Sanat bizi bir bütün yaptı

Ayşe Olgun
Ayşe Olgun
04:0023/02/2025, Pazar
G: 23/02/2025, Pazar
Yeni Şafak
Çiçek ve Uğur Derman çifti klasik sanatın yaşayan en büyük temsilcilerinden.
Çiçek ve Uğur Derman çifti klasik sanatın yaşayan en büyük temsilcilerinden.

Klasik sanatlara ömürlerini veren Derman çifti; Uğur Derman 90, Çiçek Derman ise 80. doğum gününü dostlarıyla birlikte kutladı. Çiçek Derman şubat ayında evliliklerinin de 60. yılını kutladıklarını dile getirerek sanatın hayatlarında her zaman birleştirici bir rol üstlendiğini söyledi. Derman, “Sanat bizi birbirimize bağladı, bir bütün yaptı. Paylaşmayı öğrendik ve benliğimizden uzaklaştık, biz demeyi öğrendik” diye konuştu. Uğur Derman ise bu dünyadan hayırla yad edilen isimler olarak anılmanın kendileri için en büyük bahtiyarlık olduğunu dile getirdi.

Ünlü Fransız yazar A. Saint Exupery sevgiyi şöyle tarif eder: “Sevmek birbirine bakmak değil, birlikte aynı yöne bakmaktır.” Sevginin bu tarifini yeryüzünde en iyi şekilde temsil edenlerden birisi de Çiçek ve Uğur Derman çifti. Bu yıl evliliklerinin 60. yılını kutluyorlar. Geçtiğimiz günlerde Mehmet Akif Ersoy Fikir ve Sanat Vakfı’nın organizasyonu ve Zeytinburnu Belediyesi’nin ev sahipliğinde Derman çifti çocukları, torunları, kardeşleri ve dostlarıyla yeni yaşlarını Kazlıçeşme Kültür Merkezi’nde düzenlen bir etkinlikte kutladılar. Derman çifti, saadeti sadece birbirlerinde değil gönül verdikleri klasik sanatta da arayıp, bulmuş. Hattat Prof.Dr. Uğur Derman ve Müzehhip Prof. Dr. Çiçek Derman tıpkı hat ve tezhibin bir tablodaki uyumu gibi kurdukları yuvaya da bu uyumu yansıtmış ve birbirlerini tamamlamışlar. Ömürlerinin 60 yılını birlikte geçirmişler. Geçtiğimiz günlerde ise Uğur Derman 90. yaşını, Çiçek Derman ise 80. yaş gününü dostlarıyla birlikte kutladı.

Dernan çiftinin doğum gününde ailesi ve sanatçı dostları yalnız bırakmadı. Kutlamanın sonunda günün anısına hatıra fotoğrafı çekildiler.

Mahir İz’in teşvikiyle eski yazıyı öğrendi

1935 doğumlu olan Uğur Derman Haydarpaşa Lisesi’nde henüz öğrenciyken hocası Mahir İz’in teşvikiyle eski yazıyı okuyup yazmayı öğrendi. İlk hat dersini Necmettin Okyay’dan aldı. Aynı yıllarda Prof. Dr. Süheyl Ünver, Hattat Macid Ayral ve Halim Özyazıcı’dan klasik sanatlar dalında istifade etti. Liseyi bitirip Eczacılık eğitimi alan Derman eczacılık yapsa da klasik sanatlardan hiç kopmadı. Süheyl Ünver’in öğüdünü dinleyerek tanıştığı hocalarından öğrendiği bilgileri yazarak kayda geçirmeye başladı. Yine Süheyl Ünver’in öğrencilerinden Çiçek Ayan’la tanıştı ve bu tanışıklık kısa sürede evlilikle sonuçlandı. Çiçek Derman ise üniversitede istediği bölüme giremeyince ablasının yönlendirmesiyle Süheyl Ünver’in yanına gidip gelmeye başladı. Ünver ise Derman’ı klasik sanatlara yönlendirdi. Uğur Derman’la evlendikten sonra da klasik sanatlara olan ilgisini sürdürdü ve bu alanda hem sanatçı olarak hizmet verdi hem de akademik kariyer yaptı.


