
“İyiliğe yönlendirme, kötülükten alıkoyma”, Kur’ânî bir görevdir. Âyette, Müslümanlar arasında bu işi üstlenen bir topluluğun bulunması istenmektedir. “Emir bi’l-ma’rûf nehiy ani’l-münker” kurumunu, gerektirdiği ciddiyet ve duyarlılığı Doç. Seyithan Can ile konuştuk.
- “İyiliği emretme, kötülükten alıkoyma” olarak bilinen “Emir bi’l-Ma‘ruf Nehiy ani’l-Münker” kavramını, bu ilkenin kimlerin sorumluluğunda olduğunu ve günümüzde uygulamak için nelere dikkat edilmesi gerektiğini Siirt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ndenDoç. Dr. Seyithan Can Hocayla konuştuk.
Öncelikle “Emir” kavramını “emri bi’l ma’ruf” çerçevesinde ele aldığımızda hem “ma’ruf’u yapma hem de söyleme anlamına geldiğini söyleyebiliriz. “Ma’ruf” ise hakkı gözetmek, adaletli ve ölçülü olmak, iyilik etmek, cömertlik, tatlı dil, iyi davranış ve benzerleri gibi iyi görülen güzel âdetlere denilir.
“Nehiy” kavramı bir şeyin yapılmasını engellemek, yasaklamak, insanları ondan uzak tutmaktır. Bu kavram özellikle “Münker” kavramıyla kullanıldığında, “insanların kötülüklerden birbirlerini vazgeçirmeye çalışmaları” şeklinde bir anlam kazanmaktadır. “Münker” ise Allah’ın razı olmadığı söz veya fiil olarak kabul edilmiştir.
BATIL VE FÂSİD OLAN MÜNKERDİR
Kur’ân’da yasaklanan, toplumda şer, zulüm, batıl, fâsid ve kötü olarak bilinen her şey de münkerdir denilebilir. Hz. Peygamber’in hadislerinde de aynı anlamda kullanıldıklarını söyleyebiliriz. Yani “Emri bi’l-ma’ruf nehyi ani’l-münker ilkesi Kur’an-ı Kerim ve hadislerde insanların sergilemiş oldukları birçok tutum ve davranışın akıl ve şeriat tarafından kabul edilmesi şeklinde ele alınmıştır.
HERKES YÜKLENMELİ
Âlimler, “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.”, “Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz” ayetlerinden yola çıkarak, Müslümanların ilk dini farizalarının ma’ruf’u emr ve münkeri nehiy olduğunu belirtmişlerdir.
Bazı âlimler bu farzın, farzı ayn olduğunu düşünürken bazıları da arzı kifaye şeklinde olduğunu vurgulamışlardır. Yapılan yorumlara bakıldığında ise Kur’an’ın üzerinde durduğu önemli bir görevi, sadece belli bir topluluğun omuzuna yüklenmemesi daha uygun görülebilir. Çünkü toplumda yaşayan her insanın yüklenmesi gereken bir sorumluluktur. Öyle ki herhangi bir şeyin münker olması Müslümanlarca bilinen yasaklar cinsindendir ve bu konuda bütün Müslümanlar sorumludur.
Peygamberimiz’in, “Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki, bu imanın en zayıf derecesidir” hadisi herkesin münkerde bir yönüyle sorumlu olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
İLİŞKİLER DÜZGÜN KURULMALI
Sağlıklı bir dini iletişim ve ilişki insani ilişkilerin düzgün kurulmasına büyük ölçüde bağlıdır. Beşeri olağandışı bir hal aldığı durumlarda dini iletişim de ya hiç kurulmayacak ya da yanlış bir zeminde gerçekleşecektir. Böyle bir durumda yapılan her türlü eylem olumsuzlukla sonuçlanacaktır. Dolayısıyla bu ilke uygulanırken bazı hususlara dikkat etmek gerekir.
Bu ilkeyle birçok sorunumuz çözülür
- - Günümüzde bu ilkeyi hayatımızda nasıl uygulayabiliriz?
- Hayatımızın her alanında uygulama alanı bulan bu ilke, Müslümanların prensip olarak uygulamaya koyduklarında birçok sorunun çözüleceği göreceklerdir. Mesela bulunduğumuz bir yerde birine haksızlık yapıldığını gördüğümüzde buna itiraz edebilmeliyiz. Bir şirkette veya herhangi bir kamu kurumunda çalışırsak orada herhangi bir usulsüzlük veya başka şekillerde suç olan bir duruma tepkisiz kalmak Müslümanca bir tavır değildir. Elimizden geldiğince bu duruma tepki göstermeli veya ilgili yerlere bildirmeliyiz. Aç olan veya herhangi bir ihtiyaç hisseden birine yardım etmek aynı zamanda bu sorumluluk ve emir çerçevesindedir. Bir Müslümanın ihtiyaç sahibi olan birine yardım etmesi gücü yettiğinde ilgilenmesi gerekir.










