
Sıcaklar malum. Son yılların en sıcak yazını yaşıyoruz. Ormanlar da bu sıcak havanın etkisiyle yandıkça ciğerlerimiz yandı. Termometreler otuzu düşmedi, ülke sathındaki bazı şehirlerimizde 40-50’lere bile çıktı. Nasıl ki kış kışlığını yapıyor. Şimdi yaz da öyle. Herkes çok veya daha çok sıcakladı, terledi, bunaldı. Bu sıcaklardan soframız da etkilendi haliyle. Belki herkes kolaya kaçtı. O renkli ve şekerli suları alıp marketlerden içtik buz gibi reklamların ışığında. Peki, kesti mi. Tabii ki kesmedi.
Unuttuğumuz gerçek ayran çok çok gerilerde kalmışken ayran adıyla satılan içecekler de süsledi sofralarımızı. Buradan sözü ayrana getirmek istedim. Çünkü gönlümüz o yayıktan çıkan ayranlarda kaldı. Bana göre ayran şimdi sadece adı kalan, tadından eser olmayan bir içecek artık. Kendimiz üretmediğimiz müddetçe, endüstriyel ürün olmayı sürdürdükçe biz bu yapay ve sözde ayrana mecburuz. Belli ki gerçek ayranı bulana kadar içimiz soğumayacak.
Ayranla özdeşleşen yer
Ayranıyla meşhur yörelerimizden Susurluk Balıkesir’e bağlı bir ilçe. Yapımı ve tadı klasik ayrana göre farklılık gösteren Susurluk ayranı bol köpüğüyle bilinir. Bu yüzden bu ayranın en önemli özelliği köpüğüdür. Köpüğün oluşması ve kıvamı için herhangi bir katkı maddesi karıştırılmaz. Yoğurdun kendi yağı ve kaymağı alınmadan yapılarak köpüğün oluşması sağlanır.
Ufak elektrikli motor ile soğutuculu kazandan çekilerek dar bir boru aracılığıyla yüksekten hızlı bir şekilde tekrar kazana boşaltılarak veya insan gücüyle yüksekten kova ile doldur boşalt yapılarak hazırlanır. Muhteviyatında sadece yoğurt ile mayalanan doğal yoğurt, tuz ve suyun uygun oranlarda karışımı yapılarak elde edilir.
Kültürümüzde ve özellikle yörede yörede geleneksel içecek maddesi olarak ilçenin sembolü haline gelmiş bir üründür. Geçmişte yayıkta yapılan bu içeceğin köpüğü dışında yağlı olması, tadı farklıdır. Geçmişi 1950’ye kadar uzanır. Adıyla her yıl festival düzenlenir.
Dil ve anlatımdaki yeri
Ayran ismi Divan-ı Lugati Türk’te geçer. Kelime ayırmak kökünden türeyen Türkçe bir kelimedir. Moğolca karşılığı “aırag”, Çuvaşça ise “uyran”dır. Günümüzde ülkemizin milli içeceği olarak kabul edilir. Çay da aynı şekilde milli içeceğimiz olması sebebiyle iki kelimeyi birleştirerek “çayran” türetilmiştir.
Sözlü kültürümüzde epeyce yer tutan milli içeceğimiz, zenginlik sembolüdür aynı zamanda. “Ayranı yok içmeye”, “Ayranın olsun yoksa” ile “Ayran içtik ayrı düştük” gibi sözler zengin sofraları işaret eder. Çoğu defa da bu zenginlik sonucu yozlaşmayı ve yoldan çıkmayı da anlatır. Ayran delisi ve ayran gönüllü gibi deyimler, yoğurdun sulandırılmış halinden olsa gerek arzu ve isteklere sınır koymamak, her durumu ‘sulandırmak’ anlamı taşır.
“Ayranın olsun yoksa sinek Bağdat’tan gelir” ve “Ayran içtik ayrı düştük” gibi atasözlerinden de anlaşılacağı üzre bu içecek sofrada yiyecek birşeyleri olan hali vakti yerinde kişi olduğunun göstergesi. Zenginliğe işaret eden sözler bunlar. Kıtlık zamanı hele bir de katacak tuzun varsa senden iyisi yoktur.
