
Dünyanın sayılı bilim insanları arasında gösterilen Prof. Dr. Yusuf Yılmaz, obezite ve karaciğer hastalıklarının artışında dengesiz beslenme ve hareketsiz yaşam tarzının etkili olduğunu belirterek, fast food ve işlenmiş gıdaların aşırı tüketiminin olumsuz sonuçlara yol açtığını vurguluyor. Yılmaz, sağlıklı yaşam için düzenli fiziksel aktivite ve dengeli beslenmenin önemini vurguluyor.
Prof. Dr. Yusuf Yılmaz, sadece tıp alanında değil bütün bilim insanları arasında, 223. sıraya yerleşme başarısını gösteren genç bir akademisyen. Dünyadaki En İyi Bilim İnsanları Listesinde yer alan Dr. Yusuf Yılmaz 2017 yılında Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne atanan en genç ‘Profesör’ aynı zamanda. 2018 yılında dünyada ‘Tıp Bilimine Yön Veren 100 Türk’ arasına girdi. Amerika Birleşik Devletlerinde Standford Üniversitesi tarafından 2020 yılında yapılan araştırmaya göre dünyadaki en iyi bilim insanları listesinde, Türkiye Cumhuriyeti üniversitelerinden 195 Türk bilim insanı yer aldı. Bu listeye girme başarısı gösteren Prof. Dr Yusuf Yılmaz, aynı zamanda klinik tıp alanında bu listede yer alabilen 28 bilim insanı arasında iken, kendi bilim dalı olan Gastroenteroloji de ise Türkiye’den yer alan tek isim olma başarısını gösterdi. ScholarGPS 2024 verilerine göre ise yağlı karaciğer hastalığında son beş yıldaki akademik performansına göre dünyanın en iyi bilim insanları arasında 13. sırada yer alıyor. Kendisiyle hem tıp dünyasındaki başarısını hem de hikayesini konuştuk.
Karaciğer, vücudun en büyük iç organı olup, birçok hayati görevi yerine getirmektedir. Her yıl dünya genelinde karaciğer hastalıkları, ölümlerin önemli bir nedeni haline gelmekte, bu durum toplum sağlığını ciddi bir şekilde tehdit etmektedir. Son yıllarda tüm karaciğer hastalıkları içerisinde en fazla artış gösteren hastalık yağlı karaciğer hastalığıdır. En sık şişmanlığı ve şeker hastalığı olanlarda görülür. Bunun da altında yatan ana sebep dengesiz beslenme alışkanlığı ile uzun dönem fazla enerji alımı ve hareketsizliktir.
Sağlıklı beslenmeli ve yavaş yemeliyiz. Paketli gıdalarda içerik açısından etiket okuma alışkanlığı kazanmalıyız. İçinde yer alan koruyucu maddelerden, katkı maddelerinden, yüksek doymuş yağ, tuz ve şeker içeriğinden uzak durmalıyız. Önerimiz sağlık açısından birçok fayda sunduğu araştırmalarla kanıtlanmış olan Akdeniz tipi beslenmedir.
Stresle de mücadele etmeliyiz. Stres azaltma tekniklerinden olan mesela nefes alma gibi teknikeri gün içinde ayrıca uygulayabilirsiniz. Gece, 7-8 saat karanlık ortamda uyumaya çalışın ve yatmadan 2 saat önce ekranlardan kaçının.
Sigaradan ve alkolden mutlaka kaçının.
Eskiden yemekler evde pişirilirdi, şimdi ise fast food ve paketli gıdalar hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Bunlarla birlikte vücudumuza gelen doymuş yağ, trans yağ, şeker ise obezite için tehdit oluşturuyor. Günümüzdeki hızlı yaşam dengesiz beslenmeyi, dengesiz beslenme ise obeziteyi beraberinde getiriyor. Kahvaltıyı atlayanlar, gün içinde yemeği geçiştirenler akşam öğününde çok fazla miktarda yemek yiyor. Bu durum porsiyon kontrolünü zorlaştırıyor. Gece geç saatlerde yemek yemek de ağırlık artışını hızlandırıyor. Duygusal yeme ihtiyaç duyduğumuzdan çok daha fazla enerji alımıyla uzun dönemde obeziteye yol açabilir. Gece geç yatmak ve az uyumak da vücudun dengesini bozabilir. Sadece beslenme değil, harekete de ihtiyacımız var. Daha az hareket etmek daha fazla kiloyu beraberinde getiriyor.
