Türkiye, tarihinde bir ilki yaşadı. Askeri bir darbenin hayatta kalan üyeleri 'müebbet' hapis cezasına çarptırıldı. Millet, 12 Eylül 1980 darbecilerine mahkeme yolunu açan 2010 referandumu sayesinde, Kenan Evren ile Tahsin Şahinkaya'nın mahkum olduğunu müdahaleden 34 yıl sonra görebildi. Davanın başından beri duruşmalara GATA hastanelerindeki yataklarından 'görüntülü' olarak katılan Evren ve Şahinkaya, mahkeme başkanının 'müebbet' kararını da yine yatakta dinledi. 'Orgeneral' rütbesinden emekli iki cuntacı, karar gereği rütbeleri sökülerek 'er' seviyesine indirilecek
12 Eylül askeri darbesinin hayattaki iki mimarı eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren (97) ile eski Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya (89) 'darbe yapmaktan' müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Darbenin 30. yıldönümünde, 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan Anayasa değişikliği referandumu ile darbecilere mahkeme yolu açılmıştı. Sorumluların yargılanmasını engelleyen Anayasa'nın geçici 15. maddesini yürürlükten kaldıran referandumun ardından savcılıklara çok sayıda vatandaş tarafından suç duyurusu yapılmış, 2011 yılında da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmıştı. Bu kapsamda Evren ve Şahinkaya'nın ifadeleri alınmış, 2012 yılında hazırlanan iddianamede ise iki isim, 'şüpheli' olarak yer almıştı.
Darbeciler, ilk duruşması 4 Nisan 2012'de yapılan davada 2,5 yıl sonunda mahkum oldu. Mahkeme Evren ve Şahinkaya'yı TCK'nın 'devlet kuvvetleri aleyhine cürümler' başlıklı 146. maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Oktay Saday daha sonra, sanıklar hakkında, 'zincirleme suç' maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiğini belirtti. Sanıkların duruşmadaki tavır ve hareketleri nedeniyle cezada indirime giden Saday, 'ağırlaştırılmış'ı kaldırdı, cezayı 'müebbet hapse' çevirdi.
12 Eylül darbe davası, özel yetkili Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlamıştı. Ancak özel yetkili mahkemelerin kaldırılması sonrası dosya, 10. Ağır Ceza Mahkemesi'ne devredilmişti. Davanın son celsesi 28 Mayıs 2014'te gerçekleştirilmiş, savcının esas hakkındaki görüşünü açıklaması için dava ertelenmişti. Kararın açıklandığı dünkü celsede duruşma savcısı Selçuk Kocaman adeta hukuk dersi vermiş ve 'TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesi hiç kimseye demokratik düzeni ortadan kaldırarak, diktatörlük kurmaya yol açacak bir askeri darbe yapma yetkisi vermemektedir' demişti. Son celsede ise Savcı Erdinç Hakan Özdabakoğlu, esas hakkındaki görüşünde, Evren ve Şahinkaya'nın ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmalarını istedi. Mahkeme ise ağırlaştırılmış müebbet cezasını müebbete indirerek son hükmünü verdi.
12 Eylül darbesi sonucu 600 bin kişi gözaltına alındı, 90'ar gün işkence gördü. 1 milyon 683 bin kişi fişlendi. Sıkıyönetim mahkemelerinde 210 bin dava açıldı ve 230 bin kişi yargılandı. 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı. 30 bin kişi yurtdışına siyasal sığınmacı olarak kaçtı. 171 kişinin işkencede öldürüldüğü belgelerle saptandı. 30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı. 23 bin 667 derneğin faaliyeti durduruldu. Sendikalar kapatıldı. 517 kişiye idam cezası verildi.
Sağlık sorunları sebebiyle Kenan Evren'in Ankara GATA, Tahsin Şahinkaya'nın da İstanbul GATA'da canlı yayınla katıldıkları duruşmada karar her iki sanığın yüzlerine karşı okundu. Sanıkların avukatı Bülent Hayri Acar, yürürlükteki hukuk sisteminin 12 Eylül darbesinin ürünü olduğunu belirterek, mahkemenin Evren ile Şahinkaya'yı yargılama yetkisinin olmadığını öne sürdü. Evren de Şahinkaya da son savunmalarını 'Avukatımın sözlerine iştirak ediyorum' diyerek yaptı. Evren ve Şahinkaya hakkında verilen müebbet hapis kararı, orgenerallikten emekli iki ismin rütbelerini de gündeme getirdi. Askeri Ceza Kanunu'nun 30. maddesinde 'darbe' suçunu işleyenlere ilişkin, 'Adliye mahkemelerince asıl ceza ile birlikte TSK'dan çıkarma cezası da verilir' hükmü bulunuyor. 31. maddede ise 'TSK'dan çıkarma cezasının niteliği, hükümlünün Silahlı Kuvvetlerle ilişiğinin kesilmesidir. Bu ceza 'askeri rütbe ve memuriyetlerin kaybedilmesidir' ifadeleri yer alıyor. Bu durumda Evren ve Şahinkaya'nın rütbeleri sökülecek. İkili, 'er' konumuna inecek.
