Mustafa Akkad'ı anma gecesi 25 Kasım'da yapılacak

Haber Merkezi
00:0017/11/2007, Cumartesi
G: 16/11/2007, Cuma
Yeni Şafak
Mustafa Akkad'ı anma gecesi 25 Kasım'da yapılacak
Mustafa Akkad'ı anma gecesi 25 Kasım'da yapılacak

2005 yılında, Ürdün'ün başkenti Amman'da uğradığı bir bombalı saldırı sonucu şehit edilen dünyaca ünlü Suriyeli Müslüman yönetmen Mustafa Akkad, önümüzdeki günlerde İstanbul'da düzenlenecek olan bir kapalı salon toplantısında törenle anılacak. Aralarında, Yeni Şafak gazetesi sinema yazarı Ali Murat Güven'in de yer aldığı, kısa film yönetmenleri ve gazetecilerden oluşan bir sinemaseverler topluluğu, Akkad'ın, ölümünün ikinci yıldönümünde çeşitli konuşmalar ve film gösterileriyle anılacağı geniş kapsamlı bir organizasyon için geçtiğimiz Eylül ayından bu yana titiz bir çalışma yürütüyor.

“Anma Gecesi”ne ilişkin hazırlıkların artık belirli bir aşamaya geldiğini belirten Organizasyon Komitesi Başkanı Güven, Doğu sinemasına “Çağrı” ve “Ömer Muhtar” gibi unutulmaz yapıtlar armağan etmiş olan merhum yönetmenin, “İstanbul'un fethi” üzerine çok büyük bir film projesinin hazırlıklarını yürütürken şehit olduğunu hatırlatarak, “İstanbul'da yaşayan sinemaseverler olarak ona, gerek bizlere armağan ettiği önceki iki büyük başyapıt, gerekse kentimizin fethine ilişkin olarak çekmeyi tasarladığı yarım kalan projesi nedeniyle çok ciddi bir gönül borcumuz var. Düzenleyeceğimiz etkinlikle hem bu konudaki borcumuzu ödeyeceğiz, hem de İslâm dünyasında ilk olacak bir vefa gösterisine imza atacağız” diye konuştu.

Güven, anma töreninin 25 Kasım 2007 Pazar akşamı İstanbul, Bakırköy-Yenimahalle Cem Karaca Kültür Merkezi'nde gerçekleştirileceğini belirterek, geceye siyaset, medya ve sinema çevrelerinden davetlilerin yanısıra, ortak paydası Akkad'ı ve filmlerini sevgiyle yâdetmek olan ünlü-ünsüz yaklaşık 600 konuğun katılacağını; ayrıca düzenlenecek törenin iki ayrı ulusal televizyon kanalı tarafından da başından sonuna dek naklen yayımlanacağını açıkladı.

“Vefa duygusuna yönelik inançları ve bu yönde sahip olduğu kadim değerleri son 10-15 yıl içinde trajik düzeyde erozyona uğramış/uğratılmış bir câmiada, böyle bir etkinlik düzenlemeye kalkışmamız, sponsorluk için başvurduğumuz kimilerince ilk etapta 'abesle iştigal' olarak görüldü” diyen Güven, konuya ilişkin açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Destek talebiyle başvurduğumuz kişi ve kurumların yüzde 80'i, ülkemizdeki mütedeyyin insanlarla tek ortak paydası onlara hayatları boyunca izledikleri en güzel filmleri sunmak olan Müslüman Akkad'ın ardından, bu büyük ustaya saygı ve dualarımızı sunma yönündeki çabamızı anlamlandıramadı. Komik olan ise mütedeyyin çevrelere mensup bu kişilerin istisnasız tamamının 'Hayatınızda izlediğiniz en unutulmaz film hangisi' diye sorduğunuzda yine 'Çağrı' cevabını vermeleriydi. Her biri, bu kült filmi ve diğer Akkad başyapıtı 'Ömer Muhtar'ı en az on kez izlemişti.

Öte yandan, bu şekilde savuşturulmak, son yıllarda kültür-sanat faaliyetlerine destek mahiyetindeki girişimlerin iyiden iyiye körelmesinden dolayı, bizlerin aslında son derece hazırlıklı olduğu da bir durumdu. Ancak, bu organizasyonu düzenleyen ekibin, herkesin yüzdüğü popüler kıyılara doğru yüzmek gibi bir niyeti yok. Eylül ayından bu yana inatla çalışıyor ve ulaşabildiğimiz her kapıyı destek için çalıyoruz. En sonunda, yaptığımız işin anlam ve önemi bazı kurum ve kuruluşlar tarafından paylaşıldı ve organizasyon proje aşamasından çıkıp gerçekleşmenin eşiğine geldi.”


