
Ben olsam bu küresel gerilimler ortamında Türkiye’den başka bir yere paramı götürmem ama götüren götürüyor. Türkler artık iyiden iyiye yurtdışından gayrimenkul alıyor. Sanki yanlış bir zamanlamayla başladı bu eğilim ama başladı.
Zamanlamanın yanlışlığının bir diğer boyutu da yurtdışı gayrimenkul yatırımı eğiliminin kamuoyunda genellikle negatif okunmasıdır.
Bu aslında olumlamak ya da olumsuzlamak konusu değildir. Terzi dikkatiyle sebeplerine inilmesi gereken bir iktisadi ve sosyolojik fenomendir. Bu türden konuları sebeplerini anlamak için ele alana kadar Türkiye bir olgunlaşmadan geçecektir.
Gelin benim ulaşabildiğim sebeplere bir bakalım. Böylece akışın kaynağını, rotasını ve sonucunu anlayabiliriz. Düzeltme ihtiyacı varsa bunları da karşılayabiliriz.
Türkler yurtdışından birkaç nedenle gayrimenkul alıyor. Bu nedenler tek tek yahut genellikle birkaçı birden çalışıyor. Bizim millet böyledir. Genellikle tek anlamlı iktisadi faaliyetlere girmez. Birden fazla işlev yükler kayda
değer alışverişlerine.
Gelelim şimdi bu nedenlere.
Evvela varlık riskini dağıtmak teması yurtdışı gayrimenkul alımında en önde geliyor. Yurtdışında bir miktar varlık tutmak kimini gerçekten iyi hissettiriyor olabilir. Ama bu işlemlere girebilenlerin varlık büyüklüğüyle karşılaştırıldığında dışarıdan aldıkları gayrimenkul gerçekte bir risk dağıtımı oluşturmuyor. Dışarıda da bir parça varlığımız var, demeye yarıyor bu tür işlemler o kadar.
Sonra başka bir sebep olarak öğrenmesini ihraç ediyor bizim millet. Tüm dünyada bir enflasyonist etki beklendiğinden enflasyon bilgisini kâra çevirmek niyeti taşıyor bazıları. Hakikaten darbesinden afetine onca sınamanın sahası olan Türkiye’de ekonomik olarak var olabilen biri dünyanın her yerinde başarabilir.
Sebeplerden bir diğeri olarak döviz geliri elde etmek “ihtiyacı” da öne çıkıyor. Evet, bu bir istek değil bir ihtiyaç olarak şekilleniyor. Nakit akımına istikrar kazandırmak için döviz geliri elde etmek Türkiye’de önemseniyor.
Sebeplerden bir diğeri bizim milletin parayla gayrimenkul almayı sevmiyor oluşuyla alakalı. Türkler yurtiçinde vadeli alım için yeterince derin ve çeşitli seçenek bulamadığından ödeme planı sunan yurtdışı gayrimenkul projeleriyle ilgileniyor, bu kadar basit.
Ekonomik sebeplerden çevresi oluşan önemlileri işte bunlar. Şimdi bu yatırımcılarla toplum arasında bir rekabetten mi bahsetmeli, yoksa çözüm önerileri mi getirilmeli?
Bu meseleye benim getirebileceğim konut kredilerinin lüks konutta açılması gerektiğidir. O zaman da yalnız “varsıla ev var yoksula yok” tartışması çıkacaktır, haklı olarak. Buradan da konut kredi sınırlamalarının lüzumsuz ve yersiz bir uygulama olduğu anlaşılır. Hele bir de maliyetler göz önünde bulundurulduğunda…
Bu sınırlamalar ucuz kredi döneminde getirilmişti. Kredi zaten maliyetliyken sınırlamanın bir anlamı hakikaten var mı?
Yok mesele etrafındaki bu tartışmalara girmeyeceksek; yurtdışından gayrimenkul alan yatırımcıları ihracatçı gibi görmek gerekecektir. Götürdüklerinden daha fazlasını planları tutup belki bir gün geri getirirler.
Bir de meselenin sosyoekonomik kısmı var; Yunanistan’dan gayrimenkul alımı… Bu başlıkta işlem yapanlar “çocuklarının vize sorununu” ön plana çıkarıyor. Kendilerini değil de çocuklarını özellikle öne koyuyorlar.
Açıkçası çoklu anlam yükleme gayretinin en gereksizi bu gibi görünüyor bana. Çocuklar bir büyüsün hele o zamana neler değişir bilmiyoruz ki...
Bu aileler bir yarar elde ettiklerini düşünseler de gereksiz yorulduklarını ve kaynak kullandıklarını düşünüyorum. Avrupa ile yaşanan sanal bir sorun. Aynı sorunu ABD ile yaşamıyor bu aileler mesela.
Sonra bu sorunu çözecek olan kendileri değil devlettir. Kamuoyu baskısı veya talebi oluşturup işi devlete bırakmaları lazımdır. Devletler arası kolektif bir sorununun ailelerin maliyetine dönüşmesi haksızlık.
Gerçi büyük ihtimalle hükümet olgunlukla bu sorunu çözmek istiyor ama karşımızda çocuk gibi davranan bir Avrupa var.
Gene de bu işi daha ciddi ele almalarını sağlamak lazım artık. Millet boşa yorulup vize için para harcıyor sağda solda.
Bu gidişe bir dur denmezse Yunanların Almanlara borcunu bize ödetecekler vize bahanesiyle…
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.