
Son dönemde rol aldığı yapımlarda başarılı oyunculuğuyla öne çıkan Ufuk Bayraktar, TRT 1’de yayınlanan ‘Sevda Kuşun Kanadında’ adlı dizide 68 kuşağından bir ülkücüyü canlandırıyor. Sağ sol davasında ilk kez İmam Hatiplilerin de yaşadıklarını ekrana taşıdıklarını söyleyen Bayraktar, “Abimden imam hatiplilerin uğradığı haksızlıkları dinlerdim. Bir dönem çok hor görüldüler” diyor.
Tüm dünyada “68 Kuşağı” olarak nitelendirilen gençlik hareketinin Türkiye'de yaşanan boyutunu, bir sevda öyküsü üzerinden anlatan yeni dönem dizisi 'Sevda Kuşun Kanadında' geçtiğimiz hafta TRT 1 ekranlarında ilk bölümüyle seyirciyle buluştu. Dizi, 1968 sonundan başlayarak 1972 yılına kadar yaşanılan olaylarda dönemin egemen güçlerini, farklı görüşlere sahip gençlerin nasıl çatıştığını ve kendini geri planda tutmak isteyen gençlerin de provokasyonlara karşı nasıl direndiğini anlatıyor. Aynı zamanda o dönemlerin en büyük sorunlarından biri olan İmam Hatip probleminin de ele alındığı dizinin başrollerinde Murat Ünalmış, Deniz Baysal, Ufuk Bayraktar, İlker Kızmaz ve Yavuz Bingöl gibi başarılı birçok isim yer alıyor. Dizide o dönemin ülkücü gencini canlandıran Ufuk Bayraktar ise direnen devrimcilere karşı bir duruş sergiliyor. 68 Kuşağının yaşadığı problemlerin günümüzde de devam ettiğini söyleyen Bayraktar, “Yaşananlar, yıllar boyu hep aynıydı. 30'lu yıllarda da aynı şey yaşandı 68'li yıllarda da.Bizim şu an yapamadıklarımızı geçmişte büyüklerimiz yapmış” diyor.
Dizinin yapımcısı aynı zamanda babamın arkadaşı. Küçüklüğümden beri onların yanında yer aldım. Senaryoyu da okuduğumda çok güzel buldum. Önemli ve çarpıcı bir dönemi anlatıyorlar. Bu sebepten dolayı beni kendine çekti.
Senaryo geldiğinde farklı fikirlerin aynı çatı altında yaşamasının aslında çok normal olduğunu, yaşanabilir bir durumdayken nasıl bozulduğunu ve hazırlanan oyunlarla ortalığın nasıl karıştırıldığını gördüm. Bu tür olayların günümüzde de yaşandığına şahit oluyoruz.
Özel olarak hazırlanmadım. Çünkü Ömer karakteri hayatın içinden. Benim için önemli olan özünde taşıdığı değerler ve duygulardı. O dönem duygusunu da vermeye çalıştım. Ülkücü gençlerin duygularını en iyi şekilde yansıtmaya çalıştım. Hazırlanırken de hiç zorlanmadım. Çünkü ekibimiz çok iyi.
Canlandırdığım her karakterde benden bir şeyler var. Ömer ve Ufuk çok da farklı karakterler değil. Hayatım kavgayla da geçti senaryo da yazdım. Her alanda bulundum. Bu yüzden karakterlere daha nötr bakabiliyorum.
Solcu birini oynasak solcu, sağcı oynasak sağcı derler. Ben şimdi de ülkücü bir genci canlandırıyorum ama ülkücü değilim. 'Vatan, millet' her zaman diyorum ama olması gerektiği kadar. Siyasi kaygısını düşünmeden bu rolü kabul ettim.
Araştırdım ve Necip Fazıl Kısakürek'in birçok metni beni çok etkilemiştir. Kitaplarını okurken veya başkalarından duyduğumda da tüylerimi ürpertiyor.
Ben İmam Hatip mezunu değilim, yaşamadım ama ağabeyim arkadaşlarında gördüklerini bana anlatırdı. “İmam Hatipliler'in hep notlarını kırıyorlar, üniversiteye bile almıyorlar” derdi. Ben de bu durumun sebebini sorgulardım. Çünkü aklım almıyordu. İmam Hatipliler o dönemlerde hep hor görüldü.
Mülayim insanlar. Bütünü bozanlar muhakkak vardır ama öyle düşünmemek gerekiyor. O dönemde devrimci kesimin içinden de cımbızla iyileri seçip göklere çıkarıyorlar.
Ne solcuların ne de sağcıların arasında kötü var. İslami değerleri yaşayan çocuklar da kendi halinde. Fakat o dönemlerde sol kesim biraz daha okumuş, kitap karıştırmış. Dizide de bunu yansıtıyoruz. Çünkü o dönemde İmam Hatipliler önemsenmiyordu. Üniversitelere alınmıyordu ama yine de mücadeleye devam ettiler. Yavaş yavaş üniversite kapılarını araladılar. Biz hep iyi niyetli beklemeliyiz. Müdafamızı iyi yapmalıyız. Ülkücüler saldırgan insanlar değil. Sadece onlara bir şey yapıldığında savunmaya geçiyorlar. Ömer rolü de her olaya direkt katılan biri değil. Gelen saldırıya karşı tepkisini belirtiyor.
Lise dönemlerimde gitmiştim. Bir zaman sonra insanların birbirini suçladıkları yerde bir gariplik olduğunu gördüm. Fikirler her dönemde çatışır. Zaten o yüzden varız. Önemli olan doğruyu bulmak. Bulamadıklarında da kavgaya döküyorlar. Baktım ki suçlamalar da hep siyaset üzerinden gidiyor, ben de gitmeyi bıraktım.
Böyle işler aslında çok riskli. Bir zamanlar Mevlana'nın filmini yapmak istedim ama sonra vazgeçtim. Filmin tek karesinde hata yapılırsa olmaz. Bu dizide de o döneme damgasını vuran siyasi olaylar anlatılıyor. Geçmişte yaşanılanlar doğru anlatılırsa zaten günümüze yansıyacaktır. O dönemlerde tahtayla yapılan kavgalar yerini şimdi diğerlerine bıraktı.
kalpler bir olmalı
Görüşler farklı olsa da kalpler bir olmalı. Çevremizdeki insanlarla siyaset konuşsaydık eğer kimseyle aramız iyi olmazdı. Siyaset mecliste zaten konuşuluyor. Bari biz konuşup da birbirimizi kırmayalım. Dizide ele aldığımız dönemlerde insanları galeyana getirmek için ellerinden gelen her şeyi yapmışlar ve günümüzde hala yapıyorlar.
Solda davasını savunan adam da haklı, sağda olan da, İslamcı çocukta. Peki bunları birbirine düşüren kim? Bunların perde arkasını seyirciye vermek istiyoruz. Gerçekleri ekranlara yansıtıyoruz. Bu dizi, seyircinin gözünü açması için ekranlarda. Bizim şu an yapamadıklarımızı geçmişte büyüklerimiz yapmış. İzlediğimizde de günümüzle kıyaslamamıza sebep olacak.
Babam olaylara karışan biri değildi ama yine de Ülkü Ocakları'nın kuruluş sürecinde bulunmuş. Aslında yaşananları araştırmaya da çok gerek yok. Çünkü dönem farketmez. Yaşananlar ve insan, yıllar boyu hep aynıydı.









