Gazze'den Türkiye'ye yolculuk hikayesi: Sınırların sığmadığı acı Gazze soykırımı 3. yılında
18:44, 07/10/2026, ÇarşambaG: Güncelleme: 19:21, 07/10/2026, Çarşamba
Yeni Şafak

Gazze'den Türkiye'ye yolculuk hikayesi
Gazze'deki soykırım 3. yılını doldururken 7 Ekim 2023’ten bu yana 74 binden fazla sivil İsrail tarafından katledildi. 21.283'ü ise çocuklardan oluşuyor. Dünyanın en gelişmiş silahları ile hedef alınan yaklaşık 365 kilometrekarelik Gazze Şeridi, İstanbul'un Beykoz ilçesinden yalnızca biraz daha büyük bir alana sıkışmış durumda. Türkiye'ye getirilen Gazzeli yaralılar ve aileler yaşadıkları acıları ve ailelerine olan özlemi Yeni Şafak'a anlattı. İki evladını şehit veren anne Suad el-Iyd, tedavi görmesi için Gazze dışına çıkması gereken eşinin yolunu gözlüyor. Gazze’de hemşirelik bölümünü 3,66 ortalamayla bitiren Asmaa Annajjar'da refakatçi olarak geldiği Türkiye'de kanser hastası olduğunu öğrendi ve ailesinden uzakta tedavisine devam ediyor. Genç hemşire, "bedenim burada, kalbim ise Gazze’de" sözleriyle yaşadığı acı özlemi dile getiriyor.
7 Ekim sürecinden sonraki uluslararası kamuoyunun oluşması ve vicdanlı insanların Gazze acısında birleşmesi sivil toplum çalışmalarına hız kazandırdı. Türkiye ise Gazze'ye hem siyasi arenada hem de lojistik insani yardım noktasından tüm kurumları ile destek olmaya devam ediyor.

Bu desteğin en somut adımlarından biri de tedavi için Türkiye'ye getirilen Gazzeli yaralılar ve aileleri. Savaşın yıkımını bedenlerinde ve ruhlarında taşıyan Gazzeliler, yaşadıklarını ve Türkiye'deki hayata tutunma mücadelelerini Yeni Şafak'a anlattı.
Gazze'den Türkiye’ye uzanan yaralı bir yolculuk
Suad el-Iyd: "İki evladım şehit oldu, eşim ise kapalı sınırların ardında yaralı"
Gazze İslam Üniversitesi Tarih Bölümü mezunu ve 24 yıllık tarih öğretmeni Suad el-Iyd, 18 Aralık 2023’te iki oğluyla birlikte tedavi amacıyla Türkiye’ye getirildi. Etlik Şehir Hastanesi ile Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Diş Hastanesi’nde çene, yüz ve ortopedi alanlarında ağır ameliyatlar geçiren Suad Hanım, iki yıl süren otel konaklamalarının ardından kendileri gibi yaralı 22 aileyle birlikte bir binaya yerleştirildi. Savaşın yıkıcılığını en ağır şekilde yaşayan Suad Hanım, "İki oğlumu şehit verdim. Eşimi ise Gazze’de bırakmak zorunda kaldım. Ağır bombardımanlarda aldığı yaralar nedeniyle yurt dışı sevki var ancak sınırlar kapalı olduğu için çıkamıyor" sözleriyle yaşadığı acıyı dile getirdi.

