Son zamanlarda en büyük sosyal sorunlarımızdan biri de sağlık çalışanlarına yönelik şiddet ve cinayetler. Artık hasta veya yakını gözünü kırpmadan bir çalışanı öldürebilecek kadar kendini kaybedebiliyor. Psikolojik Danışman Serhat Yabancı konuyla ilgili, 'Hasta, her zaman kendini güçsüz yardıma muhtaç hisseder. Hastalığın adı ve ciddiyetinin önemi yoktur. Hasta olmanın psikolojisi hissetmek üzerinedir. Hastaneye gelen kişi, ruhsal veya bedensel ağrıdan dolayı aşırı bir yardım, ilgi ve destek beklerken, gereğinden fazla derecede kendini kötü ve güçsüz hissedebilir. Tıpkı hastaneye yürüyerek gelip, kapıdan içeriye girerken sedye istemesi gibi' dedi.
Yabancı şöyle devam etti: Hasta yakını kendini kanıtlamak için süreci hızlandırmak, ister. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin büyük çoğunluğunu hasta yakınları gösterir. Hasta yakını, hastaneye önyargı ile gelir. Zaten devlete bağlı sağlık kuruluşlarının işlerini iyi yapmadıkları konusunda emin olduğu önyargıları vardır. Bu nedenle, en basit bir bekletmeyi önyargısının haklılığına kanıt olarak görür. Hasta yakını, devlet hastanesinde her hakka sahip olduğunu düşünür. Hakkını istemek ile ayrıcalık istemeyi ayırt edemez.
Çalışanlar, onlarca hastayla uğraşırken duyarsızlaşmaya sürüklenir. Çalışan işlerini yaparken, normal bir yüz ifadesi ile durur. Hasta yakını bunu ilgisizlik olarak yorumlar. Hatta 'ben bu kadar acı çekerken o gülüyor, çayını içiyor' diyebilir. Oysa çalışanlar, duyarsız oldukları için değil, işlerinin sistematikleşmesi nedeniyle 'alışmış' davranışlar ve duygular yaşarlar.
Bu yorumu Spam olarak bildirdiniz. Talebiniz değerlendiriliyor.