Türkiye’de obezite gerçekten de son yıllarda çok yaygınlaşmıştır. Özellikle doymuş yağ, trans yağ, yüksek fruktozlu mısır şurubu ile şeker alımının artışı, lif alımının azalması gibi beslenme faktörleri obezite üzerinde etkili. Beslenmenin yanı sıra hareketsiz yaşam ağırlık artışının önemli sebeplerindendir. Günümüzde önemli bir kavram olarak karşımıza çıkan obezojenik çevre, bireylerin kilo almasına ve obezite gelişimine katkıda bulunan bir ortamdır.
Ayrıca bilimsel verilere göre obezite ile ilişkili hastalıkların artışı da dikkat çekmektedir. Bunlar arasında en önemlileri kalp damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon, kronik solunum sistemi hastalıkları, sindirim sistemi hastalıkları ve bazı kanser türleridir.
Sonuç olarak, Türkiye’de obezite prevalansı artış göstermekte ve bu durum, sağlık politikalarının yeniden değerlendirilmesi ve müdahaleler gerektirmektedir.
İşlenmiş gıdaların aşırı miktarda tüketiminin kardiyovasküler hastalık, kanser, metabolik sendrom, tip-2 diyabet, obezite, yağlı karaciğer hastalığının görülme riskini arttırdığı söylenmektedir. Bu işlenmiş gıdaları çocukların tüketmemesi için de ebeveynler şunlara dikkat edebilir: Mesela hazır paketli kek ve bisküviler yerine evde basit tariflerle sağlıklı atıştırmalıklar yapabilirsiniz. Öğünlerde veya atıştırmalık olarak sebzeler, meyveler, süt ve ürünleri, ceviz, fındık gibi sert kabuklu yemişler, yumurta, baklagiller, balık ve kümes hayvanlarını tüketmesini sağlayabilirsiniz. Eğer çocuğunuz bu besinleri tüketmek istemiyorsa renkli meyve tabakları, şekilli sebzeler ve yaratıcı sunumlarla sağlıklı yiyecekleri cazip hale getirebilirsiniz.
Bir yıl içinde 211 bin 273 kişiye kanser teşhisi konuldu
Küresel kanser yükü hızla artıyor. Gelecekte durumun daha da vahim hale geleceği öngörülüyor. Ülkemiz açısından durum nedir, bu konuda tedbir açısından neler yapılabilir?
Dünyada her yıl yaklaşık 19 milyon kişi kansere yakalanmakta, 9.9 milyon kişi ise kanser nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Ulusal düzeyde bakıldığında ise; Türkiye Kanser İstatistikleri Raporu’na göre, bir yıl içerisinde 211 bin 273 kişiye kanser tanısı konulmuştur. (https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/haberler/4-subat-duenya-kanser-guenue.html)
Kansere yakalanan hasta sayısını ve kansere bağlı ölüm oranını azaltmak konusunda karamsarlığa kapılmamamız gerekmektedir. Toplum olarak yapılması gereken en önemli konulardan biri hem Dünya Sağlık Örgütünün hem de sağlık bakanlığımızın önerdiği kanser tarama programlarına katılımın arttırılmasıdır. Ülkemiz kanser hastalığın çözümünde kullanılan cerrahi, radyoterapi gibi tedavi seçeneklerinde belirgin şekilde ilerleme kaydetmiştir. Yeni yapılan bilimsel araştırmalar ile hastalığın davranış şeklini belirlememize yardımcı olacak genetik testler kullanıma girmiştir. Elde ettiğimiz sonuçlar neticesinde akıllı ilaçlar, immunoterapiler her geçen gün kanser hastalarında daha sık kullanılmaya başlanmıştır.

Fiziksel aktivite de çok önemli
Ülkemizde sağlıklı beslenme konusunda halkın bilinç düzeyi ne durumda? Bu konuda neler yapılmalı?
Ülkemizde sağlıklı beslenme bilincinin arttırılması adına halihazırda yapılan uygulamalar mevcut. Sağlık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen “Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı”, “Yetişkinlik ve Çocukluk Çağı Obezitesinin Önlenmesi ve Fiziksel Aktivite Eylem Planı” gibi programlar yer almaktadır. Özellikle çocuklara erken yaşlardan itibaren sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırmak adına okullarda her yaş grubuna özel eğitimler planlanmalıdır. Sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları ve özel sektör işbirliğiyle sağlıklı beslenmeyi teşvik eden projelerin çoğalması önemli olacaktır.









