Orgeneral Işık Koşaner, Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini törenle Orgeneral Ceylanoğlu'na devretti
Orgeneral Işık Koşaner, Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini törenle Orgeneral Erdal Ceylanoğlu'na devretti.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı Karargahındaki törene, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Necdet Özel, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Aslan Güner, Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanı Orgeneral Saldıray Berk, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Orgeneral Bekir Kalyoncu, Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral İzzet Artunç, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı Muammer Güler, Savunma Sanayi Müsteşarı Murad Bayar ile bazı emekli orgeneraller, üst düzey komutanlar ve eşleri ile bazı bürokratlar katıldı.
Cumhurbaşkanı Gül, Komutanlık Karargahı'na gelişinde, Orgeneral Koşaner tarafından törenle karşılandı.
Gül'ün devir-teslim töreni alanında yerini almasının ardından, İstiklal Marşı söylendi. Orgeneral Koşaner'in Genelkurmay Başkanlığı'na, Orgeneral Ceylanoğlu'nun da Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na atanma kararnameleri ve öz geçmişleri okundu.
Kara Kuvvetleri Komutanlığını teslim eden Orgeneral Işık Koşaner, bir an önce 'tek tip askerlik' uygulamasına geçilmesi gerektiğini belirterek, 'Vatan hizmetinin herkes için eşit şartlarda yapılması, ayrıca eğitimli insan gücümüzden daha uzun süre ve daha etkin şekilde yararlanılmasına imkan yaratılması önem arz etmektedir' dedi.
Kara Kuvvetleri Karargahı'nda düzenlenen törende konuşan Orgeneral Koşaner, 2 yıl önce büyük bir gurur ve görev heyecanı ile teslim aldığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini, Orgeneral Erdal Ceylanoğlu'na teslim ettiğini belirtti.
Görev süresinde gerçekleştirilen bazı önemli faaliyetler konusunda bilgi veren Orgeneral Koşaner, günümüzde iç, bölgesel ve küresel anlamdaki güvenlik algılamaları ile tehdit ve risklerin iç içe geçtiğini, bu nedenle tehdit ve risklerin önceden kestirilmesi güç belirsizlikler taşıdığını bildirdi.
Modernizasyon faaliyetlerinin aksatılmadan ve geciktirilmeden sürdürülmesi, eğitimli, disiplinli, mutlak kazanmaya azimli, moral ve motivasyonu yüksek insan gücüne sahip olunmasının Kara Kuvvetleri Komutanlığının öncelikli hedefleri arasında yer aldığını dile getiren Orgeneral Koşaner, şöyle konuştu:
'Kara Kuvvetleri Komutanı olarak görev sürem içinde, bu hedefler doğrultusunda ateş gücü yüksek, nicelikten çok niteliği esas alan, modern silah sistemleri ile teçhiz edilmiş, gece ve gündüz kesintisiz her çeşit harekatı icra edebilecek, modernize edilerek küçültülmüş, ancak daha etkin ve beka kabiliyeti yüksek, caydırıcı nitelikleri gelişmiş bir kuvvet yapısının oluşturulmasına çalışıldı. Gelişmiş istihbarat, keşif ve gözetleme sistemlerinin etkin olarak kullanıldığı komuta ve kontrol sistemlerimizde önemli gelişmeler sağlandı. Her geçen gün daha karmaşık hale gelen silah sistemleri, teçhizat ve malzemeleri kullanacak personelin ve bilhassa profesyonel personelin eğitimlerine ağırlık verildi. Modernizasyon projelerinin zamanında gerçekleştirilmesi, yeni projelerin hazırlanması ve tamamlanan projelerin öncelikle hizmete sokulması dikkatle takip edildi.'
Üç yıl önce başlatılan komando tugaylarının profesyonel hale getirilmesini öngören projenin tamamlandığını anımsatan Orgeneral Koşaner, 'Bu kapsamda, Kara Kuvvetleri Komutanlığındaki 5 komando tugayının, operasyonlarda görev alan komando kol unsurlarının tamamı uzman erbaşlardan oluşacak şekilde yapılandırılmıştır' diye konuştu.
Kara kuvvetlerinin gücünün temelini 'Mehmetçik'in oluşturduğunu vurgulayan Orgeneral Koşaner, şunları söyledi:
'Vatan ve millet sevgisi ile hiçbir fedakarlıktan kaçmadan görev yapan Mehmetçiğin yerini alabilecek, onun yerini doldurabilecek başka bir personel tanımlamak mümkün değildir. Bununla beraber bir an önce 'tek tip' askerlik uygulamasına geçilerek vatan hizmetinin herkes için eşit şartlarda yapılması, ayrıca eğitimli insan gücümüzden daha uzun süre ve daha etkin şekilde yararlanılmasına imkan yaratılması önem arz etmektedir.'
