
15 Haziran''daki “MHP''nin durumu” başlıklı yazıma MHP''ye yakın olduğu anlaşılan okurlardan çok sayıda eleştiri geldi. Birkaç mantıklı analizin dışında çoğunluğunda klasik hamaset söylemi hakimdi. “Milli ahlak”a uygun olmayan e-mailler bir tarafa bırakılırsa, eleştiriye çok da açık olunamadığı anlaşılıyor.
Yazıda söylediğim özetle şunlardı: MHP 22 Temmuz seçimlerinin kilit partisidir, buradaki kilit olma rolü barajı geçip geçmemekle alakalıdır. Seçime giderken MHP''nin bünyesel ve yapısal sorunları bulunmaktadır. Koalisyon ortağı olarak performansı, dış politikadaki içe kapanmacı söylemi, AB''ye yönelik sert eleştirileri ve serbest piyasa ekonomisini başarıyla sürdüremeyeceği düşüncesi MHP''nin çekince oluşturan handikaplarıdır.
Bu değerlendirmeyi bir düşmanlık gibi algılamak ne kadar doğrudur?
Şehirli, eğitimli, dünya gerçeklerini yakından izleyen ve aşırılıklara karşı olan seçmenin MHP''ye muhtemel politikaları açısından endişeyle bakması doğaldır.
Siz hergün AB düşmanlığı yaparsanız, AB sürecindeki reformlarla Türkiye''nin modern bir değişim geçirmesini önemseyen kitleyi rahatsız edersiniz.
Devletçi, müdahaleci bir ekonomik anlayışınız varsa ve bakanlarınız yolsuzluk dosyalarıyla Yüce Divan''da yargılanıyorsa, küresel rekabet gücünü ve serbest piyasa ekonomisini önemseyen çevreleri endişeye sevkedersiniz.
Yabancılara gayrımenkul satışını vatan toprağını satmak gibi ajite ederseniz; özelleştirmenin, yabancı sermaye girişinin ve dış ticaret hacminin Türkiye''nin kalkınması için hayati önemde olduğunu bilen insanların bakışını değiştirirsiniz.
Bir yandan Türkiye büyük devlet, büyük misyonlar yüklenmeli derken, diğer yandan içe kapanmacı bir anlayışla çevremizdeki herkesi düşman olarak nitelerseniz sıradan insanlar bile dış politikada gerçekçi bir çizgi tutturamayacağınızı düşünür.
Bir yandan sert ve radikal çıkışlar yapıp esip gürlerken, diğer yandan memlekette gelişen her olaya sessiz kalır, hiçbir şey yokmuş gibi tavırsız kalmayı politika haline getirirseniz, sağduyu sahibi seçmen bundan da tabii ki etkilenir.
Solculuk eleştirisi üzerine yükselen MHP''nin DSP''den sonra şimdi de CHP ile birlikte adının anılmasının ülkücü kesimde rahatsızlık uyandırması doğal değil midir?
MHP''nin oy durumuyla ilgili değerlendirmemize katılmadığını söyleyen okurlarımız var. Bugün yapılan tahminler, bugüne aittir. Seçime bir ay var. Siyasette 24 saat bile uzun bir süredir. Siyasi analizler temennileri değil, tespit edilen olguları kapsamalı.
Geçen hafta yapılan bir araştırmaya göre MHP''nin çok güçlü olduğu düşünülen illerde MHP birinci parti değil, ikinci veya üçüncü parti.
Afyon, Çankırı, Yozgat ve Kastamonu''da MHP yüzde 15-18 bandında; Mersin, Kırıkkale, Kırşehir ve Gümüşhane''de yüzde 20-24 bandında, MHP''nin ilk sırada çıkabileceği tek şehir ise Bahçeli''nin memleketi Osmaniye olabilir. Bu şehirlerde AK Parti''nin ortalaması ise yüzde 43.
MHP''nin daha zayıf olduğu şehirler ortalamaya girince oy oranı baraja kadar düşüyor. Bunlar temenni değil, araştırmaların söylediğidir ve yalnızca bugüne ait fikir verir.
22 Temmuz''da tablonun nasıl değişeceğini göreceğiz. Bu yüzden söylenecek her şey ancak tahmin olabilir. Ancak MHP''nin deklare ettiği politikalar üzerinden yapılan yorumlar tahmin değil, varolanın eleştirisidir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.