
İş Bankası Yayınları arasında çıkan “Gönderilen: Enis Batur” kitabında Yusuf Atılgan’ın 1973 tarihli en eski mektubundan 2018 yılında Ferit Edgü’nün gönderdiği son mektuba kadar 147 mektup yer alıyor. Kitabın alt başlığında da belirtildiği gibi edebiyatımızın kırk beş yılının yazar-yayıncı mektuplaşmaları okurla buluşturulmuş.
Ülkemizin seçkin ve çalışkan yazı adamlarından Enis Batur’un son kitabı “Gönderilen: Enis Batur”un alt başlığı “Edebiyatımızın kırk beş yılının yazar-yayıncı mektuplaşmaları”.
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarınca Mart 2025’te okura sunulan kitap, büyük boy ve dizin ile birlikte 283 sayfa. Kitabın editörü Rûken Kızıler, “Sunuş”una şöyle başlamış: “Gönderilen: Enis Batur’daki ilk mektup Yusuf Atılgan’dan 26 Ocak 1973 tarihli, en yeni mektup ise 18 Kasım 2018’de Ferit Edgü’den geliyor. Dolayısıyla yayıncılık tarihimizin kırk beş yıllık dönemine ait tanıklıklarla karşı karşıyayız. Şair, yazar, duayen yayıncı Enis Batur’un Ankara’da başlayan ve İstanbul’a taşınan yayıncılık faaliyetini; Oluşum, Yazı, Gergedan gibi dergileri çıkarırken, aylık seçki Tan’ı yönetirken ve daha sonra YKY’nin yayın yönetmeni olduğunda edebiyatçılarla kurduğu ilişkileri bu mektuplarda izliyoruz.”
BAZI MEKTUPLARIN ORİJİNALİ DE EKLENMİŞ
Bazı mektupların fotoğrafları da kitaba konmuş. Keşke bütün mektupların özgün biçimlerini görebilseydik! Böylece Rûken Kızıler’in “Sunuş”taki cümlesi, anlamlı ve doğru bir cümle olurdu: “Ancak meraklı okur mektup görsellerinden orijinal içeriği görebilirler.” (Pek muhterem bir “meraklı okur” olmaktansa “meraklı okurlar”dan biri olmayı tercih ederim!) Erol Akyavaş’ın tarihsiz, kısa mektubunda “çok kapsamlı” şeklinde okunan ifadenin “çok başarılı” olması gerektiğini orijinaline bakarak görebildim (s. 57).
ORHAN PAMUK’UN MEKTUPLARI YOK
İlhan Berk’in mektupları Enis Batur’a Mektuplar 1975-2005 (Noktürn 2014, Çolpan 2019), Ece Ayhan’ın mektupları Hoş Çakal Hoş Tilki Enis Batur’a Mektuplar 1975-2002 (Çolpan Kitap 2019), Bilge Karasu’nun mektupları, Enis Batur’a Mektuplar ve Ankara Yazıları (Metis, 2024), daha önce bağımsız kitaplar hâlinde yayımlanmıştı. Kitabın kısa “Önsöz”ünde Enis Batur, sayıları bini aşan mektupları nasıl değerlendirdiğini anlatırken “687 yazar-sanatçı-bilim insanından gelmiş mektup Bursa Nilüfer Nâzım Hikmet Kütüphanesi’nde, araştırmacılara açık biçimde korunuyor.” bilgisini vermiş.
Enis Batur, bu kitaptaki mektupları Selçuk Altun’a emanet etmiş. Fakat ondaki mektupların hepsinin yayımlanamadığını İhsan Yılmaz’ın Hürriyet’teki yazısından öğrenmiş olduk. Adalet Ağaoğlu’nun yazdığı mektupların kitaba girmesine yayın haklarını elinde bulunduran Boğaziçi Üniversitesi izin vermemiş! Bir de Orhan Pamuk, Enis Batur’a yazmış olduğu mektupların bu kitapta yer almasına razı olmamış. Gerekçesini İhsan Yılmaz, ancak düşük bir cümleyle ifade edebilmiş: “Orhan Pamuk ise mektupların sadece okuyacak olana yazıldığını, mahremiyet ilkesi gereği kitapta yer almak istememiş.” (“Türk edebiyatının son ‘posta kutusu’”, Hürriyet, 07.04.2025)
Düşük cümle demişken bazı mektuplarda dizgi yanlışlarından yakınıldığını görüyoruz. Ferit Edgü, mektuplarından birinde şu cümleyi kurmuş: “Kitaplarımın doğru dürüst, yanlışsız yayımlanmasından başka hiçbir şey istemedim.” (s. 83) Ferit Edgü’nün Yapı Kredi Yayınlarının Sait Faik’in “Bütün Yapıtları” dizisinden de hoşnut olmadığı anlaşılıyor (s. 78-81).