Kara Kuvvetleri Komutanlığını teslim eden Orgeneral Işık Koşaner, 10 haftalık temel ve ihtisas eğitimini tamamlayan erbaş ve erlerin, birliklerine katıldıklarında ayrıca 3 hafta süreli intibak eğitimi aldıklarını, askerlik süresince de eğitim çalışmalarının devam ettiğini belirterek, 'Erbaş ve erlerin çok kısa bir eğitimden sonra göreve gönderildikleri' şeklindeki ifadelerin gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Kara Kuvvetleri Karargahı'nda düzenlenen törende konuşan Orgeneral Koşaner, Türkiye'nin kara sınırlarının savunmasının yasalara göre Kara Kuvvetleri Komutanlığının sorumluluğunda olduğunu belirtti.
Türkiye-Irak sınırının bir bölümü hariç tüm kara sınırlarının Kara Kuvvetleri Komutanlığınca korunduğunu ifade eden Orgeneral Koşaner, sınırdaki söz konusu bölümün ise Jandarma Genel Komutanlığınca korunduğunu, bir plan dahilinde Kara Kuvvetleri Komutanlığına devredileceğini söyledi.
Sınır birliklerinde görev alan erbaş ve erlerin eğitimine önem verildiğini dile getiren Orgeneral Koşaner, bunun için oluşturulan bir er eğitim merkezinde eğitim verilmeye başlandığını belirtti.
İç güvenlik harekat bölgesinde görev alan veya alacak olan bütün personelin Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığında eğitilmesine devam edildiğini anlatan Orgeneral Koşaner, buradaki eğiticilerin söz konusu bölgede tecrübe kazanmış, deneyimli personelden oluştuğunu söyledi.
Burada 10 haftalık temel ve ihtisas eğitimini tamamlayan erbaş ve erlerin, birliklerine katıldıklarında ayrıca 3 hafta süreli intibak eğitimi aldıklarını, askerlik süresince de eğitim çalışmalarının devam ettiğini vurgulayan Orgeneral Koşaner, '(Erbaş ve erlerin çok kısa bir eğitimden sonra göreve gönderildikleri) şeklindeki ifadeler görüleceği gibi gerçeği yansıtmamaktadır' diye konuştu.
Bölücü terör örgütü mensuplarının Irak'ın kuzeyi ile irtibatının kesilmesi ve yurt içine sızmalarının önlenmesi için alınan tedbirlerin artırıldığını ifade eden Orgeneral Koşaner, iki yeni sınır alayının daha oluşturulduğunu ve teröristlerin hareket alanlarının önemli ölçüde daraltıldığını vurguladı.
Kara sınırlarındaki ve iç güvenlik harekat bölgesindeki tüm karakol ve üs bölgelerinin geliştirilmesi, bazı karakolların yerlerinin değiştirilmesi ve uygun olmayan karakol binalarının yenilenmesi konularının devamlı olarak incelendiğini ve tedbirler alındığını belirten Orgeneral Koşaner, bütçe imkanlarıyla 46, TOKİ aracılığıyla da 67 karakol, bölük ve tabur merkezi binası yapımının planlandığını söyledi.
Bunlardan 10'unun TOKİ tarafından tamamlandığını, 56 binanın inşaatı, 47 binanın ise proje çalışmasının devam ettiğini dile getiren Orgeneral Koşaner, şunları söyledi:
'İnsansız hava araçlarının envantere alınarak etkili şekilde kullanılmasıyla kazanılan gözetleme ve keşif yeteneği, teröre karşı yürütülen mücadelede önemli katkılar sağlamaktadır. Hava Kuvvetleri Komutanlığınca son olarak tedarik edilen insansız hava araçlarının da devreye girmesiyle bu yeteneğimiz daha da artacaktır.
Mayın ve el yapımı patlayıcı maddeler, teröre karşı yürütülen mücadelede birinci öncelikli tehdit olma özelliğini devam ettirmektedir. Ancak, mevcut detektör ve frekans karıştırma cihazlarının etkili olarak kullanılması ve personelin bu patlayıcıları tespit etme yeteneklerinin eğitimle geliştirilmesi neticesinde patlayıcıların bulunma ve etkisiz hale getirilme oranı yüzde 80'lere ulaşmıştır. Eğitim ve arama teçhizatındaki gelişmelere paralel olarak bu oranın daha da artması mümkün olacaktır.'
Modernizasyonun Kara Kuvvetleri'nin en öncelikli faaliyet alanlarının başında geldiğini ifade eden Orgeneral Koşaner, Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu risk ve tehditlerin, gelecekte karşılaşılacak muharebe şartlarının ortaya çıkardığı ihtiyaçların ve teknolojideki gelişmelerin, modernizasyon alanında atılması gereken adımları dikte ettirdiğini ve planlamaların bu doğrultuda yapıldığını kaydetti.
Modernizasyon faaliyetlerinde yerli teknolojinin azami ölçüde kullanılmasının, teknoloji transferi ve ortak üretim girişimleri ile yerli savunma sanayine yeni yetenekler kazandırılmasının, savunma sanayinin hedefi olduğunu vurgulayan Orgeneral Koşaner, 'Gelecekte, tüm ihtiyaçlarımızın, dış ülkelere hiçbir bağımlılık olmadan, yerli sanayimiz tarafından karşılandığını görmek; en büyük arzumuz ve hayalimizdir' dedi.
