Gündem Üstat Sezai Karakoç kırık gözlüğünü telle tuttururdu

Üstat Sezai Karakoç kırık gözlüğünü telle tuttururdu

Diriliş Şairi Sezai Karakoç’un 48 yıllık dostu Yüksel Kanar, üstadı anlattı: Hayatı, hayali ve dünyası İslâm birliği üzerineydi. Dünya malını önemsemezdi. Arabası yoktu. Yürüyerek giderdi. Bir takımı vardı, hep onu giyerdi. Kırık gözlüğünü telle tuttururdu.

Abone Ol Google News
Aybike Eroğlu Yeni Şafak
Üstat Sezai Karakoç kırık gözlüğünü telle tuttururdu
Sezai Karakoç- Yüksel Kanar

Üstat Sezai Karakoç’un 48 yıllık dostu Yüksel Kanar, sakin, süknetli duruşuyla bilinen Karakoç’la Diyarbakır İmam Hatip Lisesi’nde okuduğu yıllarda tanıştı. Üstadın fikir dünyasını ve dünyaya bakışını yakından takip eden Kanar, bir gün yanına kendi yazdığı şiirleri de alarak Karakoç’un Çağaloğlu Üretmen Han’daki bürosuna gitti. Bu tanışmanın ardından 48 yıl aralıksız iletişim halinde olan ikili, birlikte balık tutup ekmek bölüştü. Yüksel Kanar, Sezai Karakoç’u Yeni Şafak’a anlattı:

FOTOĞRAF ÇEKTİRMEZDİ

“Lise çağındaydım, sıkı takipçisiydim. Yazdığı yazıları ilgiyle okur, söylemlerini merakla dinlerdim. 1973’ten beri tanışıyoruz, İstanbul’a ilk gelişimdi, kendisini Üretmen Han’daki ofisinde ziyaret ettim. Kapıyı vurup, içeri girdim. İçeride bir tane adam, gözünde gözlüğü bana bakıp, ‘buyurun’ dedi. Eskiden kitaplar paketler halinde gelirdi. Sezai Bey’in odası da küçüktü, deposu yoktu bu yüzden bürosunun her köşesi kitap doluydu. Oturduğu masanın yanına gitmek için kitapların arasından manevra yapmak gerekiyordu. Geçtik oturduk, ben “Sezai Bey’i görmek istiyorum” dedim. Şöyle bir güldü, ‘Benzetemedin dimi’ dedi. Mahcup oldum, yazılarından onu kafamda öyle bir oluşturmuşum ki, grand tuvalet bekliyordum, herhalde Sezai Bey gelmemiş, çalışan etrafı düzeltiyor gibi düşündüm... Hayatı boyunca böyle yaşadı, sade, naif..”

MÜSLÜMANLARA DERTLENİRDİ

“Beylerbeyi’nde oturduğu yıllar, 80 öncesi dönemlerdi bunlar.. Kalorifer yoktu, sobayı beraber yakardık. Balığı pişirir, birlikte yerdik. Sezai Bey, bir sahabe hayatı yaşamış diyebiliriz. Ünü meşhurdur kimseye gitmezdi. Bırakın bu televizyonlara çıkmayı, fotoğraf çekilmesine bile kendisini metalaştırmamak için izin vermezdi. “Ben Sezai Karakoç’un yakınıyım” diye kullanan insanlar olurdu, sevmezdi. Bu tür şeylere çok uzaktı. Arabası yoktu, normal bir vatandaş gibi seyahat ederdi. Hayatı boyunca böyle yaşadı. Hiçbir zaman başka bir şekilde yaşamadı.

DEĞİŞTİRELİM ŞUNU DERDİM, GÜLÜMSER GEÇERDİ

Bir takımı vardı, bir yanı artık aşağı sarkar hale gelmişti ama o yine de giyerdi. Cimrilikten değil, dünya malını önemsemediğinden. O taktığı gözlüğün kenarı kırılmıştı, telle tutturdu, Hocam değiştirelim şunu derdim, gülümser geçerdi... Sabah kalkar gün içinde çeşitli okumalar yaptıktan sonra 15 civarı Üretmen Han’da bulunan bürosuna gelirdi.

SON GÜNLERİNDE HİÇ UYUMAZDI

Orada işlerini halleder sonra parti binasına geçerdi. Çok okurdu Sezai Bey, dünyanın neresinde olursa olsun derdi olan bir Müslüman için dertlenir, kafa yorardı. Çok az uyurdu zaten ama son dönemlerde iyiden iyiye uyuyamaz olmuştu. Hatta son günlerini hiç uyuyamadan geçirdi. Daha sonra da kalp krizi geçirip, yatağında ebediyete intikal etti.”

Hayatını İslam’a adadı

  • Karakoç’un hayatını İslam birliği düşüncesine adadığını söyleyen Kanar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hayatı, hayali ve dünyası İslam birliği üzerindeydi. Biz çok güçlü olursak Çin Doğu Türkistan’a bunları yapamaz diyordu, Eritre’ye de dertleniyordu, Filistin’e de... Onun için en önemli şey, İslam’ın bizleri tek bir çatı altında topladığı güne ulaşmaktı. Dava adamlığı onu gerçek manasıyla tanıtan bir tanımlama. Şiirini de davası için yazdı, yazılarını da bu nedenle kaleme aldı. Müslümanların birlik ve beraberlik içinde olduğu bir dünya arzuluyordu. En fazla üzerinde durduğu İslam birliği meselesi, Türk birliği de diyebiliriz. Ama Türk birliği, İslam birliği tarafından içerilen bir şey. Tek kurtuluşumuzun bu olduğunu söylerdi” ifadelerini kullandı.

Mona Rosa şehir efsanesi

Sezai Karakoç’un Mona Rosa şiirine dikkat çeken Kanar, “Karakoç’un evlenmemesinin bu şiirle veya şiirin yazıldığı hanımla bir ilgisi yok aslında. Kendi hayatı vardı, bakmak zorunda olduğu ailesi, kardeşi. Evin en büyüğüydü ve bir aile sorumluluğu taşıyordu. Bir süre sonra da, 88 yaşına kadar yaşayacağını kimse ön göremez elbette... Yaş aldığı için çoluk çocuk olursa nasıl olacak diye düşünüp evlenme fikrinden vazgeçti. Bu Mona Rosa meselesi biraz şehir efsanesi. Elbette böyle bir olay var. her gencin hayatında olabilir ama onun için evlenmedi kısmı doğru değil. Hatta ‘sonbaharı eskittik’ gibi bazı sözler var, kendisinin sözü gibi söylenen, ona ait değil o sözler. Kendisiyle ilgili pek çok iddia ortaya atılırdı, eskiden de böyleydi. Sezai Bey bu iddialara tebessüm ederdi” şeklinde konuştu.

Sezai Karakoç son yolculuğuna uğurlandı
HAYAT
Sezai Karakoç son yolculuğuna uğurlandı

Sezai Karakoç'un eserleri gençlere
emanet
HAYAT
Sezai Karakoç'un eserleri gençlere emanet


6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.