
Yakın tarihte ülkemizde toplumsal etkisi en yüksek isimlerden biri olan Şule Yüksel Şenler’in hikayesi dizi oldu. TRT tabii’nin yeni projesi yayınlanınca tepki de destek de peşi sıra geldi. İdeolojik saplantı ile yapılan eleştiriler zaten beklenmeliydi. Türkiye’nin en önemli ve ilk kadın hakkı mücadelelerinden birini veren Şenler’in davasının doğru anlaşılması için çok kıymetli bir eser söz konusu…
Sinema ya da dizi filmlerinin izleyici nazarında tarih yapıcı işlevini göz ardı etmemek lazım. Temelinde kurmaca olsa da anlattığı şeyin tarihi belge niteliği taşıdığını bilmek gerek. Zira her yapım kendi gerçekliğini yaratırken -gerçek karakterlere dayanıyorsa- tarihi gerçeklik barındırdığı iddiasını da taşır.
MUTLAKA ANLATILMASI GEREKEN BİR MÜCADELE
“Şule: Senin Hikayen” dizisi tabii’nin son dönem kendinden söz ettiren yapımı… Zira ele aldığı kişi Şule Yüksel Şenler. Birçok kişi dizi sayesinde böyle birinden haberdar oldu belki ama benim ülkenin son yarım asrında önemli yeri olan bir isim. Dindarların sosyo-kültürel ortam yok sayıldıkları dönemde kürsülerde ve köşe yazılarında mücadele etmiş biri. Özellikle başörtüsü mücadelesinin ilk simge isimlerinden. Öyle ki, moda tasarımcısı kimliği ile başörtüsüne getirdiği yeni model “Şulebaş” olarak anıldı. Kendisinden hazzetmeyenler “türban” adını verdikleri ve Fransız usulü ithal örtünme biçimini ülkeye getiren kişi olarak anar. Sevenleri ise mücadelesinin peşinden gider.
İDEOLOJİK SAPLANTI İLE ELEŞTİRİLER
Dizinin sosyal medyadaki yansımadı da tam olarak böyle. Şule Yüksel Şenler’in mücadelesinin daha baştan reddeden ve yarım asır önceki Türkiye’nin argümanları ile hala “irtica” diyenler kökten karşı zaten yapıma. Hollywood’u kıskandıracak bir film ortaya koysaydınız bile yine beğenmeyeceklerdi. Hakaret edenden iftira atana, “Benim vergimle” diye başlayan cümleden “Laiklik elden gidiyor” diyene hepsi sıraya girip eleştirdi.
Bu manzara bile tek başına böyle bir dizinin neden yapılması gerektiğini anlatıyor. Gerçekten Şule Yüksel Şenler’i tanımayanlar ve yanlış tanıyanlar başta olmak üzere toplumun birçok kesimine anlatılması gereken bir mücadeleden söz ediyoruz. Mütedeyyin kesimde kadının rolünü diline dolayanların özellikle izlemesi lazım. Bir kadının, ülkesinin zor dönemlerinde Anadolu’yu karış karış gezip kadınlarla bir araya gelerek davasını anlattığını görmeliler… Özellikle gençlerin kendine pay çıkaracağı çok şey var, Şenler’in hikayesinden… Şartlar ne olursa olsun mücadelenin bitmemesi gerektiğini ve inanan insanın önünde hiçbir şeyin engel olamayacağını müşahede etmek için…
GENÇLERİN TANIDIĞI OYUNCU KADROSU
Böyle bir dizinin özellikle oyuncu kadrosu çok önemli. Yıldız Çağrı Atiksoy, İlayda Alişan ve Alp Navruz başrolleri paylaşıyor. Şule’yi canlandıran Atiksoy gayet başarılı. En iyi performansı İlayda Alişan’dan gördüğümüzü söyleyebiliriz. Alp Navruz rolünü kaldırıyor ama enteresan bir tutukluğu var… Neticede gençlerin yakından tanıdığı simalarla böylesi bir projenin yapılmış olması da mühim.
Yönetmen Ece Erdek Koçoğlu… Şule Yüksel Şenler gibi bir kadının hikayesini kadın yönetmenden izlemek doğru bir seçim olmuş. Fekat böylesi özgün bir hayat hikayesinde yönetmenden de benzer bir etki beklerdik…
Şule Yüksel Şenler ile iki kez görüşüp röportaj yapma imkanı bulmuş biri olarak hikayesini ülkenin en önemli dijital platformlarından birinde görmek kıymetli gerçekten. Kamu yayıncılığının yansıması olarak TRT tabii’nin misyonunun da böyle kıymetli şahsiyetleri genç nesillere anlatmak olmalı zaten. Bununla yetinilmeyip Şenler gibi isimlerin mücadelesinin farklı anlatım tarzları ve üsluplarla yapımlara yansımaya devam etmesi temennisi ile….









