
Körfez ülkelerinin milyarlarca dolarlık yatırımlarla inşa ettiği "beyaz yakalı cenneti" imajı, bölgeye düşen füzelerin ardından başlayan panik havasıyla sarsılmaya başladı. Tahran yönetiminin stratejik hedefinin, bölgedeki Batılı sermayeyi huzursuz ederek Körfez ekonomilerinde kaosu tetiklemek ve bu yolla ABD üzerinde baskı oluşturmak olduğu belirtiliyor. Yıllık 80 milyar dolar yabancı sermaye çeken ve trilyon dolarlık varlık fonlarını yöneten bölgede, özellikle Dubai’nin sadece turizm gelirlerinden 56 milyar dolar zarar edeceği hesaplanıyor. Dünya petrol ticaretinin kalbi Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik endişeleri artarken, yabancı çalışanların tahliye hazırlıkları bölgenin finans ve enerji merkezi kimliğini ciddi bir riskle karşı karşıya bırakıyor.
Savaşın ateşi, küresel finansal çevrelerden milyarlarca dolar yatırım çeken Körfez ülkelerini şimdiden yakmaya başladı. BAE, Katar ve Bahreyn gibi ülkelere düşen birkaç füze bile çok uluslu şirketlerde ve çalışanlarında panik havasına neden oldu. Beyaz yakalılar cenneti olarak bilinen Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) marka şehir olması için milyarlarca dolar harcadığı Dubai’deki çalışanların yüzde 80’i yabancılardan oluşuyor. Kuveyt ve Katar’da da benzer durum söz konusu. Savaşın uzaması ihtimali şimdiden bölge yatırımlarını ve turizmini olumsuz etkileyecek gibi görünüyor.
YATIRIMLAR OLUMSUZ ETKİLENECEK
Uzmanlara göre İran, füzelerini bölge ülkelerine sadece ABD üslerini vurmak için yönlendirmiyor. Asıl büyük amaç, milyarlarca dolar yatırım çeken ve gönderen Körfez ülkelerinde ekonomik kaosu tetiklemek. Bu panik havası, özellikle Batılı şirketlerin Körfez’deki yatırımlarını gerileteceği için sermaye piyasalarının milyarlarca dolarlık zarar etmesi bekleniyor. Tahran yönetimi de çok uluslu ve Körfez merkezli şirketlerin bu çatışmalara dayanamayıp ABD'ye baskı yapmasını planlıyor.
YILDA 80 MİLYAR DOLAR SERMAYE ÇEKİYOR
Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın (UNCTAD) doğrudan yabancı yatırım (FDI) verilerine göre, Körfez ülkeleri yılda yaklaşık 70-80 milyar dolar yatırım çekiyor. Ekonomik büyüklükleri 2,3 trilyon dolar civarında ve bölgenin yatırım merkezi açık ara BAE (Dubai) durumunda. Bu devletler dünyaya yatırım yapan en büyük aktörlerden. Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) yaklaşık 700 milyar dolar, Abu Dabi Yatırım Otoritesi (ADIA) 900 milyar dolar, Katar Yatırım Otoritesi (QIA) ise yaklaşık 500 milyar dolarlık yatırıma sahip. İşte İran, küresel sermayenin kaostan tedirgin olmasını planlıyor.
DUBAİ’NİN TURİZM ZARARI 56 MİLYAR DOLAR
Nitekim Orta Doğu ve Körfez ülkelerine yapılan birçok uçuşun iptal edilmesi sonrası bölgede panik başladı. Yani İran istediğini şimdiden elde etmiş görünüyor. Dev finans merkezlerindeki ofisler şimdiden boşaltıldı, çalışanlardan bazıları ülkeden tahliye edilirken bazıları evden çalışmaya yönlendiriliyor. Beyaz yakalılar cenneti olarak bilinen Dubai’deki çalışanların yüzde 80’i yabancı uyruklulardan oluşuyor. Bunların önemli bölümü şimdiden ülkeden çıkmayı bekliyor. Sosyal medya platformlarında havalimanlarındaki bekleyişi konu alan içerikler paylaşılıyor. Paniğin daha da artması, fahiş fiyatlarla ülkeden kaçışları beraberinde getiriyor. Oxford Economics’e göre, Dubai turizm gelirinden 56 milyar dolar zarar edecek.
TEDARİK ZİNCİRİ TEHLİKEDE
Orta Doğu'da tırmanan İran-ABD-İsrail gerilimi, dünya petrol arzının üçte birini ve LNG ticaretinin beşte birini sağlayan Körfez bölgesini küresel bir enerji krizinin eşiğine getirdi. Hürmüz Boğazı'nın "yüksek riskli bölge" ilan edilerek tanker trafiğinin durma noktasına gelmesi, Brent petrol fiyatlarını 114 dolara kadar taşırken; tanker sigorta primlerinde yüzde 1.000'e varan artışlar ve lojistik maliyetlerdeki sıçrama, hem üretici hem de ithalatçı ülkeler üzerinde ağır bir finansal baskı oluşturuyor.
Körfez'in yatırım gücü (2025)
* BAE 45-50 milyar dolar
* Umman 8-9 milyar dolar
* Katar 1 milyar dolar
Tahran'dan stratejik hamle
- İran ile yaşanan savaşın bölgeye yayılma riski Körfez ülkelerinin ekonomik görünümünü de yakından ilgilendiriyor. Tahran yönetimi, savaşın uzamasının ekonomik maliyetini çok iyi hesaplamış görünüyor. Bölgenin en büyük ekonomileri olan BAE, Suudi Arabistan ve Katar başta olmak üzere Körfez ülkeleri son yıllarda hızla büyüyen bir ekonomik blok oluşturdu. Altı üyeden oluşan Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) ülkelerinin toplam ekonomik büyüklüğü yaklaşık 2,3 trilyon dolar seviyesine ulaşıyor. Bölgenin en büyük ekonomisi yaklaşık 1,05 trilyon dolarlık milli gelirle Suudi Arabistan olurken, Birleşik Arap Emirlikleri’nin ekonomisi 500 milyar dolar, Katar’ın ise 230 milyar dolar civarında bulunuyor. Körfez ülkeleri yalnızca enerji gelirleriyle değil, güçlü yatırım çekme kapasitesiyle de öne çıkıyor. Son verilere göre GCC ülkelerine gelen toplam doğrudan yabancı yatırım (FDI) yaklaşık 73,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.
FİNANSAL MERKEZLERDE SESSİZLİK HAKİM
- Bu yatırımın büyük bölümünü 45,6 milyar dolar ile Birleşik Arap Emirlikleri çekerken, Suudi Arabistan’a 15,7 milyar dolar, Umman’a 8,7 milyar dolar, Bahreyn’e ise 2,5 milyar dolar yatırım girişi oldu. Katar ve Kuveyt’e gelen yatırımlar ise 1 milyar doların altında kaldı. Uzmanlara göre bölgede yaşanacak olası bir savaşın etkisi özellikle enerji ticareti ve yatırım akışları üzerinden hissedilebilir. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanacak bir güvenlik sorununun hem enerji sevkiyatını hem de bölgeye yönelen yatırımları etkileyebileceği belirtiliyor. Buna karşın Körfez ülkeleri, toplam büyüklüğü 2 trilyon doların üzerinde olan egemen varlık fonlarıyla önemli bir finans merkezi olmayı sürdürüyor. Küresel medya kuruluşları ise, Dubai ve birçok ülkedeki finansal merkezlerde iş yerlerinin boş görüntülerini servis ediyor.









