Dünyada gücü gücü yetene!

04:002/09/2025, Salı
G: 2/09/2025, Salı
Yeni Şafak
Cevdet Yılmaz.
Cevdet Yılmaz.

Yargıtay'daki 2025-2026 Adli Yılı Açılış Töreni'ne katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, dünyada “Gücüm varsa her şeyi yapabilirim” anlayışının hakim hale geldiğini kaydetti: Tabiri caizse gücü gücü yetene gibi bir atmosfer oluşturuluyor. Adalet açısından bundan daha tehlikeli bir atmosfer olamaz.

2025-2026 Adli Yılı başladı. Yargıtay'daki İsmail Rüştü Cirit Konferans Salonu'nda da 2025-2026 Adli Yılı açılış töreni düzenlendi. Törene katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Gazze’ye dikkat çekerek başladığı konuşmasında, “Netanyahu yönetiminin yaptığı insanlık dışı katliam ve soykırım, uluslararası adaletin, uluslararası kurumların, kuralların içini boşaltıyor. Bütün bu kurumları, kuralları zayıflatıyor ve insanlığın adalete olan güvenine büyük darbe vuruyor. Türkiye dahil birçok çevreye adalet ve insanlık hukuku dersi vermeye çalışan ülkelerin Gazze'de yaşananlar karşısındaki suskunluğu hepimiz için ibret verici” ifadelerini kullandı. Bugün dünyanın geçtiği süreçte “Gücüm varsa her şeyi yapabilirim” anlayışının hakim hale geldiğini dile getiren Yılmaz, “Tabiri caizse gücü gücü yetene gibi bir atmosfer oluşturuluyor. Adalet açısından bundan daha tehlikeli bir atmosfer olamaz” dedi.

YARGI GÜVENİN TEMİNATI

Yeni adli yılın tüm adalet camiası için hayırlı olmasını dileyen Yılmaz, şöyle konuştu: “Her vatandaşın hakkının korunması ve güçsüzün güçlüye ezdirilmemesi hayati önem taşır. Bir hükmün ya da kararın değeri, yalnızca dayandığı yazılı maddelerde değil, milletin vicdanında da kabul gördüğünde ortaya çıkar. Bu sebeple yargı, bir erk olmanın ötesinde, devletle millet arasındaki güven bağının da en güçlü teminatıdır. Demokratik bir ortamda yargı kararları elbette eleştiriye açıktır. Ancak hiçbir kişi ve kurumun yargı mensuplarına hakaret etme, adalet kurumuna duyulan güveni zedeleme ve bağımsız, tarafsız yargıyı etki altına alma hakkı yoktur. Türk milleti adına karar veren yargının vakarını muhafaza etmek ve toplumsal adalet inancını diri tutmak, bizim için vazgeçilmez bir sorumluluktur.”

Af çalışmamız yok

  • Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Adli Yıl Açılış Resepsiyonu'nda soruları cevapladı. 11. Yargı paketiyle ilgili çalışmaların devam ettiğini belirten Tunç, “Paketteki düzenlemelerden biri bilişim suçlarıyla ilgili. Bilişim yoluyla dolandırıcılık suçları çok artmaya başladı, bunun önlenmesi, caydırıcılığın artırılması lazım. Bunla ilgili bir çalışmamız var” dedi. Genel af olup olmayacağına ilişkin soru üzerine Tunç, "Af anlamına gelebilecek herhangi bir çalışma söz konusu değil." yanıtını verdi.
Ömer Kerkez

Yetersiz ceza algısı toplumsal adaleti yaralıyor

Yargıtay Başkanı Kerkez de törendeki konuşmasında, hak mücadelesinin süreklilik arz eden bir olgu olduğuna işaret etti. Hakkı olana hakkını vermenin ve hukukunu korumanın adının “adalet” olduğunu, yargının hiçbir beklenti veya korku içinde olmadan gerçekler ve deliller ışığında hareket etmesi gerektiğini kaydeden Kerkez, “Adaletin tecellisi olarak ortaya koyduğu karara herkesten önce ve herkesten çok kendisinin inanması gerekir. Adalete güven duygusu ancak bu şekilde tesis edilir” dedi.

Yargı alanında bir an önce çözüme kavuşturulması gereken temel 2 husus bulunduğunu ifade eden Kerkez, bunların dava dosya sayısının azaltılması ve karar süresinin kısaltılması olduğunu kaydetti: “Çok sayıda dava açılmasının ve yargılama süresinin uzun olmasının sebeplerinin iyi tahlil edilerek çözümlerin tespit edilmesi ve ihtiyaç halinde mevzuat değişiklikleriyle bu çözümlerin hayata geçirilmesi gerek.”

Kerkez, toplumsal adaleti yaralayan en büyük hususlardan birinin “cezaların yetersizliği” algısı olduğunun altını çizdi: “İnfaz rejimimizin toplumun beklentilerine uygun bir bakış açısıyla yeniden düzenlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü, ülkemizde neredeyse cezanın miktarından ziyade bu cezanın yeteri kadar infaz edilmediği konusunda ciddi bir algı oluşmuştur.”

Mağdurların uğradığı maddi ve manevi zararın tam olarak giderilmesi gerektiğine işaret eden, mağdurun yeterli tazminat hakkına kavuşması gerektiğini vurgulayan Kerkez, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak değerlendirilmemesi yönündeki içtihadın yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi: “Suçlu yüzünden kolunu, bacağını, gözünü kaybeden bir mağdurun alacağı tazminat miktarı belirlenirken, mağdurun zenginleşmesi meselesi değil, bir koldan, bir gözden ne kadar paraya vazgeçilebileceği hesaplanmalıdır.”



#yargı
#hukuk
#adalet