"Gazze'nin haritadaki yeri küçük ama duruşu dünyadan büyük"
Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türk halkına sağlanan imkânlar, maddi-manevi destekler ve verilen Türk vatandaşlığı için minnettar olduğunu belirten Suad el-Iyd, Gazze’nin tarihe geçen direnişini şu sözlerle özetledi: "7 Ekim’den sonra Gazze’ye ait olduğum için büyük bir gurur duydum. Bu savaş tüm dünya için gerçek bir sınavdı ve dünyayı ikiye böldü. Gazze’nin haritadaki yüzölçümü çok küçük olabilir ama Gazze halkının gösterdiği direniş, sabır ve insanlık duruşu dünyanın sınırlarından çok daha büyüktür."
Asmaa Annajjar: "Anneme son kez sarılamadım"
Gazze’de hemşirelik bölümünü 3,66 ortalamayla bitiren Asmaa Annajjar, 11 Ocak 2024’te kafatası kırığı olan 12 yaşındaki yaralı bir çocuğa gönüllü refakatçi olarak Türkiye’ye geldi. Küçük hastanın 8 ameliyatının ardından sağlığına kavuşması sonrası Asmaa için zorlu bir süreç başladı. Gazze'deki annesinin vefat haberini aldıktan sonra yaşadığı ağır stres nedeniyle göz damarı patlayan ve görme kaybı yaşayan Annajjar, acil ameliyata alındı. Ardından tiroid kanseri teşhisi konularak 7 saatlik ağır bir operasyon geçirdi.
"Bedenim burada kalbim ise çadırda yaşayan ailemle"
Ankara’nın Çubuk ilçesinde hayata tutunmaya çalışan genç hemşire, en büyük acısının vedalaşamamak olduğunu vurguladı: "En büyük dileğim ailemin yanımda olması. Çünkü anneme son kez sarılamadım... Ailemin tamamı çadırda yaşamaya çalışıyor. Telefon çaldığında sevinemiyoruz bile, iyi mi kötü mü haber geleceğini bilmiyoruz. Bazen insan kendisini ikiye bölünmüş gibi hissediyor; bedenim burada, kalbim ise Gazze’de. Biz sadece bir haber ya da sayı değiliz; hayallerimiz ve kayıplarımız var."
Ümmü Halid: "Adeta kendi ikinci vatanımızdayız"
26 Haziran 2025 tarihinde tedavi amacıyla Türkiye'ye getirilen Ümmü Halid; rahimde tümör, karaciğer büyümesi, kalpte kapak yetmezliği ve hipertansiyon gibi pek çok ağır sağlık sorunuyla mücadele ediyor. Etlik Şehir Hastanesi’nde tedavisi süren ve her ay 2 ünite kan nakli yapılan Ümmü Halid, Türkiye'de gördüğü tıbbi ilgiden dolayı şifa bulmaya çalışıyor.
"Türkiye'yi Cumhurbaşkanını ve Türk halkını Allah korusun"
Gördükleri insani muameleden ötürü derin bir minnet duyduğunu ifade eden Ümmü Halid, hislerini şu duayla dile getirdi: "Bize büyük bir sevgi, takdir ve yüksek bir insaniyetle yaklaşıyorlar. Adeta kendi ikinci vatanımızdaymışız gibi hissettiren büyük bir empati gösteriyorlar. Türkiye'yi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ve Türk halkını Allah korusun. Allah bu ülkeyi huzurlu ve güvenli kılsın."

Nadir Fora: "Ailem enkaz altından çıktı ama geriye kalan yakınlarım şehit"
Eşi ve iki kızı 3 gün boyunca enkaz altında kaldıktan sonra kurtarılan Nadir Fora, Aralık 2023'te AFAD koordinasyonuyla Türkiye'ye getirildi. Hastane süreçleri ve 16 aylık otel konaklamasının ardından Türk toplumuna uyum sağlayan Fora, Gazze'deki bilgisayar bilimleri diplomasına rağmen şu an bir Türk restoranının mutfağında çalışarak ailesinin geçimini sağlıyor.
"7 Ekim Filistin davasını yeniden dünya gündemine taşıdı"
Gazze’de kalan akrabalarının tamamının şehit düştüğünü belirten Nadir Fora, yaşadıkları toplumsal desteği ve sürecin küresel etkisini şu sözlerle değerlendirdi: "Türk yetkilileri ve halkı; eğitim, barınma ve çalışma hakkı dahil birçok engeli aşmamıza yardımcı oldu. 7 Ekim olayları, dünyanın Filistin davasını unuttuğu bir dönemde konuyu yeniden küresel gündemin ilk sırasına taşıdı. Biz Türkiye’de sadece saygı, sevgi ve kardeşlik gördük."

