Trabzon, Trabzonspor ve şu bitmeyen lobi üzerine

01:003/02/2022, Perşembe
G: 3/02/2022, Perşembe
Erdal Hoş

Yıllar önce İngilizce öğretmeni bir dostumla biz Türklerin yabancı dil öğrenme zorluğu üzerine konuşurken asıl meselenin Türkçe’ye yani ana dile tam hakim olmamak olduğunu anlatmıştı. Sorun yabancı dillerin zorluğu, bize ters gelmesi falan değil kendi dilimizi tam bilmiyor olmamızdı yani. Ben de dahil ne yazık ki ana dilimizi bilmiyoruz. Yanlış kelimeleri seçip çoğu zaman meramımızı da anlatamıyoruz. Dahası bu yanlışta ısrar edip kelimenin çok anlamlı hal alması ile iletişim problemi yaşıyoruz.

Yıllar önce İngilizce öğretmeni bir dostumla biz Türklerin yabancı dil öğrenme zorluğu üzerine konuşurken asıl meselenin Türkçe’ye yani ana dile tam hakim olmamak olduğunu anlatmıştı. Sorun yabancı dillerin zorluğu, bize ters gelmesi falan değil kendi dilimizi tam bilmiyor olmamızdı yani. Ben de dahil ne yazık ki ana dilimizi bilmiyoruz. Yanlış kelimeleri seçip çoğu zaman meramımızı da anlatamıyoruz. Dahası bu yanlışta ısrar edip kelimenin çok anlamlı hal alması ile iletişim problemi yaşıyoruz. Sivasspor’un başarılı teknik direktörü kıymetli Rıza Çalımbay’ın dün sosyal medyada dönen açıklamalarını okuyunca ortada bir meramı anlatamama ve yanlış anlaşılma problemi olduğunu düşündüm. Rıza Hoca’nın açıklamasından doğal olarak manşete çekilen kelime 'Trabzonspor lobisi' olmuş. Ortam buna müsait tabi ama açıklamanın tamamını okuyunca kastının o olmadığı aşikar gibi duruyor.

Daha önce bir vesile ile ifade etmeye çalışmıştım. İktidarıyla, muhalefeti ile siyasette, bürokraside, iş dünyasında genelde Karadenizli özelde Trabzonluların ön plana çıktığı gerçeğiyle karşı karşıyayız. Ama bu durum yeni değil. Sebebi de lobi falan değil. Sebebi basit. Herhangi bir meselede biri çıkıp “Benimle bu işe girecek kim var?” diye sorduğunda Karadenizliler veya Trabzonlular genetik kodları gereği hiç düşünmeden “Ben varım” diyor. Hatta çoğu zaman meselenin tam olarak ne olduğunu bile sormadan atlıyorlar öne. Sağına soluna bakmadan olurunu olmazını sonunu düşünmeksizin taşın altına ellerini sokuyorlar hepsi bu.

Buna dair onlarca yüzlerce örnek sayabiliriz. Tam da bu yazdığımız şekilde öne çıkan, üstelik konu futbol olduğunda sadece Trabzonspor değil birçok camiada öne çıkan Karadenizli tipi ile karşılaşırsınız. Zannedilenin aksine çoğu lobiciliği bilmezler. Çünkü lobi işi bir sükunet ister, ortak akıl ister, duygulardan arınma ister. Bunlar Karadenizli’den en son istemeniz gereken şeylerdir. Gelin buna başka bir kelime bulalım da kimseye haksızlık etmeyelim.

Mesela konu Trabzonspor veya futbol ise doğru kelime “tutku” olmalı. Zaman zaman hayatın normal akışına ters olan bir tutku bu. Nerede ise 40 senedir şampiyonluk sevinci yaşamamış bir camianın hala ilk günlerdeki gibi hatta 70’li yıllara göre takımın peşinden çok daha aşkla koşmasını lobi ile değil, tutku ile açıklamak doğru olur. Üstelik bu tutku çoğu zaman ailelerin en çok da annelerin şikayetçi olduğu bir hal. Hatta bence Trabzonsporluların zaman zaman sordukları “Bize kim beddua etti?” sorusunun cevabı da bu tutku yüzünden annelerin, eşlerin çektikleri çile ile ilgili. Eminim ama ispatlayamam…

Öte yandan lobicilik değil ama bir komitacılık geleneğinin Trabzon ve Karadeniz’de güçlü olduğunu söyleyelim. Ama bu komitacılık da çoğu zaman Trabzonspor’un yararına değil zararına olmuştur. Çünkü lobiciliğin aksine komitacılık bir iç çekişme enstrümanıdır ve Trabzonsporluların aşkla sürdürdükleri bir gelenektir. Mazisi de çok uzundur komitacılığın. Trabzonspor’un iki yıldır yaşadığı süreç tutkunun akıl ve sabırla kontrolü ve yönetimi hikayesidir ve ne kadar süreceğine yine Trabzonsporlular karar verecektir. Umarız uzun sürer vesselam...

Not: Geçen haftaki yazı üzerine gelen maillerin tamamını okudum. Hepsini cevaplayamadım ama cevaplayacağım. Hatta bir okur ikinci maili “Neden okumuyorsunuz?” sitemiyle göndermiş, okuyorum istifade ediyorum. Arz ederim. erdalhos@sakarya.edu.tr

#Erdal Hoş