Hayat Edebiyat derslerinde bir usta yazar

Edebiyat derslerinde bir usta yazar

Julio Cortázar cazla ve fotoğrafla ilgilenmiş çok yönlü bir yazar, aynı zamanda edebiyat tarihinin en önemli isimleri arasındadır. Julio Cortázar’ın 1980’de Kaliforniya Üniversitesinde verdiği konferanslar Edebiyat Dersleri adıyla kitaplaştı. Kitapta fantastik öykü yazarı Cortázar’ın Binbir Gece Masallarına hayranlığını da görüyoruz.

Abone Ol Google News
Necip Tosun Yeni Şafak
Edebiyat derslerinde bir usta yazar
Julio Cortázar

Italo Calvino’nun Amerika Dersleri, Umberto Eco’nun Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti, Orhan Pamuk’un Saf ve Düşünceli Romancı, Vladimir Nabokov’un Edebiyat Dersleri ile Jorge Luis Borges’in Şu Şiir İşçiliği yazarların verdiği derslerden, üniversitelerdeki konferanslarından oluşur. Şimdilerde de Julio Cortázar’ın 1980’de Kaliforniya Üniversitesinde verdiği konferanslar Edebiyat Dersleri adıyla yayınlandı.

Bu konferansların en büyük özelliği yazılı metinden ziyade okur karşısında yapılan konuşmalardan oluşmaları ve zaman zaman da soru-cevap şeklinde ilerleyen bir yapıda olmalarıdır. Bu hâliyle metinler doğal ve samimi bir ortamda biçimlenir. Konferanslar yazarın hem kendi eserlerine hem de edebiyata bakışlarına yönelik ilk ağızdan tanıklık anlamında büyük önem taşır. Bu kitap da diğer konferans dizisi kitapları gibi dolu dolu, ufuk açıcı ve tam bir kılavuz eser niteliğinde.

ÇOK YÖNLÜ BİR YAZAR

Julio Cortázar, Brüksel’de doğmuş, uzun süre Arjantin’de yaşamış, daha sonra Paris’e yerleşerek ömrünün sonuna kadar burada kalmış, cazla ve fotoğrafla ilgilenmiş, edebiyat tarihinin en önemli yazarlarından biridir. Latin Amerika edebiyatının bu ünlü yazarı; fantastik eğilimleri, postmodern ve deneysel yaklaşımları, geleneksel biçimleri reddeden edebî tutumu ile kalıcı bir imza olmuştur. Cortázar, modern öyküye, romana yenilikçi katkılarda bulunmuş sonuçta fantastik ve deneysel edebiyatın en ileri örneklerini vermiştir. Olay örgüsünden çok biçime önem veren yazar, gizli mizah, derin hüzün ve güçlü bir iç akıntıyla eserlerini oluşturur. Zaman meselesini anlatılarında sürekli tartışan Cortázar, kronolojiyle, geçmiş ve gelecekle oynayarak; sonsuz bir zaman düzleminde gerçekliğe değmeyi dener. Şaşırtıcı, tuhaf, benzersiz anlatımlarla gerçeküstünün sınırlarında gezinir. Cortázar konferanslarında işte bütün bu edebiyat anlayışını aktarır, eserlerinin oluşma süreçlerini izah eder. Konferanslarını “Bir Yazarın Yolları”, “Fantastik”, “Gerçekçi Öykü”, “Edebiyatta Müzikalite ve Mizah”, “Edebiyatta Oyun ve Seksek’in Yazımı”, “Erotizm ve Edebiyat” başlıkları altında oluşturur. Yazarlık yolunun estetik, metafizik, tarihsel aşamadan geçtiğini belirten Cortázar, kendi edebî serüveninden söz eder, etkilendiği yazarları, yazarlık tutumunu, arayışlarını içtenlikte dinleyenlere/okurlara aktarır. Kitapta genelde edebiyatın temel ilkeleri tartışılmakla birlikte özelde de Latin Amerika edebiyatına bakış gündeme gelir.

Cortázar ilk bölümlerde hem roman hem de öykü yazan biri olarak roman ve öykünün doğasına eğilerek aralarındaki farkı ortaya koymaya çalışır. Öykünün temeline, varoluş nedenine, konu ve biçimine odaklanarak edebî bir tür olarak öyküyü kuramsal bir çerçeveye oturtmaya çalışır. Gerçekçi, psikolojik, tarihsel, gelenekçi, toplumsal öykülerden söz eder. Öykü ve romanın nasıl farklılaştığını izah ederken, romanın “açık bir tür” olduğunu öykünün ise “kapalı bir düzen” olduğunu belirtir. Öyküyü kendi içine kapalı olma anlamında bir küre kavramıyla açıklar. Bir başka karşılaştırmada ise “sinema roman, fotoğrafsa öyküdür. Bir film tıpkı roman gibidir, açık bir düzendir. (…) Buna karşılık fotoğraflar bana her zaman öyküyü düşündürür.” der.

