Haluk Levent, 1993 yılında 'Yollarda' albümüyle başladığı müzik serüvenine, verdiği beş yıllık uzun aradan sonra çıkardığı' Hacivat ve Karagöz' albümüyle devam ediyor. Albümde Filistin de var, Srebrenitsa da, aşk da var, isyan da...
Referandum öncesinde Türkiye ikiye bölündü. Bu beni çok etkiledi. İnsanlar 'evet' derken bile çekindi. Ben istiyorum ki artık bir olayı tartışırken bölünmeyelim. Bu ülkeden başka yaşayacak yerimiz yok. Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Çerkeziyle, Lazıyla, Alevisiyle, Sünnisiyle, başörtülüsüyle, mini eteklisiyle beraber yaşamak ve birbirimizi sevmek zorundayız. Demokrasi bir tahammül rejimidir. Albümümün adı bu yüzden 'Hacivat ve Karagöz.' Hacivat ve Karagöz olmayalım, birbirimizi anlamadığımız, kör sağır tartışmaları bırakalım diye.
10 yıldır beraber çalıştığım insanlar. Kimi zaman konserlerde yanımda gitar çalan sevgili Serdar Öztop ve hala benim gitaristim olan Göktuğ Şenkal'la. Yani bir grup saundu oluştu. Sahnede nasılsak, albümde de öyleyiz.
Bir çizgi diyebiliriz kesinlikle. O çizgiden mutluysanız, olumlu sonuçlar alıyorsanız bunu sürdürebilirsiniz.
Bu albümü nasıl kategorize edersiniz? Hard rock, soft rock, Anadolu rock, protest rock…
Protest Anadolu rock diyebiliriz…
Ben aslında mesajcı bir adam değilim. Ancak rock müzik yapıyorsanız, yaşadıklarınızı anlatmak zorundasınız. Yoksa samimi olmaz. Başımdan geçen bir sürü olay oldu biliyorsunuz. Onları anlattım albümde. Bir kere özeleştiri yaptım 'O kendini biliyor' adlı şarkıda. Orada aslında kendini kral zanneden bendim. Bir insan bir koltuğa oturabilir. O koltuk rock star koltuğu da olabilir, pop star koltuğu da olabilir, genel müdür koltuğu da olabilir. Ama kesinlikle kendinizi padişah yerine koymayacaksınız. Koyduğunuz zaman başınıza çok büyük felaketler gelebilir.
Tabii, tabi. 'O Kendini Biliyor' şarkısındaki gibi bir dönem etrafımızda öyle şaşalı bir hayat vardı ki kendimizi dokunulmaz hissetmiştik. Bu nedenle ben
10 yıl boyunca avukat bile tutmadım. Çünkü bana kimse dokunamazdı. Çünkü ben hep haklıydım. Halbuki ülkenin bir hukuk sistemi, bir adalet sistemi var. Star olabilirsiniz ama kurallara ve hukuka uymak zorundasınız. Onun için de özeleştiri yapmak lazım ve yapıyoruz da.
Tam olarak değil aslında. Özeleştiri yaptığım bir şarkı var. Ama genel olarak 'protest bir Anadolu rock albümü' diyebiliriz. Damar aşk şarkılarının yanı sıra birçok konu var albümde anlattığım. Mesela Bosna'da Srebrenitsa katliamında ölen insanlar için yazdığım bir şarkı var. Ben Bosna'ya kadar gittim. O acıları gördüm ve çok çok üzüldüm. Psikolojim dahi bozuldu o günlerde. Bir de Filistin için yazdığım bir şarkı var albümde. Onu da Arapça söyledim, Filistin halkına destek olmak için.
Bu aslında hassasiyet de değil. Rock müziğin bir gereği. Yıllardır sanki müzik sadece eğlence için yapılır gibi bir algılama var. Ben eğlence müziği yapmıyorum. Eğlence müziği yapanlara saygı duyuyorum. Ama benim yaptığım müzik coşku ve dinlence müziği.
Tabii, hissediyorum. O duvar olmak zorunda zaten. O duvarın varlığı gittiğim yolun doğru olduğu konusunda emin olmamı sağlıyor. Bazılarına göre rock sadece eğlence ve aşk müziği . Halbuki rock bir isyan müziğidir. Benim şarkılarımın Anadolu biçimlerinin üzerine oturması konusunda eleştirileri var bir de…
Evet. Benim yegane beslenme kaynağım Anadolu.
Bu beş yıl aradan sonra yaptığım bir albüm. Ben bu albüm için çok çalıştım ve ortaya çok güzel bir sonuç koyduğuma eminim. Referanslarım da geçmiş yıllarda yaptığım Haluk Levent albümleri ve şarkılarıdır. Bu nedenle de özenle tavsiye ediyorum.
Kesinlikle ben de hemfikirim sizinle.
Şu anda kızım tutuyor beni burada. Gitme kararını da borçlarım yüzünden değil, magazin basınında çıkan çirkin ve haksız iftiralar yüzünden almıştım. Muhabir arkadaşlar masa başında oturup, savcı iddianamesinde bile olmayan şeyleri haber yapıyorlar. Bu benim bu ülkede yaşamamı çok zorlaştırıyor.
