Cami, özgürlüğümüzün kaynağı, istiklal ve istikbalimizin sigortasıdır

04:001/03/2026, Pazar
G: 1/03/2026, Pazar
Yusuf Kaplan

Millî Eğitim Bakanlığı bu yıl Ramazan’da sade, sessiz ama önemli bir ‘devrim’e imza attı: Ramazan havasının okullarımızda çocuklarımız tarafından en iyi şekilde hissedilmesi ve yaşanması için bir dizi etkinliği içeren bir Ramazan etkinliği çalışması başlattı. Bazı seküler tipler -kelimenin tam anlamıyla- çıldırdı, oraya buraya saldırmaya başladı. Bazı sözüm ona aydın kılıklı adamlar ve kadınlar, okullarda Ramazan etkinliklerinin “laikliğe aykırı” olduğunu söyleyerek halkı bu toplumun ruhunun, kardeşliğinin,

Millî Eğitim Bakanlığı bu yıl Ramazan’da sade, sessiz ama önemli bir ‘devrim’e imza attı: Ramazan havasının okullarımızda çocuklarımız tarafından en iyi şekilde hissedilmesi ve yaşanması için bir dizi etkinliği içeren bir Ramazan etkinliği çalışması başlattı.

Bazı seküler tipler -kelimenin tam anlamıyla- çıldırdı, oraya buraya saldırmaya başladı. Bazı sözüm ona aydın kılıklı adamlar ve kadınlar, okullarda Ramazan etkinliklerinin “laikliğe aykırı” olduğunu söyleyerek halkı bu toplumun ruhunun, kardeşliğinin, birliğinin ve dirliğinin en sarsılmaz kaynaklarından biri olan Ramazan etkinliklerini protesto etmeye kalkıştılar.

Bunu gavur bile yapamazdı!

Yapsaydı neyle karşılaşacağını, dünyayı bu alçaklara nasıl dar edeceğimizi iyi bilirdi.


CELLADINA ÂŞIK TASMALI ÇEKİRGELER!

Bu toplumun huzurunun, kardeşliğinin en muhteşem kaynaklarından birini oluşturan Ramazan gibi diriltici ve topluma ruh katıcı bir iklime karşı çıkan tiplerin Müslüman da, Türk de olmadıklarını söyleyeceğim.

Bu tiplerin adam olmadıklarını da söyleyeceğim hiç tereddüt etmeden.

Bu adamların bu ülkenin istiklali ve istikbalinin temeline dinamit döşediklerini ifade edeceğim.

Ülkenin birliği, dirliği ve kardeşliğinin, huzur ve barışının, dayanışma ve yardımlaşma ruhunun teminatı ve en önemli vasıtası olan Ramazan gibi bir mevsime, ruh dolu bir iklime, bu iklimin oluşturduğu manevî havanın bütün çocuklarımıza teneffüs ettirilmesine hangi gerekçeyle olursa olsun karşı çıkan aşağılık biridir, bu ülkeye ve bu sahipsiz topluma hıyanet içindedir.

Bu ülkenin varlık sebebini ve bu toprakları bize vatan kılan dinamikleri ve ruhu oluşturan İslâm’a düşman olduğu için bu hıyaneti ve alçaklığı sergilemekten zırnık kadar çekinmemektedir.

Batı’da veya başka bir dünyada, toplumun huzur ve barış içinde, kardeşlik ve ruh dolu bir atmosferde yaşamasının teminatı olan Ramazan gibi bir iklime karşı çıkan insanlar olsa, o insanlara bunak gözüyle bakarlar. Tam da bu sebepledir ki, Müslüman nüfusun yoğun olarak yaşadığı Londra bile Ramazan mevsiminde Ramazan coşkusunu sakinlerinin iliklerine kadar soluması ve yaşaması için hazırlanmış ve her tarafı Ramazan sembolleriyle donatılmıştır.

Hıristiyan sembolizminin kapitalizmin pagan sembolleriyle harmanlanarak bu ülkenin çocuklarına empoze edilmesi demek olan Noel kutlamalarına, Cadılar Bayramı denen paganizmin zirve yaptığı rezilliği kutlamalarına zırnık kadar ses çıkarmayan bazı entel dantel orangutanlar, Ramazan etkinliklerine cepheden saldırmaktan asla çekinmediler.

Nedir bu peki?

