Yeni Şafak'ı hiç terketmedim

Emeti Saruhan
00:005/05/2013, Pazar
G: 4/05/2013, Cumartesi
Yeni Şafak
Yeni Şafak'ı hiç terketmedim
Yeni Şafak'ı hiç terketmedim

Yarından itibaren çizimlerini Yeni Şafak'tan takip edeceğimiz yazar ve çizer Hasan Aycın, ilk kurulduğu yıllarda da çizdiği Yeni Şafak'ın, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin 'Selamün aleyküm' deyip başlayacağı bir ortam olduğunu söylüyor ve ekliyor, 'Ben Yeni Şafak'ta çizmediğim zamanlarda da Yeni Şafak'taydım.'

Yazar ve çizer Hasan Aycın yarından itibaren çizgileri ile Yeni Şafak sayfalarında olacak. 'Elimizden çıkan her şeyden, harcadığımız her dakikadan hesaba çekileceğiz' duyarlılığıyla, kağıdı adeta nakış gibi işleyen Aycın'ın her çizgisi tokat gibi zihnimizde patlıyor ve bizi etrafımızda olup bitenleri bir daha düşünmeye çağırıyor. Ümmetin bir gün bir ve beraber olacağına yürekten inandığını ifade eden çizer, iç tanıklıklarının kendisini yorduğunu da söylüyor ve bu yola çıkmayı düşünenleri uyarıyor: 'Çizecek olanların durup düşünmesini istiyorum. Ne yaptıklarını bilen insanlar bu işlere tevessül etsinler. Çünkü gerçekten hesabı var.'

Çizerken hassasiyetleriniz neler?

Daha önce 'Çizer olan Hasan Aycın olarak bilinmektense Hasan Aycın olan çizer olarak bilinmeyi yeğlerim' demiştim. Böyle bilinmek isterim. Çizginin kulu kölesi değilim. Çizgi dünyasının sıkıntıları, problemleri benim özel problemlerim değil. Benim içselleştirdiğim meseleler benim birlikte olduğum, dahil olduğum insanlara ait meseleler. İnsanların meselelerini de Müslümanların meseleleri üzerinden tanımlıyorum. Böyle anlıyorum. Böyle bakmaya çalışıyorum. Dolayısıyla hayatımı yaşarken, ömrümü geçirirken, hangi mahallede, adreste, coğrafyadaysam meselelerim de orada cevelan ediyor. İnsanların meselelerini de bu meseleler üzerinden anlamaya çalışıyorum.

NUMARA YAPMIYORUM
İnsanı anlarken kendinizden mi hareket ediyorsunuz?

Benim cinsim sizsiniz ben sizi kendimden tanıyorum. Çünkü kendi soyumun, türümün, en aşina olduğum, en tanıdığım numunesi bizzat kendimim. Kendim üzerinden tanıyorum ve tanımlıyorum. Bu da benim numara yapmadığımın göstergesidir. İnsan kendine numara yapabilir mi? Bunu kime karşı yapıyorum? Attar kime karşı yaptıysa.

Attar sizin için çok önemli. Hep bahsediyorsunuz...

Herkes için önemli. Beslenmişsiniz. Zincirin sizden önceki halkalarının hakkını teslim etmeyecek misiniz? Ben kendi kendime varoldum mu diyeceksiniz? Attar kimler kendilerindeki karşılıkları bulup keşfedecekse onlar için söylemiştir. Bu insanların da ona bir vefa bir minnet duygusu içinde olmalarından daha doğal ne olabilir.

Siz de kendilerinde karşılığını bulacaklar için mi çiziyorsunuz?

Attar bin yıl önce yaşamış bir adam. Koskoca bir dünyada kendisine dualar edilen bir insan. Kim öyle olmak, hayırla anılmak, yad edilmek istemez? Üstelik yüzyıllar boyu. Ortaya koyduğu eserler yüzünden yapıyoruz bunu. Yoksa nereden tanıyacaktık? Olacaksa böyle olsun.

SİYAH VURUCUDUR
Neden siyah beyaz çizmeyi tercih ediyorsunuz? Hiç renkli çizim denediniz mi?

