Yavşaklar!

00:0013/09/2010, Pazartesi
G: 3/09/2019, Salı
Salih Tuna

Kibar hanımefendilerin, centilmen beyefendilerin duyar duymaz irkildiği, yüzünü ekşittiği bir ifade olmaktan (Fazıl Say''ımızın büyük katkısıyla) çıkmış olsa da, mezkur ifadeyi yazımızın başlığına çekmek istemezdim.Lakin mecbur kaldım!“Dallamalar” deseydim hafif kaçardı; “lavuklar” deseydim “Şinasi milletine” haksızlık olurdu.Uzun lafın kısası; Kur''an-ı Kerîm yakan alçaklara münasip başka “sıfat” bulamadım!Malumunuz, “yavşak” (sözlük anlamıyla) “bit yavrusu” demek.Bu da ister istemez insanın aklına

Kibar hanımefendilerin, centilmen beyefendilerin duyar duymaz irkildiği, yüzünü ekşittiği bir ifade olmaktan (Fazıl Say''ımızın büyük katkısıyla) çıkmış olsa da, mezkur ifadeyi yazımızın başlığına çekmek istemezdim.

Lakin mecbur kaldım!

“Dallamalar” deseydim hafif kaçardı; “lavuklar” deseydim “Şinasi milletine” haksızlık olurdu.

Uzun lafın kısası; Kur''an-ı Kerîm yakan alçaklara münasip başka “sıfat” bulamadım!

Malumunuz, “yavşak” (sözlük anlamıyla) “bit yavrusu” demek.

Bu da ister istemez insanın aklına şu soruyu düşürüyor:

Kur''an yakan yavşaklar hangi “bitin” yavrularıdır?

Haçlı seferlerinin mi, 1933''te Berlin''de kitap yakan Nazilerin mi?

Hatırlayalım:

“Alman öğrenciler Alman olmayan ruha karşı yürüyün…” pankartı eşliğinde “Alman olmayan” kitapları yakmışlardı.

Ve, üç hafta boyunca bütün bir Almanya''da “yürümüşler”; yüz binlerce kitabı yakmışlardı.

O günlerde kitap toplayıp yakanlar daha sonra insan toplayıp(toplama kamplarında) yakmışlardı.

Demem o ki; bugün Kur''an yakan rahiplerin dini, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun bu zihniyetin(bitin) yavrularıdır.

“Bit” dün “Alman olmayan” kitapları yakmıştı; yavruları da bugün “İncil yahut Tevrat olmayan” kitabı yaktı.

İşte ötekileştirmenin vahameti…

İşte “karikatür krizi” ile maruf “Peygamber''e saygısızlığın” son aşaması…

İşte “İslamifobia”nın trajik sonu!..

Bugün Müslümanların kutsal kitabını yakanların ellerine fırsat geçtiğinde Müslümanları yakmayacaklarının teminatı nedir?

İşin en vahim tarafı da şu: Yavşaklık illeti bulaşıcıdır!

Biri bir yavşaklık yapmaya görsün şappadak yayılır. Hatta yapmasına bile gerek yok; dillendirmesi bile tonlarca yavşağın peydahlanmasına neden olur!

Mesela,11 Eylül''ün yıldönümünde Kur''an yakacağını ilan eden Amerikalı rahip Terry Jones''ın vazgeçtiği yavşaklık, bir başka rahip(Bob Old) ve yardımcısının müstekreh eliyle gerçekleşti.

Yanlış anlamayın; bu Terry Jones adlı mahluk büsbütün yavşaklıktan vazgeçmiş değil; şimdilik Kur''an yırtmakla yetinmiştir sadece. (Yavşaklık da zaten öyle vazgeçilen bir şey değil.)

Bir din adamı başka bir dinin kutsalına bu kadar iğrenç bir saldırıyı nasıl yapar?

Hem de gizli saklı değil; bütün dünyanın gözleri önünde!

Hayır yani, rahiplerin karıncayı bile incitmeyen merhameti, kendinden olmayan, dahası, kendisi gibi düşünmeyen insanlara karşı derin saygısı yıllar yılı dünyanın gözüne sokulmamış mıydı?

Onca kitap, onca film yalan mıydı?

Bütün bunlar Goebbelsvari kara propaganda malulü değilse, yani, o densiz rahiplerin tavrı münferitse, neden binlerce rahip engel olmadı buna?

Neden?

Mahut alçaklığı “düşünce ve ifade hürriyeti” mi saymışlardı yoksa?

İyi de, Nicos Kazancakis''in romanından Martin Scorsese marifetiyle sinemaya uyarlanan bir filme (The Last Temptation of Christ) bile tahammül edemeyip kıyametleri koparmamışlar mıydı?

Üstelik uyarlandığı roman kadar olmasa da, mezkur filmin “günahı” mürailiğin, üç kağıtçılığın karşısına “takvayı” koymaktan ibaretti.

Burada ise bir dinin kutsal kitabı rahipler tarafından yakılıyor?

Bir müftü yahut bir imam İncil yakabilir mi?

Böyle bir zıpçıktılık yapılacağı haftalarca önce açıklanacak da bu dinin müntesipleri ona engel olmayacaklar öyle mi?

Hangi Müslüman alim “düşünce ve ifade özgürlüğünün” bu denli yavşaklaştırılmasına sessiz kalır ki?!

Bizim geleneğimizde herhangi bir yazının yer aldığı bir kağıt parçasına bile “ekmek”(nimet) muamelesi çekilirdi. Kağıt parçası ihtiramla yerden alınır; yüksek bir yere yahut oracıkta bulunan bir duvarın taşları arasına sıkıştırılırdı.

Kaldı ki kutsal kitap yakılacak?!

Cemil Meriç üstadımız, “Batı tesamuhu (müsamaha) tanımaz” demişti; “Tolerans Asyalıdır.”

Haksız mı?