Yürütülmekte olan önemli modernizasyon projeleri hakkında da bilgi veren Orgeneral Koşaner, şunları kaydetti.
'M-60 ve Leopard-1 tanklarının modernizasyon işlemi tamamlanmıştır. 155 mm'lik Kundağı Motorlu Fırtına Obüs Üretim Projesi ile Hava Savunma Silahları, Roket ve Füze projelerimiz devam etmektedir.
Yerli imkanlarla İnsansız Hava Aracı Üretim projemizde önemli bir aşamaya ulaşılmıştır. Muhabere ve Bilgi Sistem projeleri ile bilgi güvenliğinin sağlanmasına yönelik projelerimiz halen devam etmektedir. Leopard 2 A4 Tank Tedariği projemiz tamamlanmak üzeredir. Temel Eğitim Uçağı Tedarik projemiz tamamlanmıştır.
Kara Kuvvetlerimizin 2020'li ve ileriki yıllardaki ihtiyaçlarını karşılamak üzere planlanan iki önemli projemiz olan Modern Tank ve Taarruz Helikopter projelerimiz ile ilgili sözleşmeler imzalanmış olup, gelişmeler planlandığı şekilde sürdürülmektedir.
Modernizasyon projelerinin teker teker hayata geçirilmesiyle Kara Kuvvetlerimiz; beka, hareket kabiliyeti, teknoloji, bilgi ve eğitim üstünlüğünü kazanmanın yanı sıra modüler ve esnek bir yapıda, her türlü ortamda kesintisiz görev yapabilme yeteneğini daha da artırmış olacaktır.'
Kara Kuvvetleri Komutanlığını teslim eden Orgeneral Işık Koşaner, teröre karşı yürütülen mücadelenin silahlı güç kullanmadan başarıya ulaşmasının mümkün olmadığını belirterek, 'Kara Kuvvetleri birlikleri bugüne kadar aldıkları her görevi canları ve kanları pahasına yerine getirmiş, bundan sonra da aynı azim ve kararlılıkla getirmeye devam edecektir. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır' dedi.
Kara Kuvvetleri Karargahı'nda düzenlenen törende konuşan Orgeneral Koşaner, dünyanın en modern, en üstün teknolojiyi kullanan, en gelişmiş silah, teçhizat ve malzemelerine sahip olunsa da, sonuçta bunları insanın kullanacağına dikkati çekerek, silah ve teçhizatın onu kullanan personelin niteliğine bağlı olarak değer kazandığını söyledi.
Orgeneral Koşaner, bu anlayışla; Kara Kuvvetlerinin, en önemli silahın 'iyi eğitilmiş ve başarıya inanmış askerler' olduğundan hareketle 'eğitimli ve nitelikli insan gücünü' gelişim hedefinin merkezine oturttuğunu, çalışmalarını bu çerçevede yürütmekte olduğunu kaydetti.
Ulaşılan eğitim seviyesinin, diğer ordular arasında örnek teşkil edecek bir konuma gelmiş olmasının memnuniyetle görüldüğüne işaret eden Orgeneral Koşaner, birçok ülkenin Türkiye ile birlikte tatbikat icra etme ve Türkiye'den eğitim alma taleplerinde bulunduğunu belirtti.
Eğitim ve öğretimde, Mehmetçiği eğitecek, onları sevk ve idare edecek ve geleceğin komuta kademelerinde görev alacak subay ve astsubayların eğitimlerine öncelik ve ağırlık verildiğini bildiren Orgeneral Koşaner, bu personelin çağın ihtiyaçlarına göre ve Atatürkçü Düşünce Sisteminin aydınlattığı, akıl ve bilimi esas alan prensiplerle eğitilmesinin sürdürüldüğünü vurguladı.
'Komando tugaylarımızda görevlendirilen uzman erbaşların ve diğer teknik personelin eğitimleri; verilecek her türlü görevi, her türlü şart altında icra edebilecekleri seviyeye ulaştırılmıştır' diyen Orgeneral Koşaner, şöyle devam etti:
'Kara Kuvvetlerimizin temel unsuru Mehmetçiğin eğitimleri ise askeri sınıflara ayrılmalarının ve bunlara göre eğitim almalarının yanı sıra, görev alacakları birliklerin eğitim ihtiyaçları da dikkate alınarak; komando birliklerinde, iç güvenlik harekatında görevli birliklerde, sınır birliklerinde ve diğer birliklerde görev alacaklar olarak ayrı eğitim merkezlerinde yapılmaktadır.
Mehmetçik temel ve asli unsurumuz olmaya devam edecektir. İyi eğitilmiş Mehmetçiğin üstesinden gelemeyeceği hiçbir görev yoktur. Mehmetçik, Kara Kuvvetlerimizin ve yüce ulusumuzun en büyük güvencesi olmayı hak etmektedir ve buna fazlasıyla layıktır.'