Necmettin Okyay ve Süheyl Ünver nikah şahitleri

Nişan yüzüklerini Uğur Derman’ın lise hocası Mahir İz taktı. Klasik sanat öğrendikleri hocaları Necmettin Okyay ve Süheyl Ünver ise çiftin nikah şahitliğini yaptı. Klasik sanatın ilgi görmediği bir dönemde hocalarından aldıkları gayret ve feyzle bu sanatı kendilerinden sonraki kuşağa aktarmayı görev bilen Derman çifti hem bu sanatı geniş kitlelerle tanıştırmak için uğraştı hem de sayısız sanatçı yetiştirdiler. Pek çok sanat eserinin geçmişten bugüne intikaline aracılık eden çift, bu sanata gönül vermiş büyük ustaları da sonraki kuşaklara anlatmayı görev bildiler. Kısaca hat, tezhip, ebru başta olmak üzere sanatımızın bugün yeniden ayağa kalkmasında onların emeği büyük. Yetiştirdikleri öğrenciler, yazdıkları makaleler, sahip çıktıkları eserler, naklettikleri hatıralarla geçmişle bugün arasında adeta sanat köprüsü kurdular. Bu çaba ve emekleriyle de Derman çifti, klasik sanat dünyasında unutulmaz bir yer edindi.


Mehmet Akif Ersoy Fikir ve Sanat Vakfı’nın organize ettiği Zeytinburnu Belediyesi’nin ise ev sahipliğinde gerçekleşen doğum gününde Derman çiftini aile bireylerinin yanında yazar, akademisyen dostları, yetiştirdikleri sanatçılar ve öğrencileri yalnız bırakmadı. Yaklaşık 50 kişinin buluştuğu kahvaltıda Derman çiftiyle ilgili hatıralar yad edildi. Programın sonunda ise sanatçı Hüseyin Kıyak müzik ziyafeti verdi.

Sanat bizi birbirimize bağladı

Hayattaki en büyük nimetin gerçek dostlar olduğunu söyleyen Çiçek Derman “Bugün bir kere daha gerçek dostlara sahip olmanın hakiki zenginlik olduğunu fark ettim” diyerek başladığı konuşmasında bir hafta sonra evliliklerinin 60. yılını kutlayacaklarını da dile getirdi. Çiçek Derman bundan 60 yıl önce kıyılan nikahlarında Necmettin Okyay’ın Uğur Derman’ın, Süheyl Ünver’in ise kendisinin nikah şahidi olduğunu belirterek “60 yılda bu evlilik zedelenmeden, bozulmadan bugünlere geldi. Evlendiğimizde ben henüz 20 yaşıma girmiştim. O zaman farkında değildim ama meğer ‘Derman’ olmak çok zormuş. Çünkü Derman soyadı hayatım boyunca benim ismimden önce geldi. Ben de bu soyadı taşımakla her zaman iftihar ettim. Eminim çocuklarımız, torunlarımız yani bizden sonraki nesil de taşıdıkları soyadına aynı hassasiyeti göstereceklerdir” dedi. Çiçek Derman evliliklerinde sanatın yerini ise şöyle ifade etti: “Hayattaki en güzel şey nedir diye sorsanız ben sanattır derim. Evliliğimiz boyunca bizi en mutlu eden şey de sanat oldu. Yeni bir hat tablosunu evimizin duvarına astığımızda ikimiz de en büyük saadeti o anlarda yaşadık. Saatlerce o esere bakıp sevincimizi birbirimizle paylaştık. Sanat eserinden alınacak zevki birlikte yaşadık. Bana hep şu soruldu: Bir evde iki sanatçı olmak zor mu? Aslında sanat bizim aramıza girmedi bilakis bizi birbirimize bağladı, bir bütün yaptı. Paylaşmayı öğrendik ve benliğimizden uzaklaştık. Sanat bize ben değil biz demeyi öğretti. Daima birbirimize destek olduk. Benim en büyük tenkitçim her zaman Uğur bey olmuştur. Çünkü onun tenkitleri yıkıcı değil yapıcıdır. Aynı zamanda samimidir ve hakikaten gerçek duygu ve düşüncelerini söyler. Bu yüzden ondan onay alınca içimiz rahattır artık. O tenkitler bana çok yardımcı oldu. Ayrıca üniversitede idari görevlerim sırasında çok sıkıldığım, bunaldığım zamanlarda bana çok destek oldu. Günümüzde artık böyle uzun evlilikler azaldı. Rabbim her gence uzun evlilikler nasip etsin. İnsan yaşlandıkça eşler arasındaki sevgi ve aşkın yerini muhabbet alıyor. Çok şükür biz bu güzel günü de birlikte yaşadık. Davete icabet edip geldiğiniz için hepinize çok teşekkür ediyorum. Ayrıca organizasyonda emeği geçen sanat dostu Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy’a ve Mehmet Akif Ersoy Fikir Ve Sanat Vakfı Başkanı Mehmet Ruyan Soydan’a ayrıca teşekkür ediyorum”