MEKTUPLARDAN İLGİNÇ NOTLAR
Ece Ayhan, mektuplarından birinde “Biz tüzüklerle çarpışa çarpışa büyüdük kardeşim” dizesindeki “tüzüklerle” kelimesinin yanlış okuma ve yanlış dizgi eseri olduğunu, oradaki asıl kelimenin “büzüklerle” olduğunu yazmış ve bu arada birinden “tatara titiri” diye söz etmiş. Düşülen dipnotu, sözü edilen kişinin Hilmi Yavuz olduğunu haber veriyor (s. 46).
Mektuplarda edebiyat ve yayın dünyasının magazin diyebileceğimiz, dedikodu cinsinden olgularıyla karşılaştığımız gibi, kişisel veya toplumsal sorunlara ilişkin tespitlere veya değerlendirmelere de rastlıyoruz. Ahmet Oktay’dan bir cümle: “Gazetelerin sanat sayfalarını mümkün olduğunca kitlelere açabilmenin tek yolu var: Konuları vülgarize etmek.” (s. 11)
Can Alkor’un bir değerlendirmesi: “Yahya Kemal büyük şair kuşkusuz. Ama cehennemi yok. O yüzden çağdaş şair diyemiyorum kolay kolay… (s. 19)
Feyyaz Kayacan’ın şu cümlelerini okurken gülmekten kendimi alamadım: “Kişi günlüğünü gündüzlerin mi yazar hep? Geceleri yazarsa, gene günlük mü diyeceğiz ona? (gecelik) desek daha uygun düşmez mi?” (s. 91)
İnsanın kararsızlıklarına, değişkenliklerine hoşgörüyle, anlayışla baksak iyi olacak. İlhan Berk’in 27 Temmuz 2002 tarihinde Bodrum’dan yazdığı mektubu okurken düşündüm bunu. “Şair olmak, iyi şair olmak yeter bize.” ve “Büyük şair diye bir şey yok.” cümlelerini yazdıktan sonra, sanki bu cümleleri kurmamış gibi şunları yazabilmiş: “Kimdir büyük şair? Yahya Kemal mi, Haşim mi? Duyarlığıyla: Haşim.” (s. 92)
İlhan Berk’in resimlerinden çok para kazandığına ilişkin cümlelerini okurken de kuşkulandım doğrusu.
Leyla Erbil’in dört mektubu, hayli ilginç ve tuhaf bilgiler içeriyor (s. 149 – 160). “… haksızlık sözünü doğal karşılıyoruz artık, bizi irkiltmiyor ‘haksızlık edilmesi’. En kötüsü de bu bence.” diye yakınıyor Leyla Hanım.
Mustafa Irgat’ın yedi mektubu da ilginç geldi bana. Oğullarının adını “Yunus” koymaları çok hoş. Bir şiirinde “yalnızca” kelimesinin “göçüşmeye uğratılıp ‘yanlızca’ olarak dizilmesini istemesi çok ilginç.
Nermi Uygur’un mektuplarından birinde gördüğüm şu cümle de dikkatimi çekti: “Bir de sağlığınıza dikkat edin: Ankara’da hava kirliliği korkunçmuş.” (s. 195).
Nuri Pakdil’in 16 Eylül 1979 tarihinde İstanbul’dan gönderdiği uzunca mektup Nuri Pakdil titizliğini hatırlatan inceliklerle dolu. Daha ilk paragrafta zarif bir iğneleme: “Tarih atmayı unutmuş olduğunuz için, bilmiyorum ne zaman yazdığınızı; yani, yazdığınız günle bana gelişi arasında geçen süreyi kestiremiyorum.” Sonra Enis Batur’un kendisine ulaşmayan mektuplarına ilişkin şaşkınlığını ve üzüntüsünü dile getiriyor. “Zahmet çekip PTT’yle yollasaydınız hemen elime geçerdi mektuplarınız.” (s. 199) Nuri Pakdil, bu mektubunda Enis Batur’un “Akdeniz Duyarlığı”na ilişkin yazı isteğini de nazikçe ve narince geri çeviriyor.
Selim İleri’nin, Vüsat O. Bener’in, Yusuf Atılgan’ın mektuplarında da kişiliklerine ilişkin alâmetler bulabilirsiniz.








