
Genç tiyatro oyuncusu Salih Necdet Atasev, kapısında nöbet tuttukları kışlaya bir kamyon girmek isteyince şüphelendi. İçinde kek olduğunun söylenmesi üzerine inanmadığı için depoya kadar gitti kamyondaki 2665 koliyi tek başına boşalttı.
15 temmuz gecesiydi arkadaşlarımla bir muhabbet ortamında otururken köprünün tek taraflı trafiğe kapatıldığı haberini aldım. Bir gün öncesinde Fransa'da kanlı bir terör eylemi yapıldığından ilk once bunun ciddi bir terör eylemi girişiminden kaynaklandığını herkesler gibi düşündük. O anda hemen başka bir haberde Ankara'da meclisin üzerinde alçak ama aslında alçakça! Uçuş yaptığını öğrendiğimiz bir haber geçti. Haberin akabinde bu sefer aynı zamanda havadan bir terör saldırısı ihtimali geldi aklımıza nitekim medyadan da bazı isimler bu yönde yorumlar yazdılar. İlk olarak içten içe dar be mi oluyor diye sorsam da kendime yine de güzel ülkeme yakıştıramadığımdan bu ihtimali en sona attım. İlk olarak Fatih Tezcan'ın twitter hesabından Orgeneralimiz Hulusi Akar Bey'in rehin olduğunu okudum. Yine inanmak istemedi bu gönlüm. Fakat haber ajanslarında darbe girişimi olduğu geçti bir kaç dakika içerisinde ve ben Sn. Başbakan Binali Yıldırım'ın kendi sesinden bir kalkışma var dediğini dinledikten sonra ayaklandım. 24 yaşındayım ve darbeleri sadece kitaplardan okuduğum, belgesellerden izlediğim kadar biliyordum.
Arkadaşlarımla bir araya gelerek ne yapmamız gerektiğini konuştuk herkes fikrini söyledi. Açık konuşmam gerekirse ilk olarak kontrolsüz ve yanlış bir hareket yapmamak adına evlere gitmemiz gerektiğini ve sağlıklı bir kaynaktan ne yapmamız gerektiğini duyana kadar evde durmamız gerektiğini savundum. Aynı ortamda olup o anda sokağa fırlayan ve eve gitmeyen destan yazan yürekli arkadaşlarım da vardı. Hepsiyle bir kez daha gurur duyuyorum.
Arkadaşımızın evine gittikten sonra haber kanallarını izliyorduk. Boğazım düğümlendi aklımda da fikrimde de ailemden ve canımdan önce Cumhurbaşkanımızın nasıl ve nerede olduğu vardı. O dakikalarda kendisini Cnn in yayınında 3g ile bağlandığını ve il ve ilçe meydanlarına, stratejik öneme sahip yerlere çıkma çıkma çağrısını yapıp bende birazdan geliyorum dediğiniDuyduğum andan sonra aklımdaki bütün sorular ve tereddütler bitmişti. Trt'den yayınlanan kahpe bildiriyi izlerken de olayın ciddiyetinin farkına iyice vardım. Ekipçe bulunduğumuz ilçenin meydanın buluştuk yaklaşık yürüyüşü 10 binin üzerinde vatandaş gerçekleştiriyordu. Devlet Bahçeli beyin çağrıları da sokaklarda yankı bulmuştu kendisine Türkiye Cumhuriyeti'nin genç bir vatandaşı olarak minnettarım.
10 binlerle beraber D100 otoyoluna doğru yürüdük. Burada yürürken herkesin tank, tüfek, silahların, hatta uçakların üzerine yürüdüğünün bilincinde olduğunu görünce bu gençlikle bu halkla gurur duymayla beraber aynı zamanda cesaretime cesaret kattı. Her biri vatanı ve verdiği oy için, namusu için, ölmeyi çoktan göze almıştı. Otoyolun üzerinde ki köprüden aşağıya doğru bir gelen bir askeri araç kalabalığı görünce havaya ateş açtı ve bağlantı yoluna doğru hızla kendine yol açamayınca insanların üzerine sürdü. Burada bir gencimizin bacağı tekerleklerin altında kaltı ve yolda epeyce kan izi oldu. Kendisinin bu yazıyı yazdığım anda darbe girişiminden 3 gün sonra hala hastahanede yatmakta olduğu haberini aldım. Hemen arkasından arkasında yaklaşık 15 asker olan bir araç geldi ve halk bu aracın önünü kesti camlarını yağmaladı. Bu araçtan da dışarıya ateş açıldığı sırada aracın kasasına tırmanarak hiç mi yürek taşımadıklarını ve bir hain rütbelinin peşinden vatana ihanete doğru gittiklerini bağırarak sordum. Asker ağlıyordu birşeyden haberi yoktu fakat komutanını vuracak cesareti de yoktu.
