Yerel seçimin dinamikleri

04:001/02/2024, Perşembe
G: 1/02/2024, Perşembe
Turgay Yerlikaya

31 Mart seçimleri ile ilgili gelinen noktaya bakıldığında, sürecin belirli bir aşama kaydettiği söylenebilir. Özellikle aday belirleme çalışmalarının beklenenden daha fazla sürmesi süreçle ilgili soru işaretlerini de artırmaktadır. Cumhur ittifakının 2017 ve sonrasında kritik dönem ve seçimlerde tahkim ettiği işbirliğinin bu aşamada önemli bir avantaj ürettiği açık. Nitekim ittifakın iki önemli bileşeni olan AK Parti ve MHP, 28 Mayıs’ın hemen ertesinde seçimlere yönelik teşkilatlarına çağrı yaparak

31 Mart seçimleri ile ilgili gelinen noktaya bakıldığında, sürecin belirli bir aşama kaydettiği söylenebilir. Özellikle aday belirleme çalışmalarının beklenenden daha fazla sürmesi süreçle ilgili soru işaretlerini de artırmaktadır. Cumhur ittifakının 2017 ve sonrasında kritik dönem ve seçimlerde tahkim ettiği işbirliğinin bu aşamada önemli bir avantaj ürettiği açık. Nitekim ittifakın iki önemli bileşeni olan AK Parti ve MHP, 28 Mayıs’ın hemen ertesinde seçimlere yönelik teşkilatlarına çağrı yaparak önemli bir başlangıç yapmışlardı. Kısa bir süre sonra ise her iki partinin kurmay heyetleri bölge ve illere yönelik özel çalışmalar yaparak aday belirleme sürecinde önemli mesafeler katetmişlerdi. İki parti arasında var olan kuvvetli bağ, hangi bölgede nasıl bir aday ve strateji belirlenmesini de kolaylaştırmış ve sürecin bu evreye gelmesini sağlamıştır. Partiler arasında Türkiye’nin önemli bölge ve illerindeki ittifaka rağmen iki partinin yarıştığı ve rekabet içerisinde olduğu illerin varlığı da önemli bir ayrıntı olarak dikkat çekmektedir.

Millet ittifakının seçimler sonrasında devam etmiyor oluşu ittifakın kurucu unsuru açısından yeni meydan okumalara yol açmaktadır.
28 Mayıs öncesinde doğrudan ya da dolaylı olarak ittifaka destek veren partilerin açık ya da örtülü pozisyonları, CHP açısından önemli sorunlara neden olmaktadır.
CHP açısından bir diğer sorun da partide yaşanan değişim sonrasında oluşan lider krizidir. Özellikle İmamoğlu’nun aday belirleme süreçlerine etkisi ve nüfuzunu artırma arayışı, parti içerisindeki elitler arasında ciddi çatışmalara neden olmaktadır.
Değişim tartışmaları ve kurultay sürecindeki pozisyon alışların, aday belirlemede etkili olduğuyla ilgili eleştiriler de seçimler öncesindeki enerjinin parti içi tartışmalara yoğunlaşmasına neden olmaktadır.
Özellikle Eskişehir, İzmir ve Ataşehir gibi yerlerdeki aday belirleme süreçlerinde benzer eleştirilerin yapılıyor olması bu anlamda önemli. Parti içi tartışmaların gölgesinde geçen bu sürecin seçmende oluşturacağı olumsuz etki, seçmen davranışı ve tercihi üzerinde belirleyici olacağı çok açık.