Ne var ki konuşmalarında kendisinin de uyguladığı fantastik öyküye daha fazla yer verir. Çünkü Cortázar öykücülüğünün bilinen en önemli damarı fantastik öykü yaklaşımıdır. İki bölümü fantastik öykü yaklaşımına ayırır. Yazar, fantastiğinin gerçeklikten kaçış değil tam tersine onu daha kalıcı hâle getirmek için uygulanan bir yöntem olduğunu belirtir. Julio Cortázar’a göre tipik, klasik gerçekçi öyküde bile muazzam bir çeşitlilik vardır. Tematik açıdan bir öykünün iyi ya da kötü olması mümkün değildir. Onu kimin nasıl ele alacağına bağlıdır: “Birisi demişti ki bir taş hakkında yazıp ortaya büyüleyici bir şey çıkabilir, yeter ki yazanın ismi Kafka olsun.”

Julio Cortázar’ın üzerinde durduğu kavramlardan biri de “sembolik gerçekçilik”tir. Bazı metinlerin çift okuma üzerine inşa edildiğini belirten yazar, öykü ya da romanın yüzeyi görünüşte çok pürüzsüz ve basit olmakla birlikte onun altında büyük bir hakikat ve ifşa/ihbar yatar. Cortázar’a göre bir denemeci ya da broşür yazarı bunu doğrudan yaparken, edebiyatçı içinde hiçbir ihbarın olmadığı bir öykü anlatır ama okur o görünenin altında o ihbarın güçlü bir şekilde var olduğunu görür. Gerçeği ikinci katmanda veren bu eserler, yanlış, haksız kabul edilen bu ihbarı doğrudan aktaran metinlerden (deneme, makale) daha derin daha güçlü ve daha etkilidir. Cortázar’ın yüzyılın en iyi romanı kabul ettiği Dava romanını sembolik gerçekçilik adını verdiği yöntemin en iyi örneği olarak anar.

Bir fantastik öykü yazarı olarak Cortázar’ın Binbir Gece Masalları’na hayranlığına rastlamak şaşırtıcı değil: “Tarih boyunca gerçekten olağan üstü öykü örnekleri var. Bir öykü antolojisi olan Binbir Gece Masalları’nı düşünün; çoğu anonim öyküleri bir Pers kâtip bir araya getirip onlara estetik kazandırdı; orada son derece karmaşık bir mekanizmaya sahip öyküler var, bu anlamda çok modernler.” Ayrıca fantastiğin ayrılmaz bir parçası olarak gördüğü kader mevzunu gündeme getirerek bir kez daha Doğu hikâyelerine hayranlığını belirtir: “Kader kavramı İslam ve Arap dünyasında son derece güçlü ve oralardaki bazı öykülerde, bazı şiirlerde, yaratıcılarını bilmediğimiz ve zamanda kaybolmuş geleneklerde edebî olarak dile getiriliyor, mesela ben onlardan birini hayranlık verici buluyorum…”

Edebiyatçıların eserlerine ilişkin açıklamaları, onların edebî tecrübeleri, sanat-edebiyat tarihçileri, eleştirmenler ve kuramcılar için her zaman önem verilen iyi bir yol gösterici olmuştur. Onların sadece yazdıkları eserler değil, edebî türlere, edebiyata değin düşünceleri de hep önemsenmiş, eleştirmenler, incelemeciler, kuramcılar için ufuk açıcı belgeler olarak değerlendirilmiştir. Bu anlamda bir sanatçının-edebiyatçının eserleriyle ilgili yaklaşımları her zaman edebiyat tarihinin vazgeçilmez kaynakları olmuştur.

Bu yazarlar kitaplarında, kendileriyle yüzleşerek, eserlerini, hatta kişiliklerini bir model, örnek tip olarak masaya yatırıp, buradan edebiyatın genel sorunlarına ilişkin çıkarımlar yapma cesareti, içtenliği göstermeleri takdirle karşılanmalıdır. Çünkü bu kitaplar sadece önemli yazarların kendi yazdıklarına ilişkin birikimlerini barındırmıyor, başka yazarlara, edebiyatın kadim sorunlarına ilişkin görüşleri de içeriyor. Ayrıca bu yazarlar, mutfakta, bizzat işin içinde oldukları için söyledikleri çok daha önemli, öğretici ve derinlikli bir deneyim içeriyor. Julio Cortázar’ın Edebiyat Dersleri bütün bunları en iyi yansıtan kitaplardan biri.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.