Bu açı, hocayı ad bozmaz, parayı da

Nihal Yazan
00:0029/06/2008, Pazar
G: 28/06/2008, Cumartesi
Yeni Şafak
Bu açı, hocayı ad bozmaz, parayı da
Bu açı, hocayı ad bozmaz, parayı da

Tam 13 yıl önce başlayan tartışma programı Açı'nın konukları da program kadar yıllanmış isimler... 13 yıldır aynı programda 'tartışan' Prof. Hasan Köni ve Prof. Mahir Kaynak'a 9 yıldır Toktamış Ateş, 5 yıldır da emekli Tümgeneral Oltan Evren eşlik ediyor. 28 Şubat, 11 Eylül, 27 Nisan gibi bir çok olaya, darbe girişimine, muhtıraya, bildiriye birlikte tanıklık eden, görmedik seçim bırakmayan yıllanmış konuklar, fikirleri uyuşmasa da birbirlerine “abi, hocam, paşam” diye hitap ediyor.

  • Paşam senin yüzünü de boyadılar mı?

  • Hocam, biz fukara çocuğuyuz, yüzümüzün doğal rengi bu

  • Abi, bence darbe olmaz

    Samanyolu Haber'in tartışma programı Açı tam 13 yıldır, ekrana gelerek bir rekora imza atıyor. Hem de hiç değişmeyen ve hepsi de kamuoyunun çok yakından tanıdığı konuklarıyla... Faruk Bilgin'in hazırlayıp sunduğu, 13 yıl önce Prof. Hasan Köni ve Prof. Mahir Kaynak'la başlayan, 9 yıl önce Toktamış Ateş'in 5 yıl önce de Emekli Tümgeneral Oltan Evren'in değişmez konuk olarak katıldığı programın 13 senede görmediği ne seçim kaldı, ne darbe girişimi ne de muhtıra… Türkiye'nin son 13 yılında yaşananlara öncesi ve sonrasında 'canlı' tanıklık eden programa, diğer konuklar gibi uzun süreli olmasa da, epeyce gelip gidenler arasında Atalay Şahinoğlu, Şükrü Elekdağ, Erol Manisalı, Mithat Baydur da vardı… Türkiye'nin iç ve dış siyasetinin konuşulduğu bu programın bu kadar uzun süre ekranlarda kalabilmesinin sırrını merak edip, stüdyonun yolunu tuttuk. Yayına girmeden önce yakaladığımız Köni, Ateş, Kaynak ve Evren'e, bu sefer siyaseti, ülkenin geleceğini değil, kendilerini sorduk. Ortaya da harareti düşük, gülüşmesi bol keyifli bir sohbet çıktı. Buyrun seyredin, pardon, okuyun..


    Dile Kolay 13 yıl. Bu kadar uzun süre yanyana ve aynı kanalda olmanızın sebebi nedir?

    Oltan Evren: Burada olmamın en büyük sebebi Faruk Bey'dir. Çünkü hiçbir şekilde art fikirle bir soru sormuyor. Yani sorduğu sual içinde beklediği cevap yok. Birçok programda bilgili, ilgili diye düşündüğünüz kişilerin ağzından bir yığın yalan yanlış fikirler çıkıyor. Siz onu sabırla dinleseniz bile o sizin vereceğiniz cevabı sabırla dinlemeden sözünüzü kesiyor. Ama Açı'da herkes herkesi sonuna kadar dinler itirazı sonunda yapar. Arada Sayın Mahir Hocamla kısa paslaşma yaparız ama o da uzun olmaz.

    Toktamış Ateş: Gözden kaçırmayalım Faruk Bey de biri bir şeyler söylediğinde aksini söyleyecek kişiye söz veriyor. Ama bizi kavga etmeye zorlamıyor. Benim tek derdim trafik. Başka bir şikayetim yok doğrusu.