Renkli denedim ama şunu teslim etmeliyim ben ressam değilim. Kendi meselelerini sembollerle ifade etmeye çalışan bir insanım. 'Karikatürist misin' diye sorduklarında da çok rahat 'Evet' demiyorum. İnsanlar ne diyorsa odur, buna saygım var ama belki çizerliği daha çok benimsiyorum. Çizgi yoluyla anlamaya ve anlamlandırmaya çalışıyorum. Renklerin toplamı siyahtır. Tabiattaki renkleri birbirine boca etsek, beyaz da dahil olmak üzere, ortaya siyah çıkar. Asıl olan ise beyazdır. Işığın, aydınlığın rengidir. Diğer renkler yoksa ışığı, aydınlığı tanımlayamayız. O tek başınadır. Bu ikisi yetiyor. Çizginin vurucu olması gerekir. Benim tarzımda özellikle böyle. En baskın, en vurucu, en keskin renk siyahtır. O da ifade etmeme yetiyor. Yoksa renkliye karşı bir tavrım yok.

ÇİZGİ VİCDANIMIN ARACI
Çizimlerinizi çizginin vicdanı ya da çizgi şiir olarak tanımlayanlar var. Çizginiz bu tanımlardan hangisine yakın duruyor?

Ben bunlara tebessüm ediyorum. Zülfü yâre dokunmadıkça itirazım yok. Bu yakıştırmalar olacaktır ama ben ne yaptığımı biliyorum. Şair olmadığımı biliyorum. Çizgini vicdanı var mıdır? Çizgi benim vicdanımın aracıdır sadece.

İlk çizgim iki Mayıs Böceği

'Çizgiye ne zaman başladığımı aslında bilmiyorum ama ilk çizgim 3 Şubat 1978 yılında Yeni Devir gazetesinde yayınlandı. Dünyayı birlikte yuvarlayan iki Mayıs Böceği çizgisiydi' diyen Hasan Aycın, İsmet Özel'le ilk karşılaşmasının çizgisindeki önemini şöyle anlatıyor: 'Bir düğün töreninde, aynı masadaydık. O zaman Bursa'da yaşıyordum, düğün için İstanbul'a gelmiştim. Sohbet esnasında bana 'Sanki sen kendi çizgilerini çizmiyorsun' dedi

Ne demek istemiş?

'Gazeteden çizgi isteniyor, çizip gönderiyorsun. Sonra 'Aman boşluk olmasın' deyip üç beş tane daha gönderiyorsun. Bu iş böyle sürüyor. Boşver gazetedeki boşlukları. Sen otur kendi çizgini çiz' demişti. Sonra da 'Önceden imgesel çiziyordun, şimdi simgesel çiziyorsun' dedi. Benim çizgimin kimliğini bulması açısından önemli bir ikazdır. Bir anlamda da milat olmuştur.

Peki bir keşfedilme hikayeniz var mı?

Bu anlamda beni ilk keşfeden ve ısrarla çizmeye teşvik eden Osman Bayraktar'dır. İktisadi İdari Bilimler fakültesinde birlikte okuyorduk ve Bursa Merinos fabrikasında çalışıyorduk. Sabah akşam beni motive ederdi. Sonrasında İsmet Özel'in ikazı ve Cahit abinin (Zarifoğlu) yüreklendirmesi önemlidir benim için. O da çok coşkulu bir ifade ile 'Birlikte bir kitap çıkaralım. Bir çizgi senden, bir yazı benden' demişti.'

Kardeş kavgası bitecek

Yeni Şafak'ta yeniden çizmeye başlayacaksınız. Bu ikinci buluşma neler hissettiriyor?

Ben Yeni Şafak'ta çizmediğim zamanlarda da Yeni Şafak'taydım. Takip ettiğim, almaya çalıştığım gazete Yeni Şafak olmuştur. Yeni Şafak'a ara verdikten sonra da Yeni Şafak'ı terk ettiğimi sanmıyorum. Şimdi yeniden başlarken aradan ne kadar zaman geçerse geçsin 'Selamün aleyküm' deyip başlayacağım bir ortamdır. Zaman zaman da gelir giderdim.

BENİM GÜNDEMİM DAHA BASKIN
Gazetede çizmekle, dergide çizmenin nasıl bir farkı var?

Ben ayırmadım bugüne kadar. Ama dergi çizerliği ile gazete çizerliği başka bir şeydir. Gazete günlüktür çünkü. Bense gazetelerde hep düşünce sayfalarında ve düşünce sayfalarının alanına girecek çizgileri çizmeyi tercih ettim. Bundan sonra da öyle olur.