Araç buradan hızla insanların üzerine sürerek kaçmayı başardı. Meclisin ve Cumhurbaşkanlığı külliyesinin bombalanması haberi ile hislerim:
Bu haberler hayatımda aldığım en acı verici haberdi içinde bulunduğum psikolojiye düşman ile savaşsak dahi birdaha bürünemem. Bu benim ruhumda iliklerime kadar hissettiğim bir milletçe istiklal mücadelesiydi. Dünya'da böyle bir ruha sahip başka bir milletin olmadğını şanlı tarihimize bir kez daha destanlar eklerken tarihte destanlar yazmış ecdad ile aynı duygular içinde olduğumuzu ve aynı kanı taşığımızı hissetmiş olduk.
Köprüde olan arkadaşlarımdan boğaziçi köprüsünden halkın üzerine tanklar ve tüfeklerle ateş açıldığını öğrenmem içimde çok derin yaralar açmıştı. Yine buradan çıkan tankların yolda arabaları ezerek gittiğinin videolarını izledikten sonra o arabalarda can verenin bir arkadaşımız olduğunu öğrenmek kadar ağır bir travma herhalde olamaz. 2 tankın o gece çıkış yaptığı Kartal Nurettin Baransel Kışlasına gittim. Yoğun bir kalabalık vardı.Oraya varışımdan bir müddet sonra belediye otobüsleri gelerek çıkışları kapattı. Gece boyunca gözümüzü kırpmadan orada bekledik en önemli stratejik noktalardan birisiydi benim için çünkü yeni bir çıkış yapılacaksa buradan denenicekti. Ve tabi ki o tankların önüne milletçe dikilecektik. Sabaha karşı 6:40 sularında köprüdeki olaylar henüz dinmemiş ve asker silahını bırakmamışken kışlanın önüne çıkarılmak istenen tanklar getirildi ve oradaki küçük bir alanda gövde gösterisi yaparak birkaç defa döndükten sonra namlusunu halkın üzerine çevirdi. Bu esnada bir tek vatandaş bile duruşunu bozmadı. O saatlerde halkın çekilmemesi üzerine tanklar geri döndürüldü. Kısa bir müddet içerisinde de köprüdeki halka ateş açan asker kıyafeti giymiş teröristlerin teslim olduğu haberi geldi. O saatlere kadar birçok haber gelmisti birçok yer basılmış taranmıştı. O günden itibaren 3 gün kışlayı terk etmedim ve oradaki çimenlerde uyudum.
Pazar sabahı uyandığımda karşımda 1 Tır ve 2 kamyonetin olduğunu gördüm. İçinde kek oldğunu söylediler. Ne keki diye sorduğumda çikolatalı kek dediler. Dalga mı geçiyorlar diye içimden geçirdim ve inanmadığımı söyledim. Orada bulunan Yarbay beni tıra götürdü ve kapağını açtı kontrol etmemi söyledi. Tır şöforünden faturayı istedim. Tam 2665 koli kek vardı! O tır oradan o şekilde geçse ortalığı ayağa kaldıracaktık bunu da kendisine belirttik. İçeri girmemizi kabul etti. Orada tırın içine girip başladım aşağıda toplayıp raflara dizenlere kek kolilerini vermeye 2665 koliyi perişan olana kadar indirdim. Tırın icinden birşey çıkmamıştı yine meyve sebze arabasıda temizdi ama asıl olan kışladan o tırların içi boş olarak çıkmasıydı bunu da sağladıktan sonra yaklaşık 3 buçuk saat sonra kışladan oraya olaylar üzerine yeni yollanan yüzbaşının aracıyla beni nizamiyeye kadar getirmesiyle çıktım. En minimum haliyle yaşadıklarımı tarih sayfalarında yerini alması sebebiyle…
O sabah kışlaya Erkan Albay diye birisi geldi daha önce kendisi de o kışlada görev yapmış ve ismi bilinen bir adammış. Kendisinin anlattığına göre darbeciler eğer Erkan buraya gelirse vurun emir verdiği birisiymiş. Nitekim yanındaki 2 yardımcısıyla nizamiyeden içeriye kışlaya girdiğinde darbecilerden birisi silahına davranınca Erkan albay uzun namlulu silahıyla darbeciyi vurmuş. Daha sonra gelen polisler içeride çatışma olduğunu doğruladı ve darbecileri topladılar. O gece de nöbeti bırakmadık haberlerin her ayrıntısını takip ediyorduk.Demokrasimize ve halkımıza, devlet büyüklerimize ve vatanımıza sahip çıkmak için orada gözümüzü bile kırpmadık.