Uğur Derman ise “Sorma bana hiçbir şey/söylenmedik ne kaldı” şarkısıyla başladığı sözlerine şöyle devam etti: “Artık yaşımız 90’ı bulduğuna göre bundan sonra uzatmaları oynayacağız. Rabbim bundan sonra kaç yıl müsaade buyurursa o kadar yıl yaşadıktan sonra ebedi aleme göçeriz. Arkamızdan da bizi böyle iyi anacak dostlar olacaksa buna bir imkan verdiysek de bahtiyarız demektir”


Mustafa Kara tarih düştü

Uğur Derman ve Çiçek Derman’ın doğum günü için Prof. Dr. Mustafa Kara ise günün anlam ve önemine dikkat çekerek “Uğur’lu Çiçek’e/ Çiçek’li Uğur’a Tarih” başlıklı şu dörtlüğü düştü:

Uğur’um Hû Yâ Hû

Çiçek’im Hû Yâ Hû

İki gül çıkınca

Tarihini sordum:

“Tarihdir Hû Yâ Hû”

Hattat Talip Mert de Sülüs yazı ile Kara’nın bu dörtlüğünü yazdı ve bu tabloyu doğum günü hediyesi olarak çifte hediye etti.

Yaşayan kültür hazinemiz

Mehmet Ruyan Soydan, Mahir İz’in Uğur ve Çiçek Derman’ın nişan yüzüklerini takarken Çiçek Hanım’a soy ismini sorduktan sonra “Gülsitanı feyzi haktan bir çiçek oldu Ayan / O çiçek bir ömr için her derde Derman’dır Uğur” şiirini okuduğunu ve nikah şahitliklerini de Necmettin Okyay ile Süheyl Ünver’in yaptığını hatırlattı. Soydan, “Bizim isimlerini ancak kitaplarda okuyacağımız pek çok büyüğümüzü onlar genç yaşta tanıdı ve o isimler onların hayatlarına dokundu. Ulu çınarların gölgesinde geçirilmiş bir ömür. Bu bereketi de ömürlerinin her alanında görüyoruz. Yaptıkları sohbetler, katıldıkları televizyon programları, yazdıkları kitaplar ve yetiştirdikleri genç sanatkarlarla onlar bizim yaşayan kültür hazinelerimiz. Bize hatta geçmişten kalan son kültür mirasımız. Ömürlerine bereket diliyoruz” diye konuştu.

Hat sanatının ilgi görmesinde büyük emekleri var

Beşir Ayvazoğlu ise Uğur Derman’ın ismini ilk kez dergilerde yazdığı hat sanatı üzerine yazılarıyla tanıdığını ve hatta bu yazıların kendisinde Türk İslam sanatına ilgisini başlattığını belirttiği konuşmasında bugün hat sanatının bu kadar ilgi görmesinde Uğur ve Çiçek Derman’ın emeğinin büyük olduğunu sözlerine ekledi.

