Crowdstrike ve milli teknoloji hamlesi tartışmaları

04:0022/07/2024, Pazartesi
G: 22/07/2024, Pazartesi
Turgay Yerlikaya

Microsoft’a siber güvenlik hizmeti veren CrowdStrike’ın güncelleme prosedüründe yaşadığı iddia edilen bir sorun, küresel çapta karmaşaya yol açtı. Banka ve havaliman-larının yoğun biçimde etkilendiği bu dijital kaos, artan dijital bağımlılığın negatif yönlerini daha fazla gündeme getirdi. Uzunca bir süredir imkan ve kapasiteleri üzerinden tartışılan, hayatımızda yarattığı kolaylıklar üzerinden olumlanan ve politik değişimlere etkisi itibarıyla pozitif bir ön kabulle değerlendirilen teknolojik değişim


Microsoft’a siber güvenlik hizmeti veren CrowdStrike’ın güncelleme prosedüründe yaşadığı iddia edilen bir sorun, küresel çapta karmaşaya yol açtı. Banka ve havaliman-larının yoğun biçimde etkilendiği bu dijital kaos, artan dijital bağımlılığın negatif yönlerini daha fazla gündeme getirdi. Uzunca bir süredir imkan ve kapasiteleri üzerinden tartışılan, hayatımızda yarattığı kolaylıklar üzerinden olumlanan ve politik değişimlere etkisi itibarıyla pozitif bir ön kabulle değerlendirilen teknolojik değişim algısı (cyberutopianism) yerini bambaşka bir tartışmaya bıraktı.
Son yıllarda hem felsefi hem de popüler kültür düzeyinde ele alınan teknoloji eksenli distopya tartışmaları bu tür krizler sonrasında geniş kitleler ölçeğinde de yankı buldu ve tartışıldı.
Hiç kuşkusuz modernleşmenin en önemli göstergelerinden birisi teknoloji alanında yaşanan değişimlerdir. Teknoloji alanında oluşan devinimle birlikte sosyal ve politik düzlemde radikal değişimler söz konusu olmuştur. Devlet aygıtının çalışma pratiğinden tutun da gündelik hayatımıza kadar sinen bu değişim son yıllarda önemli sorunların da yaşanmasına neden oldu.
Sadece siber güvenlik ihlalleri ve saldırılar üzerinden bakıldığında bile son yirmi yılda dünya ölçeğinde büyük krizler meydana geldi
. İran’ın nükleer programı ve (Stuxnet) Ukrayna’nın elektrik sistemlerini hedef alan siber saldırılarda görüldüğü üzere, devletler arası mücadelede teknoloji eksenli bir değişim olduğu görülmektedir.

Diğer bir açıdan bakıldığında, dünyada daha fazla kişiyi etkileme imkanı olan devasa dijital platformların veri güvenliği ile ilgili sorunlar da yaşanabilmektedir. Örneğin 2014 yılında Yahoo’nun güvenlik açığından yararlanarak yapılan siber saldırı sonrasında, 500 milyon Yahoo kullanıcısının hesabı ile bilgiler riske atılmıştır. Finans alanında da çok yoğun biçimde karşımıza çıkan siber saldırılar sonrasında geniş çaplı maddi kayıplar ortaya çıkmakta, banka ve borsalarla ilgili güven kaybı söz konusu olmaktadır.

Güvenlik açısından da devasa bir dönüşüme yol açan internet teknolojileri, seçimlere müdahale ve seçmen davranışını yönlendirmenin yanı sıra ülkelerin iç siyasetine etki amacıyla da kullanılabilmektedir. Son dönemde savaşın seyrini değiştiren inovasyonlara da bakıldığında bu alanda önemli bir rekabetin söz konusu olduğu ve bu rekabetin dışında kalan devletler açısından ciddi güvenlik risklerinin oluştuğu görülmektedir. Fakat
CrowdStrike örneğinde de görüldüğü üzere en önemli sorun, siber güvenlik başta olmak üzere dijital platformların işleyişindeki oligopol piyasa mantığıdı
r. Birkaç şirketin domine ettiği piyasa herhangi bir kriz anında çökme tehlikesi ile karşı karşıya kalmakta ve devasa güvenlik ihlalleri söz konusu olmaktadır. Hatırlayacak olursak 2021 yılında Whatsapp, Facebook ve Instagram gibi haberleşme mecraları çökmüş ve bu sistemler üzerinden çalışan binlerce platform önemli sorunlara maruz kalmıştı. Peki bu sistem krizleri ve krizler sonrasında oluşan olumsuzlukları asgariye indirme ve söz konusu sorun alanları ile mücadele etmek için neler yapılmalı?

Milli Teknoloji Hamlesi
Bahse konu güncelleme sorunu sonrasında ortaya çıkan tartışmalarda, milli teknoloji hamlesinin önemine vurgular yapılmaktadır.
Hiç kuşkusuz artık bir milli güvenlik sorunu olarak kabul edilen siber güvenlik ve yapay zeka kaynaklı riskler kırmızı kitabın konusu haline gelmiştir.
Son dönemde kamuoyuyla da paylaşılan “Ulusal Siber Güvenlik ve Strateji Eylem Planı” belgeleri, devlet düzeyinde konuya ne denli önem atfedildiğini göstermektedir. Bu konuda temel soru şu: Eylem planlarına yansıyan ve stratejik düzlemde tartışılan bu konuda ciddi bir mesafe alınabildi mi?

Hatırlayalım 2021 yılında yukarıda ismi geçen haberleşme mecralarına erişim sorunu yaşandığında alternatif ve yerli haberleşme platformlarının acilen devreye sokulması konuşulmuştu. Sadece Whatsapp üzerinden bütün iletişimini yürüten kişi ve kurumların, alternatiflerin ne denli önemli olduğunu hissetmesinin ardından gündeme gelen bu arayış, maalesef başarılı bir netice vermedi. Bugün Türkiye’de alternatif platformların varlığına rağmen kullanım yoğunluğu en fazla olan mecraların bu platformlar olduğu rahatlıkla görülebilmektedir. Bu nedenle Türkiye o dönemdeki krizi kamu anlamında bir alternatife dönüştürmekte çok geç kalmış ve sonuç alınmasını imkansız hale getirmiştir.

Son dönemde hem özel hem de kamu yatırımlar
ıyla bambaşka bir noktaya gelen
askeri teknolojideki stratejik aklın farklı alanlara da teşmil edilmesi gerekliliği ortada.
Uzunca bir süredir dijital alanda söylem düzeyinde farkındalık yaratan Türkiye’nin uydu sistemleri, uzay alanı, yapay zeka ve bulut sistemleri konusunda daha fazla mesafe kat etmesi gerektiği ortada. Siber alanın ulusal güvenliğin en önemli bileşenlerinden olduğu günümüz dünyasında rekabet edilebilir bir düzey yakalamak hiç kuşkusuz bu alanlara yapılan yatırımları artırmak ve ARGE’ye daha fazla önem vermekten geçmektedir.
#Teknoloji
#Microsoft
#siber güvenlik
#Turgay Yerlikaya