Yeni Şafak'taki çizgileriniz gündemi takip edecek mi yoksa kendi gündemleri mi olacak?

Benim gündemim daha baskın olabilir. Zaman zaman tabi o da olacaktır.

Sizin için en özel çizginiz hangisi?

Genel olarak söyleyecek olursam portre ve ithafları ayrı koyarım. Onların bende özel bir yeri var. Belki bir gün portreler ve ithaflar diye bir sergi ya da özel bir albüm yapabilirim.

ÜMMET BARIŞACAK
Hiç sansürlendiniz mi?

Beni tebessüm ettiren birkaç olay oldu. Yeni çıkacak bir dergi için yaptığım 'Filistin sahnesi' adlı çizimim yayınlanmadı. Sahnede bir şehir var. Şehrin balkonlarında pencerelerinde Ortadoğu insanları meydandaki İsrail askerlerinin yaptığı katliamı seyrediyor. Salondaki koltuklarda da Avrupa insanları, biz varız. Bu çizginin neden yayınlanmadığına dair yaptıkları açıklama 'Arabistan kızardı abi' oldu. Ben de bir daha çizgi vermedim.

Çok fazla bir şey değişmemiş dünden bugüne. Bugün Suriye'de olanları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben ümmetin bir gün bir ve beraber olduğunu dünya gözüyle göreceğime inanıyorum. Bu kardeş kavgası bir gün bitecek. 'Esad mı halk mı' dersek bu başka bir soru. Zalimlerin yanında olunmaz. Zaten düşmanlığımız da sadece zalimlere karşıdır.

Geçtiğimiz yıl bir kalp spazmı geçirdiniz. Yaşadıklarınız hayatınızda neyi değiştirdi?

Büyük depremin ertesinde ciddi bir rahatsızlık geçirmiştim. İlk krizim oydu. Daha sonra kriz geçirmedim çok şükür ama gerekli gördüklerinde müdahale ettiler. Üç kez stent takıldı. Bir kitap okudum hayatım değişti gibi bir şey olmadı ama bunu yaşadıktan sonra artık sağlığınızı ve ömrünüzü daha dikkatli harcetmeniz gerektiğini, sarf ederken daha dikkatli davranmanız gerektiğini anlıyorsunuz. Elinizden çıkacaklara daha çok dikkat ediyorsunuz. Bu anlamda çok hayırlı bir olay olduğunu düşünüyorum. Artık o eski hayata ilişkin ukalalıklarınız laubalilikleriniz geride kalıyor. Herkes için bu böyledir herhalde.

Çizginin hesabı var
Yanınıza gelip öğrenciniz olmak isteyen oluyor mu?

Oluyor ama sıcak bakmıyorum. Herkes kendi tarzını bulsun. Ben destek veririm. Böyle arkadaşlar var. Kendi çalışmalarını ortaya koysunlar çünkü bunun öbür tarafta hesabı var.

Çizim yaparken özel bir mekanınız var mı?

Önceden vardı. Fakat bu tempo onu zorladı. Kafamda varsa burada oturur çizerim. Önce zihinde çizilir. Bazen uykudan kaldırır.

İlhama inananlardansınız o zaman?

İlhama biçtiğimiz anlam önemli. Temkinli yaklaşıyorum. Allah'ın verdiği nasip yoksa olmaz. Parmağımı bile kıpırdatamayacaksam, nasipsiz çizgi nasıl çizeceğim. İlham orada ne işe yarar.

Ama sizi uykudan da uyandıran bir şey var, değil mi?

Tabi. Benim not defterim olur (cebinden çıkarıp not defterini gösteriyor) yeri geldiğinde hemen yazmam lazım. Tabi olan budur. Dışarıdan baktığımızda güzel ama içeriden baktığımda bunlar bana acı veren şeyler. İnsan çizgiyi içinde yaşadığı acıları açmazları yaşadığı için çizer. İç tanıklıklarınız yoruyor sizi. Bunlardan bir şey taşıyor çiziyorsunuz. Çizecek olanların durup düşünmesini istiyorum. Ne yaptıklarını bilen insanlar bu işlere tevessül etsinler.