    Mahir Kaynak: Bu programda her şeyin doğrusunu söyleme iddiasında değiliz. Ama metodumuz bir şeyi halka kabul ettirmek yerine anlatmaya çalışmak. Program içinde düşünüyor ve istiyoruz ki seyirci de bizimle beraber düşünsün. Düşün ve düşündüğünü söyle... Düşündüğüm bazen Samanyolu Haber'in düşünce yapısına tersti. Ama hiç engellenmedim işte bu düşünce özgürlüğüdür. Bu bakımdan Samanyolu Haber'e müteşekkirim; çünkü bu şansı veriyor.

    Faruk Bilgin: Hocamın dediği gibi bazı fikirler Samanyolu'nun tam tersine düşünce ve fikirler olabilir ama bu bir engel değil çünkü program tamamen bir serbest bölge.

    Hasan Köni: Görüşlerimizi rahatlıkla söylüyoruz. Sağdan da soldan da arkadaşları konuk ettik. Kavga çıkmamasının nedeni kimsenin reyting alıp ileriye doğru yatırım düşüncesinin olmaması. Anchorman olma beklentimiz de yok. Bildiklerimizi kamuoyunun önünde tartışarak bir şeyler vermeye çalışıyoruz. Samanyolu Haber TV de bunu sağlıyor.


    MAHİR KAYNAK: YALNIZ YAŞAMAYA ALIŞTIM
    Hiç mi teklif almadınız ekip olarak?

    T.A: Kimse cesaret edemez ki!

    O.E: O ancak Faruk Bey şu kanala gidip Açı yapacağız derse olur.

    M.K. Efendim benim evde kalmamın nedeni görücü çıkmamasıdır.

    T.A: Programın bir özelliği daha var. Diğer kanallarda bu tür programlar geç saatlerde yayınlanıyor. Hatta artık canlı da yapmıyorlar. Bu da hoş bir şey değil. Seyirci ve öğrencilerim bakımından 21-23.00 saatleri çok rahatlatıcı.

    F.B.: Bu programın başka bir kanal patronuna getirisi değil götürüsü olur. Çünkü burada hükümetle ilgili bir yanlış varsa o da söyleniyor. Zaman zaman biz de bunun sıkıntılarını yaşıyoruz ama kimse programı devam ettirmeyelim demiyor ve bedava bir program. Böyle bir programı transfer etmek isteseler böyle konuşmayın reklamlar kesilir diyebilirler. Çünkü bu programın tarihinde kanalın kapanması uğruna Türkiye'nin yanlış yolda gittiği uyarısı da yapıldı.

    Emre Kongar ve Mehmet Barlas da uzun süre devam ettirdi ama Cengiz Çandar'la hiç olmadı… Nedir işin sırrı?

    H.K İşin sırrı para. Mehmet Barlas parayla çalışan bir arkadaş. Parayı görünce işi bıraktı. Bizde böyle bir şey yok.

    O. E: Para bizim için çok arka planda. Reytingi biz de istiyoruz tabii. Reklam geldiği zaman da sadece amatörce seviniyoruz. Bize maddi hiçbir etkisi yok. Hocam çok güzel söyledi, ön plana çıkmak gibi bir heyecanımız yok. Ayrıca benim ağırlığını hissettiğim bir etiketim var arkamda. En önemlisi şu, bugün belki de her hafta program yapan tek asker benim.

    O. E: Bu programın bir özelliği de sunucu ön planda kendini göstermiyor. Diğer programlarda Cevizoğlu, Ali Kırca, Mehmet Ali Birand'ı seyrediyorsunuz. Burada bir takım programı seyrediyorsunuz.

    Birbirinizi program dışında, programdaki söyledikleriniz ya da davranışlarıniz nedeniyle hiç eleştirdiğiniz oluyor mu?

    T.A:: İşte söylüyorum Paşam çok konuşuyor.

    M.K. Efendim çok farklı insanlarız zaten yaklaşım farkı da var. Benim adım zaten komplo teorisyenine çıkmış. Ben görüneni değil görünmeyeni ararım. Kendime göre bir metodum var onu kullanırım. Fakat bu nedenle kimse ile de çatışmadım. Söyleyeceğimi söylerim başkasına da karışmam.

