Hayat İstanbulu en az beş defterle gezin

İstanbul’u en az beş defterle gezin

İstanbul tarihçisi, yazar Haldun Hürel ile İstanbul’un hangi semtlerini hangi mevsimlerde gezilir, kendimize nasıl rotalar çıkarmalıyız, İstanbul’un en dar sokağı, en küçük camisi, en uzun isimli camisi nerededir gibi konuları konuştuk. İstanbul’un gelişigüzel gezilemeyeceğini söyleyen Hürel, “Gezmenin de bir kültürü ve güzergahı var. Ben İstanbul gezileri için beş defter istiyorum” diyor.

Harun Karaburç Yeni Şafak
​İstanbul tarihçisi, yazar Haldun Hürel​, İstanbul’un hangi semtlerini hangi mevsimlerde geziliri anlattı.
​İstanbul tarihçisi, yazar Haldun Hürel​, İstanbul’un hangi semtlerini hangi mevsimlerde geziliri anlattı.

İstanbul tarihçisi, yazar Haldun Hürel, geçtiğimiz Perşembe Yeni Dünya Vakfı’nda düzenlenen Babıali Enderun Sohbetlerine konuk oldu. Biz de oradaki yerimizi aldık ve 70 yaşındaki Hürel’den aşığı olduğu İstanbul’u dinledik. Söyleşi sonrası sorularımızı yanıtlayan ustaya İstanbul’un hangi semtlerini hangi mevsimlerde gezmeliyiz, kendimize nasıl rotalar çıkarmalıyız, İstanbul’un ‘en’leri nelerdir gibi birtakım sorular sorup cevaplar aldık. Biliyorsunuz İstanbul’la ilgili bir arşiv oluşturacak kadar kitaplar hazırlayan Hürel’in son çalışması Tuhaf ve Kısa Öykülerle İstanbul yakın zamanda okurla buluştu.

İstanbul tarihçisi, yazar Haldun Hürel

Gelişigüzel gezilmez

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Acıbadem Üniversitesi ve İstanbul Gedik Üniversitesinde İstanbul Tarihi dersleri veren Hürel, “Gezmenin de bir kültürü ve güzergahı var. Gelişigüzel gezilmez. Mesela Üsküdar’da 12 güzergah var. Mevsimlerini bile söylüyorum. Mesela Balat, Fener, Ayvansaray kesinlikle sonbaharda gezilmelidir. Bahar ayları özellikle Boğaz›ın iki kıyısı. Boğaz’ın iki kenarında Asya›da üç, Avrupa›da üç toplam altı ilçe var. Semtlerin boğaz kıyılarında ve az tepelerinde yürüme rotası olarak sıcak bunaltmaz. Kışın önerdiğim yerlerse Yarımada. Özellikle Süleymaniye, Şehzadebaşı, Sultanahmet, Kadırga, Cankurtaran, Topkapı Sarayı, Kara Surları yağışsız kuru soğuklarda çok zevkli olur. Yazın ise tavsiye ettiğim tek şey gemi turu. Denizden İstanbul” diyor.

Çin Seddi'nden önemli

İstanbul’u amatör bir ruhla ancak profesyonel bir şekilde gezmek isteyenler için de şöyle önerilerde bulunuyor: “Ben İstanbul gezileri için beş defter istiyorum. Yarımada defteri, Üsküdar defteri, Eyüp defteri, Galata defteri bir de kenar mahalle defteri. Meraklı bir gezginse amatörce bilgi edinmeyi kendine iş edinmişse o defterlere notlar alabilir. Bu benim araştırma yöntemimdi. Ben de amatör bir ruhla dolaşıyorum İstanbul’u. Bu yöntem İstanbul’u daha çok sevmemizi sağlıyor.” Fatih’in İstanbul’un en küçük ilçesi, ancak dünyanın en değerli tarih alanı olduğuna işaret eden Hürel, “Haliç, deniz ve kara surları yirmi kilometreden küçük. Ancak Çin Seddi’nden önemli. Bizim surlarımız bu kadar önemli olmasına rağmen maalesef tinerci yuvası” sözleriyle tarihi eserlerimizin kıymetini bilmediğimize eleştirel yaklaşıyor.

Hamam camiden daha zor

Haldun Hürel’in İstanbul hakkında bilgisi deniz derya. Bir sohbette hepsini aktarmamız mümkün değil ama belli başlılarını şöyle sıralıyor Hürel: “İstanbul›da toplamda 31 sebil var. Bir çeşme üzerinde sıbyan mektebi varsa kesinlikle 17. yüzyıldır. 16. yüzyılda bu kültür yok çünkü. Barok akım Türkiye’ye geldikten sonra başladı. Bu konudaki ilk eser de Dolmabahçe’deki Hacı Emin Sebili. Yılı 1741. İstanbul’da yapılan son hamam da Cağaloğlu Hamamı. Su sarfiyatı fazla oluyor diye hamam yapımı durduruluyor. Bu arada hamam yapmak Süleymaniye Camii’ni yapmaktan daha zor. Sıcak soğuk su tesisatı, eğimi yapmak öyle kolay değil.”

