Darbe yalanlarının ardındaki SAKLI HAYATLAR

Naz Emel Koç
00:0013/03/2011, dimanche
G: 12/03/2011, samedi
Yeni Şafak
Darbe yalanlarının ardındaki SAKLI HAYATLAR
Darbe yalanlarının ardındaki SAKLI HAYATLAR

Bu hafta vizyona giren dört yerli filmden biri olan Saklı Hayatlar, 1980 öncesindeki Çorum olayları gibi 12 Eylül darbesine yol aralayan politik gündemin gölgesinde kalmış bir aşk hikâyesini anlatıyor.

Filmin konusu şöyle: Üniversite yıllarındaki güzel kız Nergis ile yakışıklı oğlan Murat'ın yolları komşuluk ilişkileri dolayısıyla kesişir. O dönemde katmerli bir şekilde önemli olan dünya görüşü konusunda da son derece uyumlu olan çiftimizin önünde tek bir engel vardır: Nergis'in çevresindeki herkesten gizlemek zorunda kaldığı Aleviliği. Nergis'i ailesiyle birlikte Çorum'daki yuvasından eden inancı, bakalım bu kez aşkından da edecek midir?

Aleviyle Sünni, Rahibeyle İmam, Zenginle Fakir, Prensle Kurbağa aşkı gibi zıtlıklar aşk filmlerinin vazgeçilmez klişelerinin başında gelir. Ancak ne kadar klişe olursa olsun böylesine bir zıtlıktan doğan dramatik etki, bir seyirci olarak hangimizi etkilemez ki! Hele bir de sonuç mutsuz olursa, vay âşıkların arasına girenlerin haline… Film bittiğinde araya giren babamız olsa tanımaz halde sinemadan çıkarız. Yıllarca kötü kadın rolüyle âşıkların arasına giren Suzan Avcı'nın gerçek hayatta yolda yürürken işittiği sınırsız hakaretleri düşünürsek bu etkinin ne kadar güçlü olduğunu anlarız herhalde. Trajik aşktan üretilmiş güçlü silahı elinde tutabilecek en tehlikeli varlık ise hiç kuşkusuz ideolojilerdir herhalde.

FATURA SÜNNİLERE KESİLİYOR

Saklı Hayatlar filminde de trajik aşk silahını alevi-sol ideoloji elinde tutuyor. (Burada Alevi ve sol tanımlamalarını filmde paralel anlatıldığı için birlikte kullandım.) Gönül isterdi ki, buradaki “Alevilik” kavramını “ideoloji” sıfatıyla nitelemeyelim lakin film aksi bir tanımlamaya müsaade etmiyor. Filmdeki olaylar 1980 yılında yaşanan Çorum olaylarıyla başlayıp, 12 Eylül askeri darbesiyle sona eriyor. Vakti zamanında darbe için gerekli zemini hazırlamak isteyenlerce planlanmış Çorum olaylarının faturası film tarafından tamamıyla Sünni Müslümanlara yıkılıyor ki ne yıkma… Filmde tanımlanan vahşete tüm Müslümanlar toptan ortak ediliyor. Filmin sonuna kadar “iyi insan” olarak tanıdığımız namazlı niyazlı Müslümanlar, sonunda bir anda canavarlaşıyor. Filmde ısrarla altı çizilen “hoşgörü” temasında nasibini almasını beklediğimiz en müspet karakter nine dahi, eleştirilerden nasibini alıyor. Hâlbuki dindar Müslüman karakterler arasından bir kişinin bile Aleviler'e karşı hoşgörülü davranması filmin karşı mahalleye dert anlatma ve anlama çabasına dair bir ipucu olurdu. Son ana kadar böyle bir emare görmeyi çok umduğum halde büyük bir hayal kırıklığıyla salondan ayrıldığımı söyleyebilirim.

HER SENE AYNI FİLM

Her yıl 28 Şubat post modern darbesi yıldönümün ardından Mart ayında gündeme gelen inanç ve Müslümanlar oturum konusu haline geliyorlar. 11 Mart tarihinde vizyona giren Saklı Hayatlar filmi Mart gündemine kendi ideolojisi çerçevesinde önemli bir katkı sağlıyor. Kaderin cilvesine bakın ki geçtiğimiz yılın Mart ayının aynı haftasında, yani tam 12 Mart'ta benzer bir konuyu ele alan Yüreğine Sor filmi vizyona girmişti. Yine bir aşk ve dönem filmi olan yapım bu kez Osmanlı döneminde yaşayan Müslümanların gayrı Müslimlere karşı gösterdikleri “hoşgörüsüz ve baskıcı” tutumu konu alıyordu. Gerek tema, gerek anlatım, gerekse etki bakımından birbirine bu denli benzeyen iki yapımın arkasına kurcalasak, karşımıza neler çıkar acaba?

Son yıllarda görüyoruz, artık hiçbir şey gizli kalmıyor. Yıllarca birilerinin üzerine yıkılan cinayet, terör, saldırı ve daha birçok olayın ardından sürpriz isimler ve Ergenekon terör örgütü çıkıyor. Artık her duyduğumuza inanma devri kapanmış vaziyette. Geçmişle yüzleşirken tarihe bu denli sorgulamadan yaklaşmayı doğru bulmuyorum. Bir süredir “demokratik açılım” tanımlaması adı altında, Aleviler de dâhil olmak üzere toplumun farklı kesimlerini görünür kılma çabalarını bu tip yapımların baltaladığı kanısındayım.

BU DA BİR DERS OLSUN

Bu tip yapımlarda hedef gösterilen Müslümanların kendilerine bir ders çıkartması lazım: Eğer ki bir Müslüman İslamiyet'in “hoşgörü dini” kimliğinden uzaklaşıyor, kendinden olmayana eziyet ediyorsa kendine dönüp bir baksın! Organize provokasyonlara kanıp da yanlış işlere bulaşan Müslümanlar varsa, o kimselerin vay haline!..

Tekrar filme dönecek olursak… Beklentilerinizi yüksek tutmamakla birlikte, seyirciye tesir eden, akıcı bir yapım olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bazı unsurların senaryoya dâhil edilmesinde problem olduğu gibi, finale hazırlayan bazı nedenler yeterince iyi kurgulanmamış. Saklı Hayatlar bir dönem filmi olmanın hakkını sanat yönetmenliği konusunda veremiyor. Yapılan en büyük hata ise, Temmuz ve Eylül ayları arasında geçen olayları konu aldığı halde filmin tamamı kış mevsiminde geçiyor.


Yönetmen- Senaryo: Ahmet Haluk Ünal

Tür : Dram / Politik

Yapım : 2010, Türkiye

Oyuncular : Ceren Hindistan, Yusuf Akgün, Laçin Ceylan, Zerrin Sümer, Ahmet Mümtaz Taylan