    T.A: Ben de Mahir Hocamın her şeyi komplo ile açıklamasını hep eleştirdim ama o söylemeye ben de eleştirmeye devam ediyorum. 46 yıldır bu böyle.

    H.K Ben Mahir Hoca'yı biraz daha anlayan biriyim. Uluslararası konular benim konum. 14 sene Türk-Amerikan Derneği başkanlığı yaptım. Mahir hoca olayların arka planını devletin görünmeyen yüzünden görebiliyor. Ama bazı söylediklerini açması gerekiyor. Mesela PKK yoktur dedi. Masada hava değişti. (gülüşmeler)

    Bazen tartışmanın en hararetli anında reklama giriliyor. Reklam aralarında ne yapıyorsunuz? Hararetle tartışmaya devam mı, yoksa sadece çay kahve mi?

    M.K. Genel olarak çok disiplinli biri olduğum için bu konuda da disiplinliyim. Jenerik müziğini duyunca hemen susarım.

    T.A: Laf atınca da hemen cevap vermez.

    O.E: Reklam araları genelde tatlı oluyor ama Mahir Hoca ile ben bozuyoruz. Reklama girmeden önce son noktada ya antant kalıp el sıkışıyoruz ya da birbirimize gülücük atıyoruz. Kendi içimizde bir disiplinimiz var; kimse kimsenin fikrini beğenmek zorunda değil ama saygı duymak zorunda. Ancak bazen öfke baldan tatlı oluyor. Genelde harareti yükselten ben oluyormuşum gibi gözüküyor ama ben konuşma tarzı itibariyle küçük harf kullanmasını pek bilmiyorum. Son bir buçuk yıl bu konuda kendimi disipline ettim; izleyenlerin söylediğine gelen e-maillere göre çok büyük aşama içindeyim. Bazen hitabet öfke sanatıdır diyen sayın başbakana katılmamak da elde değil.

    T.A: Kumandanlıktan gelen bir özelliği de çok konuşup kimseyi konuşturmamak. (gülüşmeler)

    O. E: Öyle diyor ama en az konuştum dediği hafta hepimizden bir dakika fazla konuşmuş. İstatistik tutuyorum; bende her şey ispatlıdır.


    MAHİR KAYNAK: YALNIZ YAŞAMAYA ALIŞTIM
    Programın sosyal ilişkilerinize etkisi oldu mu?

    H.K Cuma günleri bizim hanım için zor oluyor. Nişantaşı'nda oturduğumuz için biraz daha sosyetik yaşantımız var. DNKY mağazası da hanımın; cuma günleri üst seviyede dolaşıp gezmemiz gerekiyor. Ama ben televizyondayım. Cuma, Cumartesi gezme zamanı ama parayı harcayacak zaman yok. Eşim Cuma gecesi yalnız oturup beni bekliyor.

    M.K. Ben bu konuda bir şey söylemek istiyorum. Bu benim kabahatim. Çünkü belli bir dönemde tüm dünyadan dışlandım. En yakınlarım bile benden uzaklaştı; uzun süre yalnız yaşamaya alıştım. Şimdi bunu kıramadığımdan bir başkası ile ilişki kuramıyorum. Ben ilişki özürlüyüm.

    O. E:Böyle diyor ama aramız çok iyidir hocamızla. Asker kökenlidir kendisi ve ilk günden beri abi derim.

    Açı bir strateji programı olduğu için pek çok öngörülerde bulunuyorsunuz. Tam isabet dediğiniz öngörüleriniz çıktı mı?

    T.A: İki ay evvel kriz geldi diye bir panik vardı. Yok böyle bir şey dedik. Dolar 1.30'a çıkmıştı; 1.60 olacak dendi ama düşeceğini söylemiştik biz.

    M.K. Benim bir önemli öngörüm var. 11 Eylül olduktan 1-2 gün sonra bu El-kaide işi değil Amerika'nın iç çatışması dedim.