Kara Kuvvetlerinin seçkin birliklerinin yurt savunması görevlerinin yanı sıra yurtdışında da birçok bölgede görev ifa ettiklerine dikkati çeken Orgeneral Koşaner, Afganistan'da Kabil Bölge Komutanlığı görevini yürütmekte olan birliklerin yanı sıra, Birleşmiş Milletler, NATO ve Avrupa Birliği kapsamında Bosna-Hersek, Kosova ve Lübnan'da yürütülen harekata katkıların devam ettiğini anlattı.
Afgan askeri eğitim kurumlarında ilave danışman ve öğretmen görevlendirildiğini, Afgan Kara Kuvvetlerinin bir kısmının hem Türkiye'de, hem de Afganistan'daki eğitim merkezlerinde Türk eğiticiler tarafından eğitildiğini dile getiren Orgeneral Koşaner,Kara Kuvvetleri Komutanlığının uluslararası görevlere iştirak eden birlik ve personelinin gösterdiği başarının, gerek görev yapılan ev sahibi ülke vatandaşlarının, gerekse harekata katkıda bulunan diğer ülkelerin silahlı kuvvetler personeli ve yetkililerinin takdirini kazandığını kaydetti.
Dost ve müttefik ülkelere sağlanan eğitim desteği kapsamında son bir yıllık süre zarfında, Genelkurmay Başkanlığının emirleri doğrultusunda 17 farklı ülkeden toplam 1142 personele Türkiye'de eğitim ve öğretim verildiğini bildiren Orgeneral Koşaner, şöyle devam etti:
'Kara Kuvvetleri birliklerimiz yurdumuzun dört bir yanında, mülki makamlar ve kamu kurumları ile koordineli olarak toplumsal gelişime destek faaliyetlerine devam etmişlerdir. Uygulamalar kapsamında 40 bin vatandaşımıza ve 7 bin okula çeşitli yardımlar yapılmış, okulların bakım-onarımları sağlanmış, 130 bin vatandaşımıza tıbbi tedavi, ilaç ve aşı desteği verilmiş, ayrıca hayvancılıkla uğraşanlara veterinerlik hizmeti sağlanmış ve ağaç dikim faaliyetlerine iştirak edilmiştir.
Özel dershanelerin olmadığı yerlerde veya olduğu halde ekonomik nedenlerle istifade edemeyen ailelerin çocuklarına yönelik olarak, il ve ilçe Milli Eğitim Müdürlükleri ile koordineli olarak açılan 53 Mehmetçik dershanesi faaliyetlerine devam etmiştir. 2008-2009 eğitim öğretim yılında üniversite hazırlık kurslarına katılan 4 bin 37 öğrencinin 3 bin 426'sı başarılı olmuş ve üniversitelere kayıt yaptırmıştır. 2009-2010 eğitim öğretim yılında da Mehmetçik dershaneleri 7 bin 887 öğrenci ile faaliyetlerine devam etmiştir.'
Türkiye'nin bütünlüğünü ve ulusun birlikteliğini hedef alan bölücü terör örgütüne karşı, yasaların verdiği yetkiler çerçevesinde yürütülen mücadeleye azim ve kararlılıkla devam edilmiş ve edilmekte olduğunu vurgulayan Orgeneral Koşaner, şunları kaydetti:
'Birlik ve beraberliğimizi tehdit eden, insanlarımızın can güvenliğini tehlikeye atan ve zulmeden, ülkemizin gelişmesi ve kalkınmasını engelleyen, sayısız cinayetler işleyen, yasalarımızı hiçe sayarak devletin meşru güvenlik güçlerini hedef alan eli silahlı insanlar ülkemizin dağlarında bulunduğu sürece bu mücadele devam edecektir. Bunun bir başka alternatifi de söz konusu değildir.
Mücadelenin sadece silahlı güçle yapılmasının yeterli olmayacağı, başka alanlarda da tedbirler alınmasının gerektiği herkes tarafından kabul edilen bir gerçektir. Ancak mücadelenin silahlı güç kullanmadan başarıya ulaşması da mümkün değildir.'
Teröre karşı yürütülen mücadelede güvenlik kuvvetlerine düşen görevin teröristleri arayıp bulmak ve etkisiz hale getirmek olduğunun birçok defalar ifade edildiğini vurgulayan Orgeneral Koşaner, esasen teröre karşı yürütülen mücadelede görev ve sorumluluğun, yasalara göre kolluk kuvvetlerinde olduğuna, dolayısıyla İçişleri Bakanlığının olduğuna dikkati çekti.
Bu mücadelede Kara Kuvvetleri Komutanlığının yasal olarak doğrudan bir sorumluluğu bulunmadığına işaret eden Orgeneral Koşaner, bununla beraber, yasalarda öngörülen şartlarda Kara Kuvvetleri birliklerine, kolluk kuvvetlerini desteklemek amacıyla görev verildiğini söyledi. Orgeneral Koşaner, şöyle devam etti:
'Kara Kuvvetleri birlikleri bugüne kadar aldıkları her görevi canları ve kanları pahasına yerine getirmiş, bundan sonra da aynı azim ve kararlılıkla getirmeye devam edecektir. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır.