Suriye Büyükelçisi de gecede olacak

“Akkad'ı Anma Gecesi”ne Suriye'nin Ankara Büyükelçisi Halid Raad'ı “onur konuğu” olarak davet ettiklerini de açıklayan Güven, “Sayın Büyükelçi, düzenlediğimiz bu etkinliğe hem çok şaşırdı, hem de çok sevindi. Kendisini, sahneye konulacak olan Türkiye ve Suriye bayrakları ile Akkad'ın dev bir portresinin önünde açış konuşmasını yapmak üzere İstanbul'a davet ettik. O gece, çok önemli bir diplomatik görevi çıkmazsa, sırf bu amaçla Ankara'dan gelip bizimle birlikte olacak. Gelemediği takdirde de en azından üst düzeyli yardımcılarından bir ya da bir kaçı geceye katılacak” diye konuştu.

Raad'ın yanısıra, törene Türk medyasından, Akkad ile sağlığında görüşüp röportaj yapmış olan Mithat Bereket (NTV), Sefer Turan (Kanal 7) ve Mahmut Nedim Hazar (Zaman) gibi popüler isimlerin de konuşmacı olarak davet edildiklerini belirten Güven, “Bu değerli meslektaşlarımız, anılan tarihte çok hayatî bir mazeret sözkonusu olmazsa, kürsüde yapacakları konuşmalarla Akkad'a ilişkin hatıralarını bizlerle paylaşacaklar” diye konuştu.

Anma törenini Akkad'ın titiz kişiliğine ve yüksek standartlardaki sinema anlayışına yakışan bir kalite çizgisinde düzenleyebilmek için, olayın boyutuna göre hiç de abartılı olmayan, son derece alçakgönüllü bir bütçe gerektiğini hatırlatan Güven, “Kimilerinin en marjinal kültürel ve sportif etkinliklere milyonlarca dolarları savurdukları bir metropolde, ilk günden itibaren sponsor bulma sıkıntısı yaşadık, hâlâ da yaşıyoruz. Bereket versin ki, İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu tür kültürel amaçlı etkinliklere karşı son derece duyarlı. Bizlere, herhangi bir ücret almaksızın Bakırköy Yenimalle'deki Cem Karaca Kültür Merkezi'ni tahsis ettiler. Ki burası henüz bir yaşında, yaklaşık 600 kişi kapasiteli pırıl pırıl bir salon. Kusursuz bir ses ve görüntü düzeneği mevcut. Ardından, yazarı olduğum Yeni Şafak gazetesinden bazı dostça destekler gördük. Kültür ve sanat faaliyetlerinde öteden beri duyarlı bir tutum sergileyen Yeni Şafak, kendisine yakışan bir tavırla bazı maliyet kalemlerini üstlendi. Son olarak, vefaya dair böylesi girişimlerde bugüne dek bizleri daima ilgi ve duyarlılıkla karşılamış olan Hilâl TV yönetimi de göndereceği bir teknik ekiple etkinliği başından sonuna dek canlı yayınlayacağını açıkladı. Ayrıca, benim görev yaptığım yayın grubunun kanalı TV Net'in de bu yönde bir planı söz konusu.

Akkad'ın filmlerine özel bir hayranlık besleyen grafik tasarım sanatçısı Mehmet Emin Öztürk, gecenin tanıtımına ilişkin davetiye, afiş ve poster gibi bütün görsel materyalleri bedelsiz olarak tasarlayıp çizdi; bir başka Akkad dostu olan işadamı Şükrü Şimşek de sahibi olduğu kopyalama merkezinde bunlardan binlercesini çoğaltıp kamuoyuna dağıtmamızı sağladı. Sonuç itibarıyla, organizasyonun önemli bir bölümünü câmiadaki vefalı kişi ve kurumların destekleriyle tamamlamış olduk. İkram gibi bazı ağırlama kalemlerini henüz tam olarak çözemedik; ancak bu konudaki sorunları da önümüzdeki bir kaç gün içinde aşacağımıza inanıyorum” dedi.

25 Kasım 2007 Pazar akşamı saat 18.00'de başlayacak olan anma töreninde, Mustafa Akkad'ı sağlığında görüp kendisiyle söyleşmiş olan sinemacı ve gazetecilerin ünlü sanatçıya ilişkin hatıralarını aktarmalarının yanısıra, onun Hollywood'daki yarım asırlık mücadelesini anlatan bir de belgesel film gösterimi yapılacak. Söz konusu belgeselin metin yazarlığı ve yönetmenliğini de üstlenen Güven, programın ayrınıtlı bir dökümünün önümüzdeki günlerde basın-yayın organları aracılığıyla kamuoyuna duyurulacağını bildirdi.




200 dolar ile geldi, Hollywood'da destanlar yazdı

İslâm coğrafyasından çıkıp dünya çapında üne ulaşan ilk ve en önemli yönetmen olarak kabul edilen Mustafa Akkad, 1930 yılında yoksul bir gümrük memurunun oğlu olarak Suriye'nin Halep kentinde doğdu. Henüz 18 yaşındayken, cebinde yalnızca babasının “Bütün sermayem bu” diyerek verdiği bir Kur'an-ı Kerim ve 200 Dolar parayla Halep'ten Los Angeles'a giden Akkad, burada dünyanın en saygın sinema fakültelerinden birine ev sahipliği yapan UCLA'da (University of California, Los Angeles) okudu. UCLA'dan mezun olmasının ardından da aynı eyaletteki en popüler ikinci sinema okulu olan USC'de (University of Southern California) sinema dalında master yaptı.

