İlahi referanslı bir Yusuf Rüyası BAL

Naz Emel Koç
00:0011/04/2010, Pazar
G: 10/04/2010, Cumartesi
Yeni Şafak
İlahi referanslı bir Yusuf Rüyası BAL
İlahi referanslı bir Yusuf Rüyası BAL

Sinema tutkunlarının merakla beklediği yönetmen Semih Kaplanoğlu'nun son filmi Bal bu hafta sinema salonlarında yerini aldı. Bilindiği gibi Bal, Yumurta ile başlayıp, Süt ile devam eden Yusuf üçlemesinin Berlin Film Festivalinden Altın Ayı ödülü ile dönen son filmi. Daha önce yetişkinlik ve ilk gençlik dönemlerini gördüğümüz Yusuf'un Bal'la birlikte çocukluğuna dönüyoruz.

Bir film düşünün ki, “Oku” sözüyle başlıyor. Tıpkı vahyin ilk cümlesi gibi,“oku!” Nasıl ki okumak insanlığın hayatına anlam katıyorsa, Yusuf'un hayatının anlamı da okumayla kurduğu ilişkiyle ve rüyalarıyla şekilleniyor. Filmin başında Yusuf'un rüyasını anlatmaya başlamasıyla babası Yakup onu durduruyor ve “rüyalarını kimseye anlatma” diyor. Yusuf'un sessizliği de, macerası da işte böyle başlıyor…


OKUMAKTA GİZLENEN SIR

Baba Yakup, oğul Yusuf olunca film ister istemez bizi Kuran-ı Kerim'de Yusuf suresine götürüyor. Nasıl ki Yusuf suresi Hz. Yusuf'un babasına rüyasını anlatmasıyla başlıyorsa, film de aynı şekilde başlıyor. Ama filmde Yakup'la Yusuf'un rolleri değişiyor sanki… Bu kez ipin ucunda asılı kalan Yakup, sabırla bekleyen, körlüğü yapay da olsa deneyimleyen Yusuf oluyor. Sükûnetinin içinde gizli bir sabırla okumaya çalışıyor Yusuf. Sadece kırmızı kurdele için değil… Kâğıt üzerinde yazılanlar şöyle dursun, okumakla hayatın bizatihi kendisi anlamlanmış oluyor… Yusuf okuyarak öğreniyor büyümeyi, rüyası gerçek olunca büyümek zorunda kalıyor, sütünü içip büyüyor.

Bal'ın içinde gizlenen anlam dünyası insanın ruhunun derinliklerinde varlığından haberdar olduğu ya da olmadığı bir yerlere dokunuyor. Bu durum sadece filmi seyir sırasında değil, seyrettikten sonra da devam ediyor. Film bunu yerli yerinde konumlandırılmış görselliği, sanatsal referanslarla kurgulanan anlatım biçimi ve her şeyden önemlisi sunduğu anlam dünyasıyla yapıyor. Ancak Bal pek çok seyirciyi sıkabilecek kadar ağır bir tempoya sahip. Özellikle diyalog konusundaki tasarruf cimriliğe varıyor. Bir de filmin geçtiği Rize'nin gerek coğrafi gerek kültürel özelliklerine yer verildiği halde karakterler buna dair hiçbir iz taşımıyor, adeta zamandan ve mekândan soyutlanmış gibi görünüyor ve bu durum senaryonun en önemli zaaflarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu problem en çok anne karakteri üzerinde kendini gösteriyor ve karakteri canlandıran Tülin Özen'in performansını olumsuz olarak etkiliyor.


FITRİ DİLİ YAKALAMAK

Filmde yer alan belli kesit ve sembolleri mütalaa ettiğimizde Bal'ın Kuran'ı kendine referans aldığını söylemek bizim yaptığımız bir yorum olmaktan çıkıyor. Nitekim bu yönetmenin de kendi ağzıyla söylediği bir gerçek. Bal'da bolca izlerine rastladığımız Yusuf Suresi Kuran'da yer alan en sinematografik surelerden biri. Öyle ki, gerek hikâyesi gerek anlatımıyla son derece sürükleyici olan surenin herhangi bir yerinden birkaç ayet okuyup da bırakmak pek de mümkün değildir. Çok sevdiğim İran'lı yönetmen Mecit Mecidi'den öğrendiğim bir şey var. Mecidi, Kuran-ı Kerim'in fıtri dili kullandığını, bu yüzden tüm insanlığa hitap etme başarısına sahip olduğunu söylüyor. Eğer fıtri dili sinemada kullanmayı başarırsak filmlerin insanlar üzerinde daha etkili olacağını düşünüyor.

Aynı formül Bal'a uygulanabilir. Şayet film Kuran'ın sadece muhteviyatından istifade etmekle kalmayıp, üslubundan da yararlansaydı ortaya daha akıcı bir seyirlik çıkabilirdi. Yönetmenle konuşsak şüphesiz anlatım temposunun bilinçli bir tercih olduğunu söyleyecektir. Ancak bana kalırsa anlam dünyası böylesine zengin bir filmle seyirci arasına engel koymaya gerek yok. Birkaç dokunuşla daha tempolu ve sıcak hale getirmek filmin daha fazla insana ulaşmasına katkı sağlayacaktır. Aksi takdirde Bal da kategorisindeki pek çok film gibi birkaç entelektüel muhabbete malzeme olmakla yetinecek filmler arasında yer almaya mahkûm olacaktır.


NEDEN SEYRETMELİ

Zengin anlam dünyası, dingin ve natürel görselliği için…


NEDEN SEYRETMEMELİ

Ağır temposu yüzünden zaman zaman sıkıcı olduğu için…


Yönetmen: Semih Kaplanoğlu

Senaryo: Semih Kaplanoğlu, Orçun Köksal

Tür: Dram

Yapım: Türkiye 2009