Hangi ‘onlar’danız?

00:009/02/2022, Çarşamba
G: 8/02/2022, Salı
Yeni Şafak
Arşiv
Arşiv

Şairane bir kelime, ruh yumuşatan bir kavram “infak”. Tam zıddında ise veremeyen, paylaşamayan elleri ve o ellerin sahibi kurak gönülleri ifade eden huzursuz bir kelime “cimrilik”. Bir hâl anlatımı aslında cimrilik... İnfak güzel bir hareketi temsil ederken; cimrilik bu hareketi gerçekleştiremeyen bir yazık hâli anlatıyor. Ama gelgelelim bu iki mefhum birbirinin karşıt anlamını fısıldıyor.

Ahsen İlhan

Yazar – Sanat Tarihçisi

“Onlar” Yüce Allah’ın, hayırlı amelleri nedeniyle kullarını müjdelerken ve çirkin temayüllerden dolayı insanlara azabı vaat ederken zikrettiği hitap sözlerinden biri. İki ayrı kutbu işaret eden bu hitap sözü, ümidin erişemeyeceği bir refahı da anlatabiliyor; kalbin kaskatı kesileceği bir dehşeti de işaret edebiliyor. Ve Yaradan iki yol ayrımında yürüyen iki farklı güruha böyle sesleniyor. Seçim insanoğlunun... Yaradan’ın vaadiyse zamanı gelince eksiksiz bir şekilde gerçekleşecek! O hâlde şimdi hangi ‘onlar’danız bir bakmalı. Tövbe kapıları kapanmadan telafiye çalışmalı!

Şairane bir kelime, ruh yumuşatan bir kavram “infak”. Tam zıddında ise veremeyen, paylaşamayan elleri ve o ellerin sahibi kurak gönülleri ifade eden huzursuz bir kelime “cimrilik”. Bir hâl anlatımı aslında cimrilik… İnfak güzel bir hareketi temsil ederken; cimrilik bu hareketi gerçekleştiremeyen bir yazık hâli anlatıyor. Ama gelgelelim bu iki mefhum birbirinin karşıt anlamını fısıldıyor.

YÜZER DANELİ YEDİ BAŞAK BİTİREN TOHUM

TDV İslam Ansiklopedisi’nde “infak” kelimesi için en net anlam şöyle verilmiş: “Allah’ın hoşnutluğunu kazanma niyetiyle harcamada bulunma.” Tabii bu sözlükçe bir anlam. Ayet ve hadislerle, İslâmî gerçeklikte çok daha derin anlamları var. Allah yolunda harcamak yaşamın bir kesiti değil aslında. Allah yolunda harcamak, belki de en büyük gayelerimizden biri. Öyle olmalı ki; Kur’an’da yetmişe yakın ayette infak kelimesi geçmekte ve pek çok hadiste bu mevzuya değinilmekte. Tabii vermenin “infak” kelimesiyle anlatılmadığı daha pek çok ayet ve hadis de bu konunun dâhilinde. Fakat dikkat çeken bir husus daha var ki; pek çok hayırlı amelin kat kat ecirle karşılanacağı vaadi, konu infak olunca daha da katlanıyor. Bu sebeple “Üç Aylar”ı soluduğumuz şu mübarek günlerde, bu elzem hususu es geçmek olmazdı. İşte o muhteşem âyet:

“Mallarını Allah yolunda harcayanların misâli, yedi başak bitiren ve her başakta yüz dane bulunan tohumun hâli gibidir. Allah, dilediğine kat kat fazlasını da verir (…) Bakara/261”

Senin Allah yolunda vermeni bir tohuma benzeten Rabbin, bunun yedi yüz mislini vaat ediyor. Heyecan verici!