12 Eylül darbesinin baş ismi Kenan Evren, cuntacıların mahkeme önüne çıkarılması tartışmalarının alevlendiği Haziran 2009'da, bir gazeteye verdiği röportajda, 'yargılanması halinde intihar edeceğini' söylemişti. Evren, 'Beni yargılamak mı istiyorsunuz? Buyurun gidip halka sorun. Bir referandum yapın. 'Evren Paşa yargılansın mı' diye sorun. Eğer halk 'evet yargılansın' derse, milletimin önünde herkese söz veriyorum. Bu işi yargıya bırakmam. İntihar ederim' demişti.
Darbecilerin mahkumiyeti, duruşmanın yapıldığı salonu dolduran izleyiciler tarafından sevinçle karşılandı. Bazı izleyiciler 'Bu daha başlangıç, mücadeleye devam' sloganları attı. Duruşmada Evren ve Şahinkaya'nın 'ağırlaştırılmış müebbet' hapisle cezalandırılmasını isteyen savcı görüşünü açıklarken, Kenan Evren'in GATA'dan yansıtılan görüntüsü birdenbire kayboldu. Müşteki avukatlarının tepkisi üzerine Evren'in yanında bulunan avukatı Sezin Duygu Tuncer, müvekkiline pansuman yapıldığını bildirdi.
Rütbeleri sökülecek olan Evren ve Şahinkaya'nın emeklilik maaşlarında ise bir değişiklik olmayacak. Emeklilik 'çalışarak kazanılmış bir hak' statüsünde görüldüğü için her iki isim de emeklilik maaşlarını mevcut haliyle almaya devam edecek. Ancak ikili, subay ve astsubayların kullandığı TSK sosyal tesislerinden istifade edemeyecek.
12 Eylül cuntasınca idam edilen Ali Aktaş'ın anne ve babasına idam gecesi yazdığı mektup, Evren ve Şahinkaya'nın müebbet yediği gün, merhumun annesine 31 yıl sonra verildi
12 Eylül askeri darbesinin baş aktörlerinden dönemin 7. Cumhurbaşkanı Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Ali Tahsin Şahinkaya'nın müebbet hapis cezasına çarptırılması mağdur aileleri sevince boğdu. 22 yaşında Antep'te idam edilen Veysel Güney'in kızkardeşi Meral Karakuş, 'Çok mutluyum. Kenan Evren'in yargılanması ve rütbesinin alınması biraz da olsa acımızı hafifletti. Ölmesin sürünsün istiyorum' dedi. TKP/ML hareketine üye olan Ali Aktaş da 12 Eylül darbesinde idam edilenlerden biriydi. 23 Ocak Gecesi Adana Cezaevi'nde idam edilen Aktaş'ın ailesine yazdığı mektup 31 yıl sonra aileye ulaştı. 'Mektup evimizin baş köşesinde yer alacak' diyen Nursel Aktaş, Kenan Evren'in müebbet hapis cezası için şunları dile getirdi:
'Verilen ceza yeterli değil. Fakat verilen ceza ile abim mezarında rahat yatacaktır. Yıllar önce mücadele eden gençler suçlanıyordu. Şimdi o kişilerin darbeci oldukları belgelendi. Bunları bizim duymamız çok önemliydi. Allah Kenan Evren'e Hz. Eyüp sabrı vermesin. Abimin acısını hâlâ yaşıyoruz. Hâlâ bunalımdayız. Kız kardeşim beni aradı 'Abim bundan sonra huzur içinde yatacak' dedi. Aktaş mektubunda, 'Mektubun size ulaşacağına güvencim yoktur' demişti.'
Saman kağıdına mavi bir kalemle yazılmış mektubun iyi şekilde korunduğu ve zarar görmediği anlaşıldı. Avukatlar mektubu 80 yaşındaki anne Ganime Aktaş'a teslim etti. 12 Eylül döneminde yaşı büyültülerek idam edilen Erdal Eren'in avukatı Nihat Toktay ise 'İşkence yapan alt kadrolar da yargılansın' dedi. Toktay, Kenan Evren'in müebbet hapsini bir başlangıç olarak yorumladı. KÜBRA SÖNMEZIŞIK - AYBİKE EROĞLU / İSTANBUL
Darbecilere 'müebbet' kararının açıklanmasının ardından bazı sivil toplum örgütleri temsilcileriyle müdahil avukatları adliye önünde gazetecilere açıklama yaptı. Davanın müdahil avukatlarından Mehmet Horuş, 'Emekli iki general şahsında bugün 12 Eylül rejimi mahkum edilmiştir. Türkiye demokrasi güçlerine, bu uğurda mücadele veren, bedel ödeyen herkese hayırlı olsun' dedi. Müdahil avukatlardan Arif Ali Cangı ise 12 Eylül döneminin kapandığını, verilen kararla da 12 Eylül'ün suç olduğunun belgelendiğini söyledi. Devrimci 78'liler Federasyonu Başkanı Nejat Kangal ise 'Yıllar boyunca sürdürülen bu mücadele boşuna değildir. Ülkenin demokratikleşmesi için yapılmış bir mücadeledir' dedi.
12 Eylül faillerinin yargılanmasının yolunu açan anayasa değişikliğine CHP, 'hayır' demişti. Referandum öncesi yayınlanan reklam filminde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, '12 Eylül darbesini yapanlardan hesap soracağız, diyorlar. Yani vatandaş bu anayasaya 'evet' dediği zaman siz Kenan Evren'i hapse mi atacaksınız? Siz kimi kandırıyorsunuz?' ifadelerini kullanmıştı.










