
28 Şubat’ın romanı, hikayesi çok fazla yazılmadı. Yazılanlar da çok okundu denilemez. Bunun bir nedeni postmodern darbeyi yaşayanlarda o günleri hatırlayacak güç, yeni kuşaklarda ise öğrenmek için istek olmaması olabilir. 28 Şubat’ı yazan yazarlara sorduk.
KURGU RAĞBET GÖRMÜYOR
Edebiyata yansıdı ve okundu bence. Fakat kurgu hiçbir konuda çok rağbet gören bir anlatım değildir. Kitapların, edebiyata ilginin genel yansımasından payını aldığını düşünüyorum açıkçası.”
HATIRLADIĞIMDA HALA ÜŞÜYORUM
- Abdullah Harmancı, 28 Şubat’ın okurda karşılık bulmamasını şöyle açıklıyor: “Okurun apolitikleşmesi, bu tür toplumsal meseleleri gündeminde tutmaması sebeplerden biri olabilir. Diğeri de ‘popüler’ diye tabir ettiğimiz edebiyat yapma biçimi, hatta popüler bile diyemeyeceğimiz çok kötü metinler bugünkü ‘kitap sağanağı’nın temel dinamiği olmaya doğru gidiyor. Burada tasvir etmeye çalıştığım düzeysizleşme de 28 Şubat veya benzeri meselelere ‘akıl aşındıracak’ insanların sayısını azaltıyor.”
KRİTİK SÜREÇLER BİTMİYOR
Güray Süngü kritik süreçlerin bitmek bilmediğini söyleyerek şunları ekliyor: “Türkiye evlatlarına herhangi bir sosyolojik olay ya da kırılma anı-anları ile alakalı derinlemesine düşünme imkanı vermiyor diyeyim. O günlerden bugüne, ekonomik krizler, terör olayları, darbe girişimleri, o kadar şey yaşandı ki, hepsini odağa alıp, onunla alakalı da yeterince düşünülmediğini, eser üretilmediğini söylemek mümkün. Böyle durumlar için benim kendimce bir çözümüm var; düşünmek ve yazmak, akabinde düşünen ve yazanlara bakmak.”
BİRLİK OLMAZSAK ACILAR GERİ DÖNECEK
- Kendimizi doğru ifade edemediğimizi söyleyen Müzeyyen Çelik Kesmegülü, “Bazı gruplar gerçek olmayan mağduriyetlerini süslü bir şekilde aktarıp birleşebiliyorken biz gerçek bir mağduriyette ayrışır hâle geldik. Unuttuğumuz eski acılarımız birlik olmazsak bize geri dönecek. Ülkede ciddi ciddi Müslümanlara yaşam hakkı tanımayan gruplar var. Kendi vatanımızdaki özgürlüğümüz için önce kendi acılarımızı unutmamalı, gelecek nesillere anlatmalıyız” ifadelerini kullanıyor.
Bazısının baskısı yok
Yıldız Ramazanoğlu’nun “İkna Odası” kitabı 2003 yılında yayımlandı. Ardından Birun Yayınlarından 2004’te çıkan derleme, “Kapalı Öyküler”, yıllar sonra Abdullah Harmancı ve Mehmet Kahraman’ın “Yirmi Sekiz” başlıklı, 28 yazardan yirmi sekiz hikaye derlemesi geldi. Vadi Yayınları’ndan çıkan Şubat Tutulması kitabı da aradan zaman geçtikten sonra 28 Şubat’ın demlenen öykülerinden oluştu. Sibel Eraslan’ın “Saklı Kitap”, Ahmet Kekeç’in “Yağmurdan Sonra”, Gül Aslan’ın “Bizi Ayıran Duvar”, Mehmet Efe’nin “Mızraksız İlmihali”, Sevgi Engin’in “Bir Nehir Gibi”, Güray Süngü’nün “Mehmet’i Sakatlayan Serçe Parmağı”, Emine Batar’ın “Karanlık Rüzgar” ve İsmail Özen’in şubat ayında Ketebe Yayınları’ndan çıkan “Karlı Bir Gece Vakti” kitabı 28 Şubat’ın edebiyata yansımaya devam edeceğinin bir göstergesi. Bunlardan bazılarının yeni baskıları günümüze ulaşmadı.