Tabii vermenin de bir edebi, Allah katında güzel bir karşılık görmesinde bir sistematiği var. Bu yol yordam da yine âyetlerle belirlenmiş ve özetle; gösteriş amacı gütmeden yalnızca Allah rızasını umarak vermek, verilen kişiyi rencide etmemek, iyi ve kaliteli olandan vermek ve gerçek ihtiyaç sahiplerini bulmak gibi Kur’ânî yönlendirmeleri de dikkate almak gerekiyor. Herkes gücünün yettiğiyle sınanıyor bu âlemde. Belki de öncelikli olarak bilmemiz gereken şey, neye sahipsek aslında bize ait değil. İçinde bizi de barındıran bu kâinat, şüphesiz Allah’ın mülkü. Öyleyse verirken de bilmeli ki veren el biz değiliz. Esasen infak ve sadaka; Rabbin kullarına vereceği nasipten bizi de nasiplendirmesi. Aracı olarak bizi şereflendirmesi. Kimi bir okul, kütüphane, cami inşa eder; kimi annesine bir ekmek götürür sevgiyle sunar, kimi cebindekini tanımadığı bir mümin kardeşiyle paylaşır. Ama bir şekilde Allah yolunda harcamanın yolunu buluruz. Çünkü biliriz ki; Allah’ın “Onlar” diye müjdelediği kullardan olmak bunu gerektirir:

“Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının arkasından başa kakıp incitmeyenler için Rablerinin katında özel karşılık vardır. Onlara hiçbir korku yoktur, onlar üzüntü de çekmeyeceklerdir. Bakara/262”

VERMEDİĞİN, YA DERT OLUR YA GAM

İnfakın kat kat karşılığını vereceğini Yaradan pek çok ayette müjdeliyor. Fakat bazen de şöyle uyarıyor:

“Mallarınızı Allah yolunda harcayın ve kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın (…) Bakara/195”

İnsan kendi eliyle kendini nasıl tehlikeye atar? Bunun birçok yolu vardır belki de. Ama en kestirme yolu, âyette de anlatıldığı üzere “vermemek”tir. Yani cimrilik… Allah’ın hiç sevmediği zelil davranışların başında geliyor cimrilik. Cimrilik, muhakkak insanın kendi için bir kaybediş. Çünkü Allah, sen vermediğinde de kulunu nasiplendirir; ama senin elinden olmadığında o vermediğin de sana kalmaz. Ya dert olur ya gam… Ya da felaket olur. Bir şekilde harcanır yine saklanan; ama insana fayda verecek bir harcama yerine, zarurî ve kederli bir harcamaya dönüşür. Aslında adres belli. Durmamız gereken konum koordinatlarıyla birlikte verilmiş. Hangi ‘onlar’dan olmalıyız sorusunun cevabı çok net:

“Onlar gayba iman ederler, namazı kılarlar, kendilerine verdiklerimizden hayra harcarlar. Bakara/3”

Ne diyor Yaradan? “Kendilerine verdiklerimizden…” İşte insanın bilmesi, idrak etmesi gereken bir detay. Kazandığımız, sahip olduğumuz ne varsa O’nun verdikleridir. O’nun verdiklerinden, O’nun yolunda harcamadıkça iyiliğe erişmemiz de mümkün olmayacaktır. Verememe, saklama ve sürekli istifleme hastalıklarından kurtulmak gerek. Şu mübarek aylarda bir şeyleri fark etmek ve Allah’ın “Onlar” derken hayırla müjdelediklerinden olmaya gayret etmek gerek.

Aksi hâlde Tevbe Suresi’nde zikredilen ‘Onlar’dan olmak, vermekten korktuğumuz mallarımızdan daha büyük kayıplara düşmek de var. Maazallah!

“Kıyamet gününde, biriktirilen o altın ve gümüşler cehennem ateşinde kızdırılıp onların alınları, yanları ve sırtları bunlarla dağlanacak ve onlara: ‘İşte bunlar, kendiniz için biriktirdiğiniz altın ve gümüşlerdir. Şimdi tadın bakalım o durmadan yığıp biriktirdiğiniz şeylerin cezasını!’ denilecek. Tevbe/34-35”

#TDV
#İslam Ansiklopedisi
#infak
#Kur'an