Sanatımızın üstünde kendisinden takdirler gördük

Hat sanatçısı Mehmet Özçay ise hat sanatını ilk meşk ettiği yıllarda Uğur Derman’ın gösterdiği ilgi ve iltifatın kendisini cesaretlendirdiğini dile getirerek, “Her hafta ankesörlü telefonla kendisini arar randevu alır ve yazdığım bir harfi ona göstermek için büyük sabırsızlık ve heyecan yaşardım.. Hocamızın bizim yeteneğimizin üstünde yaptığı takdirleri ise hiç unutamam. Onun varlığı bizim için her zaman çok büyük bir kazançtır” diye konuştu.

Hem şanslı hem de istidatlılar

İskender Pala ise Uğur ve Çiçek Derman’ın çok büyük bir hazine olduğunun altını çizdiği konuşmasında, “Üstelik onlar içi altın gümüşle dolu değil, pırlanta elmas ile dolu bir hazinedirler “ dedi. Pala onları bu kadar değerli kılan şeyin de yetiştikleri muhit ve sanatta gösterdikleri istidat olduğunu sözlerine ekledi.

Dostlarıyla aynı karede buluştu

Organizasyonda emeği geçen Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, Mehmet Akif Ersoy Fikir Ve Sanat Vakfı Başkanı Mehmet Rüyan Soydan’ın yanı sıra Derman ailesi, İskender Pala ve eşi Hülya Pala, Beşir Ayvazoğlu, Sinan Uluant, eşi Zeynep Uluant, Yusuf İyilik, Ömer Faruk Şerifoğlu, akademisyenlerden Turgay Anar ve oğlu, İbrahim Öztürkçü, Beyazıt Kütüphanesi Müdürü Ramazan Minder katıldı. Ayrıca sanatçılardan İnci Birol, Ayten Tiryaki, Savaş Çevik, Mehmet Özçay, Fatma Özçay, Mahmut Sami Kanbaş, Elif Öztürk, Füsun Karagöz olmak üzere davetliler Derman çiftini bu özel günde yalnız bırakmadı. Başkan Ömer Arısoy böyle bir toplantıya ev sahipliği yapmaktan duyduğu mutluluğu dile getirirken, programı vakıf adına Ramazan Minder ve İbrahim Öztürkçü organize etti. Sanatçı Hüseyin Kıyak’ın davetliler için seslendirdiği parçaların ardından ise konuklar hediyelerini taktim etti ve günün anlam ve önemine binaen hatıra fotoğrafı çektirildi.

Ellerini hep omuzlarımda hissettim

Kubbealtı Vakfı Başkanı Sinan Uluant ise çok erken yaşlarından itibaren tanıdığı Uğur ve Çiçek Derman’ın birbirlerine “Uğurum” ve “Çiçiğim” diye hitap ettiklerini ve aralarında derin bir muhabbet olduğunu belirtti. Uluant, Uğur Derman’ın sanatı sevdiği gibi güzel sofraları da önemsediğini dile getirdi. Çiçek Derman’ın ablası İnci Birol ise kardeş olarak her şeyi aralarında paylaştıklarını ve kendisinin büyük bir aşkla Süheyl Ünver yanında sanata başlayınca kardeşini de tanıştırdığı dile getirdi. Birol, “Daha sonra iki nasipli insan olarak sanata adanmış bir hayat kurdular. Buna da her zaman şükrediyorum” dedi.Derman çiftinin büyük oğulları Selim Derman ise böyle bir anne babaya sahip olmanın güzel olduğu kadar ağır da bir yük olduğunun altını çizdiği konuşmasında, “Çünkü her zaman her ortamda bir omzumda annem Çiçek Derman’ın diğer omzumda ise babam Uğur Derman’ın elini hep hissettim ve hayatımıza hep nizam vermek zorunda kaldım. Bize onlardan kalan eserleri gelecek nesillere aktarmak için bugüne kadar çalıştık bugünden sonra da çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

#Aktüel
#Hayat
#Sanat