Ne diyelim, gönlü ayran olanın çalkalayanı çok olur.
Bir kitaptan: “Ayran, temiz ayran!..”
Yazın “buz gibi!” diye bağırırdı; şimdi, bu soğuk havada, sanki her ayran kelimesinin başında hala o “buz gibi” sıfatı vardı. Kimse başını çevirip bakmıyordu bile. Trenin hemen hemen bütün camları kapalıydı, açık olan bir iki tanesinde de boyalı saçlı, yün bluzlu kadınlar duruyordu. Küçük Hasan’ın gözleri, delecekmiş gibi, kapalı camlara dikiliyor ve bunların arkasında teneke maşrapadan ayran içebilecek insanlar; hali vakti yerinde köylüler, boyunbağsız esnaflar, izinli giden askerler, hasılı susamış kimseler arıyordu.
Bir baştan bir başa üç kere koştu. Güğümün keskin kenarlı dibi ince bacaklarına çarpıp acıtıyor, fakat o, azıcık yüzünü buruşturarak: “Ayran, temiz ayran!..” demeye devam ediyordu. Dört bardak, hiç olmazsa dört bardak satabilseydi. Buna mukabil alacağı on kuruşla eve bir kara ekmek götürebilirdi. Onun gelmesini, aç bir uyuşukluk içinde dört gözle bekleyen iki küçük kardeşinin hayali gözünden şimşek gibi gelip geçiyor ve o hep bağırıyordu: “Temiz ayran... Temiz...”
(Sabahattin Ali’nin Ayran başlıklı hikayesinden)
Meyve sebze platformu
Yeni meyve sebze platformunu Afyon’da hizmete açan Bim meyve-sebze tedarik zincirinde verimliliği artırmak ve ürünlerin tazeliğini koruyarak tüketiciye ulaşmasını sağlamayı amaçlıyor. Afyon’daki 30 bin metrekarelik platformun açılmasıyla tedarik zinciri süreçleri daha verimli bir hale geliyor ve üreticiden çıkan ürünler çok daha kısa sürede marketlere ulaşacak.
Turşu suyu Doğanay’dan
Fermente içecekleri sofralara taşımaya devam eden Doğanay firması turşu suyu sevenler için yeni ürün çıkardı. Raflardaki yerini alan turşu suyu gerçek sebzelerle turşusu kurulup, fermente edilen, gazsız ve vegan içeriğiyle dikkat çekiyor. Acılı ve acısız olmak üzere iki farklı seçeneğiyle sunulan bu ürün şeflerin de lezzet sırrı olmaya aday.
Acılı ayran
Yaz sıcağında içebileceğimiz içecekler arasında acılı ayran iyi bir alternatif oluşturuyor. Malatya’nın pirpirimli acılı ayranı üç yıl önce Battalgazi Belediyesi’nin müracaatı üzerine coğrafi işaretle tescil edilmiş. Pirpirim semizotlu demektir. Bu ayran yandım çavuş ayranı olarak da bilinir. Yoğurt/süzme yoğurt, semizotu, acı kırmızıbiber, su ve tuz kullanılarak hazırlanır. Kırmızı biber ve semizotu kullanılması yöreye özgüdür.
Hazırlarken semizotunun kök kısmından ayıklanması ve iyice yıkayıp süzülmesi gerekiyor. İsteğe bağlı olarak çiğ veya haşlanmış olarak kullanılabilir. İlave edilecek yoğurt ve tuz da iyice çırpılmalı. Boylamasına kesilen acı kırmızıbiberler ile semizotu ilave edilip isteğe bağlı olarak su ilave ederek seyreltilebilir. Hazırlanan malzeme uygun toprak küpe konularak sıfır derecede 15-18 gün bekletilerek fermantasyonu sağlanır. Servis ederken kulplu bakır kupalar kullanılır.