Tedavi için geldiği Türkiye’de kardeşini kaybetti
Gazze’deki insanlık dramı ve savaşın yıkıcı etkileri, yüz binlerce aileyi parçalamaya ve geride telafisi imkânsız acılar bırakmaya devam ediyor. Bu acı tanıklıklardan biri de 37 yaşındaki Gazzeli sınıf öğretmeni Safaa’ya ait. Kanser hastası kız kardeşine refakat etmek amacıyla Kasım 2023’te Türkiye’ye gelen Safaa, kardeşini kaybettikten sonra yapayalnız kaldı. Ailesi Gazze’deki çadır kentlerde hayatta kalma mücadelesi verirken, kendisi de burada hem acısıyla baş etmeye hem de ailesine uzaktan destek olmaya çalışıyor.
Kardeşinin vefatının ardından yalnız kalan öğretmen, yaşadığı derin üzüntüyü şu sözlerle dile getiriyor:
"Doktorlar onu yaşatabilmek için ellerinden gelen her şeyi yaptılar ancak hastalığın önüne geçilemedi. Bedenim burada olsa da ruhum ve aklım hâlâ Gazze’de, yıpranmış bir çadırda yaşam mücadelesi veren ailemin yanında."
"Deniz mürekkep olsa yaşadığımız acıyı anlatmaya yetmez"
Gazze’deki ailesiyle iletişim kurmakta büyük zorluklar yaşadığını belirten Safaa, özellikle yaklaşan kış şartlarının çadırlarda kalan siviller için hayati tehdit oluşturduğuna dikkat çekiyor. Türkiye’deki yetkililerin ve Türk halkının kendisine gösterdiği misafirperverlik, saygı ve sağlanan vatandaşlık imkânı için minnettar olduğunu vurgulayan Gazzeli öğretmen, içinde bulunduğu psikolojik durumu şu sözlerle özetliyor:
"Türkiye’ye geldiğimizden beri büyük bir merhamet ve samimiyet gördük, kendimizi hiç yabancı hissetmedik. Ancak her gün telefonun başında ailemizden gelecek bir haberi korkuyla bekliyoruz. Ne kadar konuşsam yaşadığımız acıyı anlatamam; deniz mürekkep olsa kalbimde birikenleri yazmaya yetmez."
Kendi masraflarından kısıp Gazze’ye destek oluyor
Mesleği sınıf öğretmenliği olan fakat şu an Türkiye’de çalışma imkânı bulamayan Safaa, kısıtlı imkânlarına rağmen Gazze’deki ailesine maddi destek sağlamaya çalışıyor. Türkiye’deki sağlık, insani ve psikolojik desteğin beklentilerinin çok üzerinde olduğunu ifade eden Safaa, tek dileğinin Gazze’de zor şartlar altında bulunan annesini ve diğer kız kardeşini de tedavi amacıyla Türkiye’ye getirebilmek olduğunu belirtiyor.

Tek otel odasından yaşam mücadelesine: Gazzeli aileler kalıcı istihdam ve eğitim bekliyor"
Türkiye’ye getirilen Gazzeli hasta, yaralı ve refakatçilerle yakından ilgilenen Dr. Hatice Kübra Görmez, İslam Düşünce Enstitüsü (İDE) ve Elden Ele Gönülden Gönüle sivil inisiyatif grubundaki gönüllüler ile birlikte Ankara’da misafir edilen Gazzeli ailelerin mevcut durumunu yakından takip ediyor. Görmez, 7 Ekim sonrası ailelerin yaşadığı süreçleri ve acil ihtiyaçlarını Yeni Şafak’a değerlendirdi.
Devletin ilk andan itibaren sunduğu sağlık hizmetleri ve barınma imkânlarının hayat kurtarıcı olduğunu belirten Görmez, uzun vadede yardımların sürdürülebilir bir yaşama dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı.
Gazzeli ailelere ne kadar elimizi uzatıyoruz?
Ankara’ya getirilen ailelerin ilk süreçte otellerde konakladığını ancak zamanla bunun zorlaştığını belirten Dr. Hatice Kübra Görmez, şu ifadeleri kullandı:
"Hasta ve refakatçilerin uzun süre tek bir otel odasında yaşamak zorunda kalmaları asgari yaşam kalitesini dahi güçleştiriyordu. Gönüllüler ve STK’lar olarak yaptığımız görüşmeler neticesinde kiralık dairelere geçiş süreci başladı. Yaklaşık bir yıldır ailelerin büyük çoğunluğu farklı mahallelerde evlere yerleşti. Ancak bu evlerin bir kısmı hastane, okul ve ulaşım merkezlerine oldukça uzak bölgede kalıyor."
"Parçalanmış aileler ve ağır travma"
Gazzeli misafirlerin en büyük yükünün psikolojik olduğunu ifade eden Görmez, Gazze’de kalan birinci derece yakınlardan sürekli şehadet haberleri geldiğine dikkat çekti:
"Ankara’daki ailelerin tamamına yakını bölünmüş ailelerden oluşuyor. Anne bir çocuğuyla burada, baba ve diğer çocuklar Gazze’de bombardıman altında. İnsanlar burada bedenleriyle yaşasa da akılları ve kalpleri Gazze’de. Bu nedenle acilen sürekliliği olan, alanında uzman kişilerce yürütülecek kapsamlı bir psikoterapi ve rehabilitasyon desteğine ihtiyaç var."