Evet. Bir telefon görüşmesi yapmışım. Küfürlü bile konuşmamışım. O konuşma çete suçlamasına girmiş. Ben daha sorgudayken, benim insanları dağa kaldırdığım, tehdit ettiğim yazıldı. Ben hayatımda çakı bile taşımadım oysa.
2 yaşında.
Evet, her şeye rağmen. Onun için kaldım. Anadolu toprakları dünyanın en güzel toprakları. Dinin, Müslümanlığın en güzel işlendiği topraklar. İklimi güzel. Dünyada hiçbir kültürde olmayan güçlü aile ve kardeşlik bağları var bu topraklarda. Bu topraklarda 'süt anne'lik, 'amcaoğlu' luk var. Bu topraklarda kanla örülmüş bir vatan mücadelesi var. Bu toprakları bırakıp gitmek çok kolay değil.
Haber değeri olmuyor ama ben davaları tek tek kazanıyorum. Şirketlerim iflas ettikten sonra 20'den fazla dava açıldı. Kaybettiğim bir dava yok şu ana kadar. Sadece icra dosyalarına para ödemediğim için bir iki kez 30 günlük cezalar yattım. Bu artık benim gerçeğim ve ben bu gerçeği kabul ederek yaşamak zorundayım. Bunu yüz kızartıcı bir suç olarak da görmüyorum. Şu ana kadar 6 davadan beraat ettim. Diğer davalardan da beraat edeceğime inanıyorum. Bu nedenle umutluyum.
Evet. Borçlarımı ödeyeceğim. Ama şarkılarımı söylemeye de devam edeceğim. Ben 4-5 yıldır televizyonlarda doğru dürüst şarkı bile söyleyemedim. Çünkü kendi sıkıntıları olan bir Haluk'un şarkılar söyleyip coşması coşturması bana samimi gelmeyecekti. Ama şimdi 'takke düştü kel göründü.' Peki, ben bu gerçekle yaşarken şarkılarımı söyleyemeyecek miyim? Hayır, söyleyeceğim. İşte bu nedenle bu albümü yaptım.
Kesinlikle yok. Türkiye'de bu hükümetin yaptığı en iyi şeylerden biri çete ve mafya operasyonlarıdır. Ben bu konuda hükümeti her zaman destekliyorum. Fakat hükümetin çözmesini istediğim tefecilik problemi var. Türkiye'de tefeci çok güçlü maalesef.
Oldu tabii. Ama ben başkasına borçlanıp, o adamlara bu paraları vermek istemiyorum. Alacaklarını aldılar zaten. Ben 10 yıldır avukat tutmadım. Bu yüzden her şey aleyhimde. Buna rağmen davaları kazanıyorum. Bu nedenle 'Benim param yok, bana yardım edin' demiyorum. Ben paramı kazanırım.
Valla ben Beşiktaş ne zaman yenilirse ya da berabere kalırsa o gün uyuyamıyorum. Onun dışında umut ederek uyuyorum. Çaresiz uyumaktan çok daha iyi. Umutlu olmak her şeyden önemli.
Her yanımda farklı bir gerçek, farklı bir yaşam varken
Her tarafta başka bir istek, yorulmuşum üzülmekten
Yalan senin benim varlığım için çarklar duruyor
Her şey yalan
Sağı sola solu da sağa koysan da fark etmiyor
Hangisi ak hangisi kara nedense bilinmiyor
Yalan dünya durdu memleket dönüyor içim yanıyor
Her şey yalan
Karagözüm ben Hacivatsın sen
İplerimiz başka elde savaşıyorum
Bir gölgeyim ben bir suretsin sen
Aslın kimin ellerinde bilemiyorum
Dünyayı aptal yerine koyabilirsin
Senin gibi padişah olmaz olsun
İktidar oldun, güç oldun, her şey yalan
Yalan lanet olsun
Çalış durma, oyunu bozma, bozsan da fark etmiyor
Benden uzak olsun desem de tam dibime düşüyor
Yalan dünya durdu memleket dönüyor içim yanıyor
Her şey yalan
Nasılsınız kardeşlerim, nasılsınız sevdiklerim
Nasılsınız kardeşlerim, nasılsınız dostlarım
Soruyorum ama iyi olmadığınızı biliyorum
Çocuklarınız hala her şeyden mahrum mu
Çocuklar silah tutmadan
Şeker de yiyebiliyorlar mı
Parklarda oynayabiliyorlar mı
Kalbimdesin ey Filistin
Dünya alem bilsin ve herkes duysun
Ben de sizinleyim ben de yanınızdayım
Biri daha sizi bırakmayacak
Yarın binlercesi olacaktır
Bu savaş artık son bulmalıdır
Ne güzel baktın bana ne güzel ne güzel
Görmedim diyar diyar görmedim senden güzel
Sonunu hazırladık emanet ellerle
Katliamlar yaşadım hüzünlü gözlerinde
Seni kurtaramadık Hiçbir şey yapamadık
Yüreğim buruk yüreğim hasta
Tam 16 yıl oldu seni unutamadık
Affet bizi Srebrenitsa
Her Temmuz'un 11 yaralar kan bağlar
Düşündükçe ağlaşır çocuklar ve kadınlar
Bazen canavardır uygarlık denen illet
Çağ dışı kalır bazen insanlık medeniyet