Kara Kuvvetlerimiz güvenlik-özgürlük dengesindeki hassasiyetin bilincinde olarak, yürütülen mücadelede yasaların belirlediği sınırların dışına çıkılmamasına ve yine yasaların talep ettiği hususların yerine getirilmesine azami dikkat göstermiştir.
Bu kapsamda, yürütülen mücadelede hareket serbestisini kısıtlamasına rağmen: Her türlü arama ve kontrollerde ilgili makamlardan mutlaka yetki alınmasına, yayla ve mezralara çıkışları serbest bırakılan bölge halkı ile teröristlerin birbirine karıştırılmamasına, çatışma sonrası Cumhuriyet Savcılarının olay bölgesine götürülerek, yasal işlemlerin yerinde yapılmasına, orantısız güç kullanılmamasına, terörist cenazelerinin tahliyesine, yaralı teröristlere tıbbi destek sağlanmasına Uluslararası sözleşmelerle yasaklanmış mayın türü patlayıcıların kullanılmamasına, kişi hak ve özgürlüklerine müdahale edilmemesine, teröristlerden ele geçen her türlü silah ve malzemenin noksansız olarak adli makamlara teslim edilmesine, azami dikkat gösterilmiştir.'
Hatalı davranan askeri personel hakkında ise gerekli yasal işlemlerin süratle yapıldığını vurgulayan Orgeneral Koşaner, şunları kaydetti:
'Bunlara rağmen bazı medya organlarının her olayda, sadece duyumlara dayanarak ve Silahlı Kuvvetlerimizi hedef alarak yaptığı mesnetsiz suçlamalar ve iftiralar esefle ve üzüntüyle izlenmektedir. Ne yapılırsa yapılsın bu medya organlarının, kendilerine verilen görevin gereği, suçlama ve iftiralarından vazgeçmeyeceklerini de biliyoruz. Yüce ulusumuzun olayları dikkatle takip ederek mutlaka en doğru kanaate varacağına gönülden inanıyoruz. Türk Silahlı Kuvvetlerinin ayrılmaz bir parçası olan Kara Kuvvetlerimiz, yüce ulusumuzdan aldığı güçle görevinin başındadır ve yüce ulusumuzun güven ve sevgisine layık olmaya devam edecektir.'
Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini teslim alan Orgeneral Erdal Ceylanoğlu, 'Tarihi kökleri zengin, yüce Türk ulusunun bağrından çıkan ve onun adına hareket eden Türk Silahlı Kuvvetlerinin ana görevi, her hal ve şartta, Türk ulusunun güvenliğini ve barışını temin etmek, kalkınmasına katkıda bulunmaktır' dedi.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı Karargahı'nda düzenlenen törende konuşan Orgeneral Ceylanoğlu, görevi Orgeneral Koşaner'den devralmanın gururunu ve kıvancını yaşadığını söyledi.
Orgeneral Koşaner'in Kara Kuvvetleri Komutanlığında meydana getirdiği etkinlik, yarattığı insan odaklı değerlerin korunacağını, yaptığı eserlerin geleceğe taşınacağını bildiren Orgeneral Ceylanoğlu, komutanlığın başarı dinamiklerinin sürekli olarak genişletileceğini belirtti.
Gelişen ve değişen dünya düzeni nedeniyle her ülkenin tehdit ve risk algılamalarını gözden geçirme ve geleceği yeniden şekillendirme gerekliliğinin olduğunu ifade eden Ceylanoğlu, yaşanılan yüzyılda devletler arası geniş çaplı savaş olasılığının azaldığı söyledi.
Karşılaşılan çoğu savaşın, devletler arasında değil, küçük gruplar ve bazen de bu gruplarla devletler arasında gerçekleştiğini dile getiren Ceylanoğlu, 'düşük yoğunluklu çatışma', 'düzensiz muharebe', 'karanlık savaş' gibi isimlerle adlandırılan bu çatışmaların askeri teorisyenlerce 'dördüncü nesil savaş' olarak tarif edildiğini ve bunun son derece büyük birer tehdit haline geldiğini vurguladı.
İnsanların ve ülkelerin tarih boyunca değişmeyen temel sorununun güvenlik olduğunu anlatan Ceylanoğlu, teknoloji, bilgi ve finansın hudut tanımayan gücü ile etkilerinin, kontrol edilemeyen güçlerde toplanmaya başlanmasıyla ülkelerin temel değerlerinin değiştirilme gayretlerinin hızlandığını ifade etti.
Teknoloji konusundaki düzenlemelerin dikkatli yapılması gerektiğini de vurgulayan Ceylanoğlu, 'Türkiye, mutlaka yüksek teknolojiyi kendisi üretebilecek, pazarlayacak ve sürekli geliştirecek seviyeye ulaşmalıdır. Bu konulardaki yetersizlikler, daima kontrolü dışımızda tutacaktır' diye konuştu.