Mültecilik değil kendi ayakları üzerinde durma talebi
Gazzeli misafirlerin sadece yardım bekleyen kişiler olarak görülmemesi gerektiğini belirten Görmez, kalıcı çözüm için istihdam ve eğitimin şart olduğunu vurguladı:

"Mevcut şartların ağırlığı sebebiyle bazı Gazzeli misafirlerimizin lokantalarda bulaşıkçılık yaptığını, vasıfsız işlerde çalıştığını görüyoruz.
Sürdürülebilir çözüm, yalnızca yardım ulaştırmak değil; onların üretebilecekleri ve kendi ayakları üzerinde durabilecekleri bir hayat kurmaktır."
"Sadece Ankara’da 250-300 çocuk ve genç ilköğretim ve lisede; 200’den fazla genç ise üniversitede eğitim almaya çalışıyor. Gazze’nin geleceğini inşa edecek bu gençlerin eğitimdeki engelleri hızla kaldırılmalıdır."

"Uluslararası sözleşmeler iflas etti"
Dünyanın Gazze’de yaşanan soykırıma sessiz kaldığını belirten Dr. Hatice Kübra Görmez, uluslararası kurumlara tepki göstererek sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu savaş bize uluslararası tüm anlaşmaların kâğıt üzerinde kaldığını gösterdi.
Birkaç ağaç için ortalığı inletenler, bir şehrin toprağı, suyu ve geleceği bombalarla yok edilirken nerede?
Çevre platformları, kadın dernekleri, çocuk hakları savunucuları neden susuyor?
Bizler Filistin halkının sesi olmaya, acılarını dünyaya duyurmaya ve haklarını savunmaya devam edeceğiz."

"İzzetli Gazze halkı direniş ne olduğunu tüm dünyaya gösterdi"
Yeni Şafak ailesinin duyarlılıkla bu konuyu gündeme aldığı için teşekkürlerimizi ifade ediyor ve insanlık adına bir çağrıda bulunmak istiyoruz bir kez daha:
Filistin halkı, Gazze’deki ve ülkemizdeki Gazzeli anneler, gençler, ihtiyarlar ve çocuklar yalnız değildir.
Onların sesi olmaya, acılarını dünyaya duyurmaya ve haklarını savunmaya devam edeceğiz. Çünkü İzzetli Gazze halkı tüm dünyaya direnişin ve özgürlüğün ne demek olduğunu en ağır şekilde bedel ödeyerek gösterdiler.

Dünya
Gazze’de hastaneler karanlığa gömüldü: El-Avde Hastanesi’nde acil servis dışında hizmetler durdu

Dünya
Filistin'deki zulüm 7 Ekim'de başlamadı: Aksa Tufanı'nın yıl dönümüne özel animasyon hazırlandı

Dünya
Gazze'de can kaybı 74 bin 250'ye yükseldi