    T.A: Mahir ağabeyimin şöyle bir özelliği var beni hasta eden. Benim en katılacağım şeyleri bile öyle bir söyler ki ben karşı çıkarım (gülüşme). O kesin üslubu irrite ediyor beni ama tabii çok sevip saydığımız için…

    O.E: Eğer biz bir konuyu konuşuyorsak en azından o hafta gündemden inmez. Öngörü isabetinden çok düşüncemizi rahatlıkla söylemek önemli.

    F.B.:Programın benim açımdan doğru tarafı doğaçlama olması. Hazırlanması da bu açıdan zor. Suriye ya da ABD konuşulurken bir anda Japonya konuşulabiliyor. O nedenle tüm gelişmelerden haberdar olmak gerekiyor. 2.si de gerçekten Avrupa Amerika her taraftan izleniyoruz ve sorular geliyor. Programı çok dikkatli izleyenler daha önce ne konuşup neler dediğimi bize hatırlatıyorlar.

    Programın size katkısı oluyor mu?

    H.K-T.A: Derslerimize katkısı oluyor. Netice itibariyle burada beyin fırtınası yapıyoruz. Bir konuya karşı çıksak da acaba diyoruz bazen.

    M.K. Her tartışma insana bir şey katar.

    O. E: Programın bana sağladığı fayda artı sonsuzla eksi sonsuz arasındaki derinlik kadar büyük.

    Programın tekrarını seyrediyor musunuz? Arşiv yapan var mı aranızda hiç?

    M.K. Sonradan seyretmiyorum, arşivim de yok. Hiç not almam tek çizgi de çizmem kağıda. Ekranda nasıl göründüğümü bile bilmiyorum. Merak etmiyorum çünkü söylendi ve bitti çünkü.

    T.A: İyi görünüyorsun Mahir abi. Ben de çok ileri bir saatte programın tekrarını veriyorlar ama bakmıyorum.

    O. E: Demek ki arşivi olan tek kişi benim. Çok yoğun hazırlanırım. Ayrıca seyretmekten de zevk duyuyorum. Çünkü gelişmemiz açısından bir daha seyretmeliyiz. Hem kendi düşüncelerinizden hem çevrenizdekilerin düşüncelerinden yeni bir senteze gitmenin yararlı olacağını düşünüyorum. Konuşma şeklimi ve duruş tarzımı zaman içinde değişikliğe uğrattım. Biraz daha profesyonel olabilmek için izliyorum. Hocalarımın böyle bir sıkıntısı yok. Çünkü aynı zamanda ders verdikleri için antrenmanlılar onlar.

    Dinleme olayına bu Açı'dan bakınca…

    M.K.Mesela telefon olayında bunu polis dinlemedi dedim. Dinleyeni duyunca çok şaşıracaksınız dedim. Bu arada tuhaf bir şey oldu telefon açık kalmış dendi ama o da olmaz değil mi efendim… Bari dinleyenin baş harfini söyle dediler, 'hayır' dedim.

    O.E: Hocam bebelere masallar.

    T.A: Bak şimdi beni aldı bir merak.

    O.E: Eskiden BBG vardı şimdi BBD oldu. Biri bizi dinliyor. O biri polis mi?

    M.K. Bakın, her şeyi bilmeniz hiç önemli değil. Eskiden poker oynardık kağıdın hepsini bilmezdik karşı tarafı takip ederdik. Bu da bir oyun; şimdi satranç oynuyoruz. Her şeyi 2 taraf da görüyor. Bu oyun böyle de oynanır ve şunu söyledim her şeyi biliyorsa sizi yenemez.
















    Birbirlerine abi, hocam, paşam diye hitap ediyorlar. Prof. Toktamış Ateş ile Prof. Hasan Köni 1962 yılından, yine Prof. Hasan Köni ile Prof. Mahir Kaynak 1983'den beri birbirlerini tanıyorlar. Programın yaş olarak en kıdemlisi ise 74 rakamını gören Mahir Kaynak.