Orgeneral Ceylanoğlu, şöyle devam etti:
'İletişim araçlarını, kendi amaçlarını gerçekleştirme doğrultusunda aralıksız, düşük seviyede, şuursuzca kullanan, odaklaşmış belli merkezler, temel değerlere, temel kurumlara çoğu asılsız yönlendirmeler ve 'bilmesi gereken' prensibini yıkan, kaynağı sürekli belirsiz gibi gösterilen donanımlanmış bilgiler ile adeta bir siber taarruz uygulamaktadır. Unutulmamalıdır ki Cumhuriyetin çimentosu, ebediyete yürüyecek sağlamlıktadır. Çabalar, barış ve huzur için üzücüdür ancak beyhudedir. Bilinen bölücü, ayırıcı, çeşitli farklılıkları, etnik kimlik, tarikat, cemaatçilik, kültürel, gündeme getirerek Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı olmayı amaçlayan kesimlerin, bu şekilde maksatlı gayretleri, Cumhuriyet Anayasası ile yasalara aykırıdır. Zaten, yüce Türk ulusu da bunları dikkate almamaktadır.'
'Cumhuriyetimizde, kimin hak ve özgürlükleri yoktur ve yasalar dışında, hukuk dışında kısıtlanmıştır?' diye soran Ceylanoğlu, bunları gündeme getirenlerin de cumhuriyetin yüksek değerlerinden azami şekilde yararlandıklarının göz ardı edilemeyecek bir gerçek olduğunu belirtti.
Türkiye'nin, dünyanın 'sorun odaklı' olarak bilinen üç kriz bölgesinin Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu'nun tam merkezinde yer aldığını vurgulayan Orgeneral Ceylanoğlu, bu coğrafyada birlik ve beraberliğini sağlayamayan güçsüz devletlerin, kısa sürede tarih sahnesinden silindiğini söyledi.
Bu nedenle tarihin çok iyi bilinmesi gerektiğini dile getiren Orgeneral Ceylanoğlu, 'Bugün coğrafyamızda sergilenmek istenen konular, tarihin zengin derinliklerinde yaşanmış ve unutulmaması gereken denemelerin bir tekrarıdır' dedi.
Irak'ta yaşanan gelişmelerin Türkiye'nin güvenliği açısından önemli olduğunu vurgulayan Orgeneral Ceylanoğlu, şunları kaydetti:
'Türkiye'nin bölücü teröre karşı yürüttüğü mücadelesinde, özellikle Irak kuzeyinin önemli etkileri vardır. ABD yönetiminin, muharip kuvvetlerini azaltma kararının ardından bölgede oluşabilecek güvenlik sorunlarına karşı duyarlı olunmalıdır. Bu bölgeden güç alanlar, Birleşmiş Milletler kararlarını hiçe saymaktadırlar. Kafkasya'daki mevcut sorunlar, başta Avrasya olmak üzere tüm dünyanın güvenlik ve istikrarı açısından ve enerji hatlarının, petrol ve gaz transferleri yönünden stratejik değerdedir. Sorunların kısa vadede çözümü de beklenmemektedir. Balkanlar'da ise, geçmişte olduğu gibi bugün de durum, kırılganlığını korumaktadır.'
Türkiye'nin güvenliğinin, Kıbrıs Türk'ünün güvenliğinden ayrı düşünülmeyeceğini belirten Ceylanoğlu, Kıbrıs için bugüne kadar kabul edilmiş uluslararası antlaşmaların geçerliliklerinin azaldığı, ortadan kalktığı ya da günümüz şartlarına uydurulma ihtiyacı olduğu düşüncelerine karşı hassas olunması gerektiğini söyledi.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücünün temelinin Türk ulusunun yüksek niteliklerinden geldiğini vurgulayan Orgeneral Ceylanoğlu, şöyle devam etti:
'Tarihi kökleri zengin, yüce Türk ulusunun bağrından çıkan ve onun adına hareket eden Türk Silahlı Kuvvetlerinin ana görevi, her hal ve şartta, Türk ulusunun güvenliğini ve barışını temin etmek, kalkınmasına katkıda bulunmaktır. Türk Silahlı Kuvvetleri ve onun ayrılmaz parçası Türk Kara Kuvvetleri, bu yüksek vazifesini 1919'dan bugüne kadar başarmış, gelecekte de başaracaktır.
Asil Türk ulusu, tarih boyunca esaret yaşamamış ve egemenliğini her şeyin üstünde tutmuş, başka hiçbir devletin, zümrenin, grubun boyunduruğu altına girmemiş, dünyanın ender uluslarındandır. Bu, geçmişte olduğu gibi geleceğe de intikal ettirilecektir. Türkler, sosyal yaşamın ilk izlerini gerçekleştiren ve yönetim kavramını ilk uygulayanlardandır. İnsanlığın en eski bireylerinden olan Türklerin 'tarihi asaleti' çok derin ve zengindir, zorlamalar bu 'tarihi asaleti', hiçbir şekilde zayıflatamaz; daima yüceltilmeli, sahip çıkılmalı ve anlatılmalıdır.'