Çıkmaz sokak bizde var

İstanbul’da ne kadar sokak vardır diye hayatımızın bir döneminde biz de sormuşuzdur. Sokak sayısını iki yıl önce 66 bin olarak hesapladığını kaydeden Hürel, çıkmaz sokak kültürünün de sadece Osmanlı’ya özgü olduğunu söylüyor. Peki kiliseden camiye dönüştürülmüş kaç yapı vardır dersiniz. Hürel, 21 yapı olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Ayasofya, Kariye ve Fethiye müze olarak kullanılıyor. Fethiye Camii’nin dünyada eşi yok. Yarısı müze yarısı cami. 21’in 14’ü şu an bilfiil açık cami olarak kullanılıyor. İlginç tarafı da bunlardan 20’si Yarımada’da biri Galata kıyısında. O da Arap Camii. Arap fethinde 715 yılında kiliseden camiye çevriliyor. Kuzguncuk, Tarabya ve Ortaköy’de cami, kilise, sinagog aynı avlu içinde yer alıyor. Osmanlı egemen bir güç olduğu için Gayrimüslimlere müsamaha göstermiş. Dini vecibe olarak tek yasak var: Çan sesi. Çan çalınmasına Islahat Fermanı’yla 1856’dan sonra müsade edildi.”

Altı üstünde zengin

İstanbul’un yer üstü kadar yer altı zenginliklerine de değinen Hürel, bu zenginlikleri şöyle anlatıyor: “İstanbul’un altı üstünden zengin. En önemlileri Yerebatan, Bindirbirek sarnıçları. Vefa, Çarşamba ve Fındıkzade gibi açık sarnıçları da var. İstanbul binlerce yılda 4- 5 metre yükselmiştir. Naçizane bazı dehlizleri biliyorum, girdim, çıkışı yok. Mesela Dersaadet Cinayet Tevkifhanesi şimdi Four Seasons Hotel’in hemen yanındaki bir dükkandan iniliyor. Bir tane halıcı dükkanından da Bizans saraylarına iniliyor. Adam kendi imkanlarıyla 47 kamyon moloz çıkarmış. Bu ayda girin içi buzdolabı gibi. O sarayın içine gezerken Konstantin’in nefesini hissedersiniz. Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nin altında iki tane kilise çıktı. Henüz açılmadı. Orası meşhur bir yerdir. Beyazıt Forum Tower diye geçiyor”

Rakam vermeyin

Hürel’in İstanbul’da rahatsız olduğu konulardan biri de sokaklara ve caddelere harf ve rakamlardan isim verilmesi. İstanbul’un 3 bin beş yüz sokak ve caddesinin isminin nereden geldiğini tarihçesiyle anlatan Hürel, “Yanlış yazılmış o kadar çok sokak ismi var ki. Mesela Seyh Bender Sokağı. Tairihimizde öyle biri yok. Onun orijinali Şehbender. Belli bir mıntıkaya bakan görevli elçi. Barbaros Bulvarı’nda da Jan Mektebi Sokağı var. Doğrusu Jandarma Mektebi Sokağı. Sulukule olduktan sonra yeni sokaklar oluşunca Fatih Belediyesi Başkanı benden isimlendirmemi istemişti. Bütün o sokakların ismini ben verdim. Hepsi orada yaşamış kişiler ve olaylarla ilgili” diyor.

Restorasyonu yapımından daha uzun sürüyor

Türkiye’nin en büyük kubbesinin Ayasofya’nın olduğunu belirten Hürel, “32,5 metre çapı. Ayasofya’nın zemininde o çember var. Önce yere çiziliyor. Selimiye’den de büyük. Ayasofya’nın yapımına 532’de başlandı. Beş yılda o günkü teknik olanaklarla Binbirdirek Sanrıcı ile birlikte bitirilmiş. Bizim onarımımız 32 senedir bitmiyor. Genç bir çift İsveç’ten gelmiş Ayasofya’yı gezip görmüş olsun. İsveç’e döndüklerinde evlenmişler. Aradan 32 sene geçmiş. Çocukları 32 yaşına gelmiş olsun. Tekrar İstanbul’u ziyaret ediyorlar, Ayasofya’yı çocuklarına göstermek istiyorlar. Bir bakıyorlar ki iskele hala orada. Girişte tam para alınıyor ama Ayasofya’nın yarısını gösteriyoruz” sözleriyle bitmek bilmeyen restorasyon çalışmalarını eleştiriyor.

Kadı Hüsameddin Çamaşırcı nHacı Mustafa Efendi n18 Sekbanlar Camii

İstanbul’un ‘en’leri

İstanbul’un en eski camisi Fetih’ten önce 1452 yılına ait İstanbul sınırına yapılan Topçubaşı Esat Ağa Camii.

İstanbul’un en küçük camisi Lâlî Mustafa Efendi Çeşmesi’ne bitişik yapılan Akif Efendi Camii. Küçük bir salon kadar, 4 metre 10 santim.

En eski kilise ise 463 yılında yapılmış Samatya’daki Studios Kilisesi. 16. yüzyılın başında İmrahor Camisi olarak dönüştürülmüş. Şu an müze olarak tamir ediliyor. Yakında açılacak.

İstanbul’un bilinen en eski çeşmesi 1495 tarihli Davutpaşa Camisinin arkasında yer alan çeşme.

İstanbul’un en uzun isimli camisi ise Kadı Hüsameddin Çamaşırcı Hacı Mustafa Efendi 18 Sekbanlar Camii. Yapımı 1540.

En dar sokak Ortaköy’de Kuruçeşma Mahallesi’nde yer alan Alaylı sokak. Sokağın genişliği 85 santimetre.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.