yüz sürmek nasip olmaz'' denir halk arasında.

Başka bir davet olsa, seçimlere 5 kalmışken, zorunlu meşguliyetler yakaya yapışmışken ve daha bir sürü şeyken, kafadan reddedebilirdim… Ama bu, değeri ölçülemezdi. Ve, her zaman yapmadığımı yaptım, gazetecilik duygularımı evde bıraktım.

Mekke yollarına ayak basmak, Kâbe''yi dönebilmek, Safa ve Merve tepeleri arasında hayat suyu arar gibi gidip gelebilmek, Peygamber''in (sav) doğduğu mübarek evi ziyaret edebilmek, Arafat''a, Hira Dağı''na, sahabe kabirlerine selam verebilmek, kaset siyaseti ve seçimlerden daha ağır bastı bende.

İyi ki bastı. Çok şey öğrendim.

Bir müslümanın hayatını dizayn eden matematiğin ibadet vakitleri olduğunu bilmeyenlerden değiliz çok şükür. Amma velakin, dünyalık olan her şeyi 5 vakit arasına yerleştirerek bir günü dizayn etmenin, bu dizayndan alınacak manevi lezzetin bu boyutlarda olabileceğini bilmezdim.

Sözgelimi, bir otel odasında gazeteye yazı yetiştirmeye çalışırken, kendini ikindi ezanının okunmasını ve otelle arasında 5 dakika mesafe olan Kâbe''ye doğru yollanmayı beklerken bulmanın heyecanını her fani yaşasın istedim. Allah''ın (cc) gücü yeten bütün Müslümanları Kâbe''yi ziyaretle zorunlu tutmasının sebebini anladım.

O "Allah varsa sorun yok" teslimiyeti, o "Ezan okunsa da, önünde sütun olmayan, Kâbe''yi direkt gören bir mahalden, o kutsal mekana baka baka bir namaz kılsam" heyecanı, Mekke''den başka hiçbir yerde yok çünkü. Yeryüzünde geride bıraktığınız her şeyin silikleştiği bir yer varsa, yapılan ibadetten hem manevi, hem de bedensel bir zevk almanın bir doruğu varsa, orası burası çünkü.

O tavafın, o sayın; döne döne ve gide gele Allah''ı bulmanın hazzını hiçbir şeyde bulamadım. Dünyanın kendi çevresinde döndüğü gibi, dünyanın çekirdeği olan Kâbe''nin etrafında, Kâbe''ye dönmenin, Allah''a dönmenin bir anı, bir ömre bedeldi diyeyim, ötesini siz anlayın.

Gazeteciler Yazarlar Vakfı Kadın Platformu adına küçük grubumuza mihmandarlık eden Cemal Uşşak''ın içinden katman katman manevi dersler çıkaracağınız uhrevi sohbeti de cabası… Kendilerine buradan teşekkür etmek isterim.

SUUD, MEKKE VE UMRE''DEN ÖĞRENDİKLERİM&ŞAŞAKALDIKLARIM

1 - Damak tadımıza uygun yemekler de yedik, ancak bendeniz zemzem ve hurmaya dadandım desem yeridir. İtiraf etmeliyim ki, İstanbul''dayken çok da tat alarak içmediğim/yemediğim zemzem ve hurma ikilisinin dünyanın en güzel gıdaları gibi gelmesine, şaşırdım.

2 - Kadınlar ve erkekler Kabe''yi birlikte yan yana tavaf ederken, sokakta, alışveriş merkezlerinde birlikte karışık dolaşırken, kadınların neden araba kullanamadıklarına şaşakaldım.

3 - Türkiye laisistlerinin ezberi olan "Türban tektipleştiriyor" savsözünü bir de gelip Mekke''de test edin. Dünyanın her yerinden gelmiş kadınların giyimi neredeyse ya baştan aşağıya siyah ya da beyaz. Yalnızca Türk kadınlarının giyimi her boyda ve her renkte olmasıyla farklılaşıyor. O ezber yalan yani, tesettür ve türban tektipleştirmiyor, neredeyse renk kakofonisi oluşturacak derecede çeşit arzediyor.

4 - Zemzem Tower, dedikleri kadar varmış. Kâbe''nin neredeyse yanı başında inşa edilecek bir gökdelen fikrini İlk duyduğumda da şaşırmıştım, gördüğümde de şaşırdım. Görgüsüzlük ve saygısızlık şahikası bir yer derseniz hiç düşünmeden adını verebilirim.

5 – Şeriat polisleri hakkındaki korkutmalara kulak asmayın. Tek bir polise rastlamadım. Kâbe ziyaretlerinde başını örtmek gibi bazı kurallar haliyle mevcut, ama daracık dizüstü redingotunun altına giydiği pantolonla Kâbe''de namaza duran kadınlar gördüm. Abartmayın.

6 –Türkiye''de birileri tarafından Araplarla dalga geçmek için kullanılan "yallah" kelimesini kullanma sıklığı bir modernlik ölçütüyse; Mekke, Beyrut''tan daha modern diyebilirim.

7 – Gerçi ben de tıpkı ekipteki diğer kadınlar gibi babamdan muvafakatname almadan vize alabildim, ama Suudların, 45 yaş altı kadınlara getirdiği babadan ya da eşten muvafakatname alma şartını hep yadırgadım, hâlâ yadırgıyorum.

8 – Cumhuriyet''in "pis, hain Araplar" öğretisi bendenizde hep ters tepti, Araplar''ı sevdim, üzgünüm.

9 – Bir Umre deneyiminin, Allah''ın evine misafir olmanın bu kadar güzel olabileceğini, bunca iyi hissettirebileceğini bilmezdim, öğrendim.