Ceylanoğlu, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel değerlerinin, Atatürkçü düşünce sistemi kapsamında sağlam temeller üzerinde kurulmuş devlet yapısı, ulus devlet, üniter devlet ve laik devlet temeline dayanan anayasal düzeni ve her türlü etnik ve manevi inanç ayrımcılığını reddeden, hoşgörü, dayanışma, birlik ve beraberliği ile her ferdine aynı mesafede hizmetleri, olanakları öngören toplumsal yapısı olduğunu da kaydetti.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini teslim alan Orgeneral Erdal Ceylanoğlu, 'Akan kanın durmasını isteyenler, huzur ve barış isteyenler, samimi iseler, bunun tek yolunun yasalara uymaktan geçtiğini bilmek ve bu yönde adımlar atmak mecburiyetindedirler' dedi.
Kara Kuvvetleri Karargahı'nda düzenlenen törende konuşan Orgeneral Ceylanoğlu, ülke, ulus ve egemenlik unsurları ile yasama, yürütme ve yargı bakımından teklik öngören üniter devletin, eşitlik ilkesinin korunmasının, bölgecilik yapılmamasının ve azınlık oluşturulmamasının garantisi olduğunu söyledi.
Laiklik ilkesinin, Türkiye Cumhuriyeti'ni oluşturan tüm değerlerin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin varoluş felsefesi olduğuna işaret eden Ceylanoğlu, 'Bize düşen görev, Cumhuriyetin temel felsefesine sahip çıkmak, taraf olmak, kirli emelleri olanlara karşı, daima duyarlılık göstermektir. Amaçlı, kullanılan kelimelerin, kavramların çarpıtıldığı unutulmamalıdır' diye konuştu.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ebedi Başkomutan Atatürk'ün, devlet adamlığı ve büyüklüğünü, 1978'de, Birleşmiş Milletler kuruluşu UNESCO Genel Kurulunun, tarihinde benzeri olmayan bir belgeyi, 152 ülkenin seçkin temsilcilerinin oy birliği ile imzalayarak dünyaya duyurduğunu belirten Ceylanoğlu, belgede, şu ifadelerin yer aldığını kaydetti:
'Atatürk kimdir? Atatürk, uluslararası anlayış, iş birliği, barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi, olağanüstü devrimler gerçekleştirmiş bir devrimci, sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk önder, insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, bütün hayatı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayrımı göstermeyen, eşi bulunmayan devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu.'
Bu tarihi belgenin, Atatürk ilke ve devrimlerinin, evrensel değerler içerdiğinin açık bir kanıtı olduğuna işaret eden Ceylanoğlu, Türkiye'nin, çeyrek asrı aşan süredir, terör ile mücadelesini, iç hukuk ve uluslararası hukuktan kaynaklanan esaslar kapsamında yürüttüğünü söyledi.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin ayrılmaz parçası olan Kara Kuvvetlerinin, bölücü teröristlerin verdikleri zararı azaltıncaya kadar, mevcut kanunlar çerçevesinde harekatına devam edeceğini vurgulayan Orgeneral Ceylanoğlu, bunun, temel görevlerinden biri olduğunu kaydetti. Ceylanoğlu, 'Mücadelede, Türk Silahlı Kuvvetleri olarak ihtiyaç duyulan iç düzenlemeler yapılırken, ayrıca bu mücadelenin gerçekleştirilmesinde zorunlu olduğu değerlendirilen ilave yasal düzenlemelerin yapılmasına ihtiyaç olduğu düşünülmektedir' dedi.
Sabır ve akıl bileşeni olan mücadele, kararlılıkla sürdürülürken, halkın güvenliğinin sağlanmasının da öncelikli ve hayati olduğuna dikkati çeken Ceylanoğlu, modern bir devletin temel niteliklerinden birisinin de, meşru güç kullanımı üzerinde tekele sahip bulunması olduğunu kaydetti.
Silah bulundurma ve kullanma yetkisinin, yasalarla düzenlendiğini ifade eden Ceylanoğlu, şöyle devam etti:
'Uluslararası antlaşma ile kabul edilmiş ulusal hudutlarımız içinde bölücü teröristlerin, halka, özellikle devlet ile özel kurum ve kuruluşlara yönelik silahlı, silahsız eylemleri, hiçbir şekilde kabul edilemez, haklı gösterilemez, kesinlikle Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırıdır.
Akan kanın durmasını isteyenler, huzur ve barış isteyenler, samimi iseler, bunun tek yolunun yasalara uymaktan geçtiğini bilmek ve bu yönde adımlar atmak mecburiyetindedirler.
Gizli terör perdesi arkasında 'demokrasi, barış, huzur' söylemlerini dillendirenlerin, ülke içinde yasalara aykırı davranışları benimsenemez, teröristlerin de silah taşımalarına, dolaşmalarına hiçbir şekilde izin verilemez, adeta ayrılmaz parçaları olan bazı yurt dışı dostları da hiçbir zaman göz ardı edilemez. Güvenlik kuvvetlerinden, bu yönde sık sık taleplerde bulunmak da ciddi bir oyalama ile zaman harcamaktır. Terör yapanlar, yasaların sonuçlarına katlanmak durumundadır. Bizi, güvenlik kuvvetlerini, terör yapan ve destekçileri tarafından düşman gören anlayışın sağlıklı olması da düşünülemez; bunlar yaşam katilleridir, yaşam katillerinin bizi düşman görmesi de doğaldır.'