ANKARA VE İSTANBUL TARTIŞMASI

Uzunca bir süredir İstanbul’un gölgesinde kalan yerel seçim tartışmaları, adayların önemli bir bölümünün belirlenmesiyle evrenini genişletti. Cumhur ittifakının Ankara’da kimi aday çıkartacağı ile ilgili tartışmalar yapıldığında, ittifakın Ankara’ya bugüne değin çok fazla temas etmediği ve enerjisini önemli ölçüde İstanbul’a ayırdığı yönünde eleştiriler yapıldı. Fakat Turgut Altınok gibi bir ismin Ankara’da tercih edilmesi sonrasında, Ankara’nın ittifak tarafından yeniden kazanılma ihtimalinin ne denli güçlü olduğu tartışmaya açıldı. Nitekim ismin açıklanması sonrasında, Altınok’un Ankara’daki belediyecilik tecrübesi ve siyasal kimliğinin Ankara demografisi ile uyumu, Ankara’nın yeniden kazanılma ihtimalini kuvvetlendiren bir etmen olarak değerlendirilmiştir.

Bu argümanı güçlendiren bir diğer etmen de koşulların 2019 yerel seçimleri ile oldukça farklı olması idi. Hatırlayacak olursak 2019’da HDP, Millet ittifakı lehine bir strateji benimsemiş ve aday çıkartmayarak Ankara ve İstanbul başta olmak üzere birçok büyükşehrin Millet ittifakı tarafından kazanılmasını mümkün kılmıştır. Bugün ittifakın önemli bir diğer bileşeni olan İYİ Parti’nin de hür ve müstakil siyaset izleği gereğince aday çıkartmış olması, Ankara’daki denklemi değiştirebilecek bir diğer parametre olarak dikkat çekmektedir. Öyle ki 2019’da sadece İYİ Parti’nin İl Genel Meclisindeki oy oranına bile bakıldığında, bu niceliğin seçimi etkileme potansiyelinin ne denli büyük olduğu görülmektedir. Altınok lehine yorumlanabilecek bir diğer husus da 2019’da ittifakın Ankara adayı ile ilgili tartışmaların bugün yapılmıyor oluşu. Tüm bu değişkenler dikkate alındığında Ankara’daki yarışın an itibarıyla bir heyecan ürettiği ve bu heyecanın sahaya da yansıdığı görülmektedir.

2019 denkleminin işlemediği ve heyecanın dorukta olduğu bir diğer il İstanbul. İstanbul açısından denklemi daha fazla zorlaştıran bir husus adayların çokluğu.
İYİ Parti, Zafer Partisi ve Saadet Partisi’nin aday çıkartıyor oluşu hem Kurum hem de İmamoğlu açısından yeni ihtimalleri ortaya çıkartmaktadır. Özellikle İYİ Parti’nin seçmenlerini kendi adayları lehine konsolide etme durumu, İmamoğlu açısından bir sorun teşkil edecektir. İmamoğlu açısından bir diğer sorun ise DEM’in aday çıkartma ihtimali. Kendi seçmen kitlesini konsolide etme ve sandığa götürme pratikleri düşünüldüğünde, bu opsiyonun İmamoğlu açısından 2019’a oranla ciddi oy kayıplarına yol açacağı kuvvetle muhtemel.
İstanbul’da denklemi Kurum lehine çevirebilecek en önemli husus, bizatihi Kurum’un kendi kimliği ve yerel yönetime dair projeksiyonlarıdır.
Her ne kadar ana akımda Kurum’un vaatleri üzerinden bir tartışma ortamı henüz yeterince oluşmamış olsa bile söz konusu projeksiyonun seçmen kitlede bir karşılık bulması kuvvetle muhtemel. Kurum açısından belirleyici olacak önemli bir parametre ise Yeniden Refah’ın İstanbul ile ilgili tasarrufudur. Parti’nin ittifak içerisinde yer almasına rağmen hükümete yönelik eleştirileri de dikkate alındığında, İstanbul’da aday çıkarma durumunda denklemin Kurum açısından bir risk üreteceği açık. Nihai kertede birçok değişkenin söz konusu olduğu bu konjonktürde, hem Kurum hem de İmamoğlu açısından çoklu ihtimallerin gündeme geldiği bir seçim süreci izleyeceğiz.
#politika
#yerel seçim
#31 Mart
#AK Parti
#CHP