1960'lı yıllarda bir dönem western ve şiddet filmlerinin kızılderili asıllı büyük ustası Sam Peckinpah'ın asistanlığını üstlenen sanatçı, sonrasında ise CBS kanalında bir süre prodüktör olarak çalıştı.

1970'lerin ilk yarısında, yıllarca hayâlini kurduğu dev bir proje olan “Çağrı” (Mohammed: Messenger of God) için Suudi Arabistan ve Fas hükümetlerine başvuran Akkad, bu projesi için ilk aşamada maddî ve manevî destek gördüyse de, anılan ülkelerin resmî yetkilileri “Çağrı”nın senaryosunu fazla “devrimci” bularak kısa süre sonra desteklerini çektiler. Daha da ötesi, Fas yönetimi, o günlerde fırtınalı çöllerde henüz 15 dakikalık bir çekim yapabilmiş olan Akkad'a “ülkeyi derhal terketmesi” çağrısında bulundu. Kendisine bağlı 500 dolayında oyuncu, teknik eleman, figüran ve tırlar dolusu malzemeyle beş parasız ortada ortada kalan Akkad, komşu ülke Libya'nın lideri Albay Muammer Kaddafi'ye giderek “İslâm'ın doğuşunu anlatan bu filmi ortada bırakmamasını” talep etti. Kaddafi'nin destek vermeyi kabul etmesi üzerine de yüzlerce kişilik ekip Libya çöllerine aktarıldı ve bu unutulmaz başyapıt Trablus yönetiminin verdiği destekle tamamlandı.

İslâm dünyasında büyük bir ilgiyle karşılanan “Çağrı”dan sonra, 70'li yıllarda daha ziyade yapımcılığa yönelen Akkad, günümüzün dünyaca ünlü korku filmleri yönetmeni John Carpenter'ı da ilk keşfeden kişi olacaktı. Akkad, Carpenter'ın çiçeği burnunda bir yönetmen olarak koltuğunun altında getirdiği “Cadılar Bayramı” (Halloween) adlı korku-gerilim senaryosunun yapımcılığını üstlenerek, ilerleyen yıllarda ardarda tam 8 bölümü daha çekilen ve popülaritesi 2000'li yıllara kadar uzanan bir korku filmleri serisini sinema tarihine kazandırdı.

1980'lerin başında Libya Lideri Kaddafi'nın arzusuyla, İtalyanlara karşı Libya ulusal özgürlük hareketinin meşalesini ateşlemiş bir halk kahramanı olan Ömer Muhtar'ın hayatını “Çöl Arslanı” (Omar Mukhtar: Lion of the Desert) adıyla sinemaya aktaran Akkad, kendine özgü destansı bir sinema dilini iyiden iyiye ortaya koyduğu bu yapıtla yönetmenlikteki ustalığını iyice perçinledi.


Kızıyla birlikte şehit oldu

Babası Arap, annesi ise Türk asıllı olan Akkad, bu yüzden de İslâm âlemi içinde Türkiye'ye ve Türklere karşı daima ayrıcalıklı bir sevgi beslediğini belirtmekteydi.

Hayatının son yıllarında, biri “Selahaddin Eyyübi'nin hayatı”, diğeri “Endülüs'ün altın dönemi” ve üçüncüsü de “İstanbul'un fethi” olmak üzere üç büyük film projesi üzerinde çalışan, hattâ bunlardan sonuncusu için 2002 yılı Kasım ayında ülkemize gelip hükümet yetkilileriyle temaslarda bulunan sanatçı, sözkonusu projelerini beyazperdeye aktarmaya fırsat bulamadan, bütün İslâm âlemini şok eden bir suikast sonucu aramızdan ayrıldı.

9 Kasım 2005 günü, kızı Rima ile birlikte bir akrabalarının düğününe katılmak üzere Ürdün'ün başkenti Amman'a gelen Akkad, Hyatt Oteli'nin lobisinde beklerken, El Kaide örgütü eylemcilerinin gerçekleştirdiği bir bombalama sonucunda hayatını kaybetti. Akkad'ın 39 yaşındaki kızı Rima Akkad çöken lobinin altında kalıp olay yerinde ölürken, 75 yaşındaki yönetmen ise ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Ancak, o da iki gün sonra son nefesini verdi. El Kaide yönetimi, olaydan sonra yaptığı açıklamada, eylemin aynı otelde kalan bir grup MOSSAD ajanını hedef aldığını belirterek, İslâm dünyasının yetiştirdiği bu en büyük yönetmenin ölümünün “trajik bir kaza olduğunu” açıkladı ve Akkad ailesinden özür diledi.