Bölgesel değerlendirme, küreselleşme, hudut güvenliği ve terör konuları dikkate alındığında; Türkiye'nin uluslararası alandaki menfaatlerini koruyabilecek orduyu oluşturan, insan gücünün öncelikle eğitimi olmak üzere, araç, silah ve teçhizat yönünden donatılmasının önem arz ettiğini bildiren Ceylanoğlu, şöyle devam etti:
'Halen teknolojinin ulaştığı son noktada, daha önce yapılmış ve başlatılan önemli çalışmalar dikkate alındığında;
Komuta-kontrol, elektronik harp, istihbarat, lojistik, gece dahil sürekli hareket yetenekleri yüksek, hedeflerin kısa bir zaman periyotu içerisinde etkisiz hale getirilmesi maksadıyla, eş zamanlı ve paralel savaş usullerini esas alan, modern ve teknolojik bakımdan gelişmiş, insansız silah ve araçlar, robotlar, yönlendirilebilen enerji silahları ile uzaydan gelebilecek hibrid tehditlere karşı etkili mücadele edebilecek kara kuvvetlerine sahip olma yolundaki çalışmalara aralıksız devam edilecektir.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı, görevini her zaman yerine getirebilecek yeterliktedir.'
Komutanlığı süresince Kara Kuvvetleri Muharebe Sahası Ana Fonksiyon Alanları'nın geliştirilmesi ve tüm faaliyetlerde etkinliğin yaratılması amacıyla, önceki dönemlerde olduğu gibi, üzerinde önemle duracağı üç hususu belirtmek istediğini dile getiren Ceylanoğlu, bunlardan ilkinin, İç Güvenlik Harekatı ve hudut güvenliği olduğunu söyledi.
Bu kapsamda, nitelikli personel ihtiyacının tamamlanması ve insan kaybının azaltılması için, projelerin sürdürüleceğini ve süratlendirileceğini belirten Ceylanoğlu, Türkiye Cumhuriyeti'nin 2 bin 949 kilometre uzunluğundaki kara hudutlarını korumak ve güvenliğini sağlamak görevinin, 3497 Sayılı Yasa ile Kara Kuvvetleri Komutanlığına verildiğini hatırlattı.
Bu görevi, Kara Kuvvetleri Komutanlığı birliklerinin kendilerine tahsis edilen bölgelerde, fedakarlık ve feragatle yerine getirmekte olduğunu vurgulayan Ceylanoğlu, 'İçinde bulunduğumuz ağustos ayından itibaren başlamak üzere, hudutlarda görev alacak personelin bir merkezde eğitimleri gerçekleştirilecektir' dedi.
İkinci konunun eğitim olduğunu dile getiren Ceylanoğlu, teknolojik gelişmeler ne kadar ileri seviyede olursa olsun son sözü söyleyecek olanın yine eğitilmiş insan ve insan beyni olduğunu kaydetti.
Eğitimin gelecek, inanç, güvenç yaratmak olduğunu vurgulayan Orgeneral Ceylanoğlu, eğitimin yeri ve zamanı olmadığını, Cumhuriyet'in temel niteliklerine mutlak surette uyumlu olması gerektiğini söyledi.
Ceylanoğlu, 'Bu çerçevede başta her seviyedeki komutanların eğitimi olmak üzere kahraman, cesur ve fedakar Türk askeri Mehmetçiklerin eğitimleri, daima en öncelikli görevimiz olmaya devam edecektir' dedi.
Üçüncü konunun modernizasyon olduğunu belirten Ceylanoğlu, AR-GE çalışmalarına ağırlık verileceğini ifade etti. Orgeneral Ceylanoğlu, şöyle devam etti:
'Başlatılan iyileştirme ve modernizasyon projeleri yakından takip edilerek, sistem yaklaşımı ile ihtiyaçlar çerçevesinde tahsis edilen kaynakların en verimli şekilde kullanılmasını ön plana çıkaran yeni projelerin oluşturulmasına çalışılacaktır. Planlama rehberine uygun olarak, projeler, ilgili kurumlar ile koordineli yürütülecektir.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı olarak, ulaşılan seviyenin daha da yükseklere taşınması için, her türlü gayret kararlılıkla sürdürülecektir.'
Konuşmaların ardından Kara Kuvvetleri Komutanlığı forsu göndere çekildi.
Daha sonra, Orgeneral Işık Koşaner'e Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı şiltleri verildi.
Törenin ardından Kara Kuvvetleri Komutanlığının bahçesinde resepsiyon verildi. Resepsiyonda gazetecilerle kısa süre sohbet eden Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, 30 Ağustostan sonra nereye yerleşeceğinin sorulması üzerine, bu konunun bir gazetede yer aldığını söyledi.
Haberin yer aldığı gazetenin temsilcisinin orada bulunup bulunmadığını soran Orgeneral Başbuğ, temsilciye 'Sizce o haberi yapmak güvenlik açısından doğru mu?' sorusunu yönelterek sitem etti.