Pergelini şaşırmaktır.

Yönünü ve istikametini yitirmektir.

Celladına âşık olmak ve tasmalı çekirgelere dönüşmektir.

Pergelini şaşıran, yönünü ve istikametini yitiren, celladına âşık olarak tasmalı çekirgelere dönüşen insanların er ya da geç ama mutlaka uçurumun ve yok olmanın eşiğine sürüklenmekten kurtulamayacaklarını söylemek bile gereksiz.


LİSELERE SAHİP ÇIKMAK BİR MİLLÎ GÜVENLİK MESELESİDİR!

Türkiye’deki eğitim sistemi, mankurtlaşmış; kültür, sanat ve medya dünyası, yoz ve yozlaşmış; ülkesine, değerlerine ve inançlarına düşman kişiler yetiştirmekten başka bir işe yaramıyor…

Liseli çocukların yüzde 90’ını kaybetmiş durumdayız! Bu bir toplumun geleceği açısından çok tehlikeli bir şeydir ve o toplumun intiharı anlamına gelir. Liseli çocuklarını kaybeden bir toplum geleceğini de kaybeder. Lise, çocukların kişiliklerinin, kimliklerinin ve dünya görüşlerinin en iyi şekilde belirlendiği ve şekillendiği bir yerdir.

Lise öncesi bütün dönemlerde verilen eğitim duygu eksenli olduğu için, anaokulu, ilkokul ve ortaokulda ne kadar etkili ve güçlü duygusal eğitim verilirse verilsin, Türkiye’de çocuklar liseye gelince, akran zorbalığı hatta teröründen ötürü, hem bildiklerini kolayca unutmaktan hem de kültürüne, değerlerine ve inançlarına çok kolayca düşman hâle gelmekten kurtulamıyor.

Toplumun varlık nedenini oluşturan, bu ülkeyi bizim vatan yapmamızı sağlayan en güçlü değerlerimizin yeşerdiği, geliştiği, kök saldığı Ramazan’ın havasının, renginin, dokusunun, kokusunun okullarımızı cennet havasına dönüştürmesinin laikliğe aykırı yaftalamasıyla yasaklanması çağrısında bulunulması bu toplumun nasıl belirsiz ama tehlikeli bir uçurumun eşiğine sürüklenmeye çalışıldığını göstermeye yetiyor olsa gerek.


BATI’DA EĞİTİMİN, KÜLTÜRÜN VE SANATIN KAYNAĞI ‘KİLİSE’DİR

Batı’nın en laik ülkeleri dâhil her ülkesinde, her köşesinde çocuklar en erken yaşlardan itibaren kiliselere götürülür.

Kilise, sadece bir ibadet alanı değildir. Batı uygarlığının temellerinin, değerlerinin ve anlam haritalarının en başta gelen kurucu kaynaklarından ve sembollerinden biridir.

Cami de bizim için öyledir.

Batı’da eğitimin kaynağı, kültürün kaynağı, sembollerin kaynağı kilisedir. Modern Batı felsefesinin kurucusu Descartes bir kilise okulundan mezun olmuştur.

Bizim açımızdan daha da silkeleyici olan gerçek şudur: Laikliğin anavatanı, kalesi Fransa’da orta dereceli okulların üçte biri Katolik Kilisesi’nin kontrolündedir.

Fakat sıkı durun: Katolik Kilisesi’nin kontrol ettiği okullar, Fransa’nın en iyi, en kaliteli okullarıdır!

Gel de çıldırma sen şimdi: Bu ülkenin en iyi okulları, bu ülkenin altını en iyi oyan okullarıdır. Fransa’da, İngiltere’de, Almanya’da böyle bir şeyi hayal etmek bile mümkün değildir.

Batı’da üniversiteleri kilise kurmuştur. Kilise de üniversite fikrini, mimari ekolojisini, müfredatını bizim ‘medrese’mizden, medresenin kurucu mekânı ‘cami’lerimizden ödünç almıştır.

“Üniversitenin Yükselişi” başlıklı zihin açıcı kitabında Charles Homer Haskins bunu çok güzel anlatır.

*

Not: Bu yazı, Cins Dergisi’nin Mart sayısında yayımlanan yazımın giriş kısmıdır. Yazının tamamına oradan ulaşabilirsiniz.

#toplum
#aktüel
#Yusuf Kaplan