Unutulmaz dev Sinan

.
00:0010/04/2001, Salı
G: 14/01/2014, Salı
Yeni Şafak
Unutulmaz dev Sinan
Unutulmaz dev Sinan

İstanbul'a geldiğinde Kayserili bir 'devşirme'ydi, öldüğünde ise dünyanın hayran olduğu büyük mimar. Türk'e şeref, cihâna yüzlerce eser bırakan büyük sanatkâr Mimar Sinan'ı ölümünün 413. yıldönümünde şükran ve rahmetle anıyoruz.

Büyük Osmanlı mimarı Mimar Sinan, ölümünün 413. yıldönümü nedeniyle tüm yurtta rahmetle anılıyor. Bıraktığı eserlerle asırlardır Türk'ün göğsünü kabartan Kocan Sinan, tahminen 1490 yılında Kayseri'nin Ağırnas köyünde doğdu. Yavuz Sultan Selim Han zamanında 'devşirme' olarak İstanbul'a geldi.

İyi bir eğitim-öğretimin ardından verildiği Acemi Oğlanlar kışlasında 'neccarlık' (marangozluk) mesleğini de öğrendi. 1521 yılında Kanuni Sultan Süleyman'ın Belgrad Seferi'ne yeniçeri olarak katıldı ve gösterdiği başarılar sonucunda ard arda terfiler aldı. 1533 yılında İran Seferi sırasında acilen istenen üç kadırgayı iki hafta gibi kısa bir sürede yapıp donatınca Hasekilik rütbesi verildi. Karaboğdan Seferi'nde ordunun Prut Nehri'ni aşıp karşıya geçebilmesi için gereken ancak zeminin kayganlığı nedeniyle diğer mimarların yapamadığı köprüyü 13 gün içinde yapınca Hassa Başmimarı oldu.

Batı'nın ve Doğu'nun mimari özelliklerini harika bir üslupla birleştiren Mimar Sinan, Mimarbaşı olduktan sonra da sayısız eşsiz esere imza attı. Özellikle bu dönemde yaptığı üç büyük eser (İstanbul'daki Şehzade Camii, kendisinin kalfalık eserim dediği Süleymaniye Camii ve 'ustalık eserim' dediği en güzel eseri Edirne Selimiye Camii.) Mimar Sinan'ın 80 yaşındayken yaptığı son ustalık eseri Edirne Selimiye Camii, klasik Osmanlı-Türk mimarî eserlerinin başında gelir. Selimiye Camii, mekân büyüklüğü, yükseklik, topluluk ve ışık etkileri bakımından dünyanın büyük eserleri arasında yer alır.

Şair-nakkaş Mustafa Saî tarafından türbesinin kitabesi olarak yazılan "Geçti bu demde cihandan piri mimârân Sinan" mısraı, onun ebced hesabıyle ölüm tarihini (Hicri 996- Miladi 1588) gösterir.

Türk mimarîsi, Mimar Sinan devrinde en yüksek dönemini yaşadı. Sinan, Anadolu Türk mimarîsinde klasik çağın sembolüdür; eserleri mahallî olanla evrenselin bir sentezidir. Sinan'ın yaşadığı devirde Osmanlı devletinin harekât alanı daha çok Akdeniz ve Avrupa idi. Türkler, bu yeni alanların kültür ürünlerinden etkilendiler. Türk-İslâm unsurlarını kaynaştıran Sinan devri mimarisi de Akdeniz dünyasına bir yaklaşmayı temsil eder. Sinan, mimarîde Osmanlılar'a has biçimi olgunluğa ulaştırdı.

Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Yüksek Mimar Gözde Ramazanoğlu, her fırsatta Türk milletinin kendine has bir mimarisi olmadığını ileri süren Batı'ya en güzel cevabı ortaya koyduğu birbirinden güzel eserleri ile Mimar Sinan'ın verdiğini söyledi. Ramazanoğlu, Sinan'ın diktiği, göğü kılıç gibi yaran minareleriyle Türk milletinin gönlünde taht kurmakla kalmayıp, depreme dayanıklı eserleriyle, Batı ülkelerine mimari dersi verdiğini kaydetti. Avrasya Bir Vakfı'nda Sinan ve onun eserlerini sinevizyon gösterisi ile anlatan Ramazanoğlu, "Mimar Sinan, yapacağı eserin projesini çizmeden önce maketini yapardı. Bu onun meslegine verdiği önemin işaretidir" dedi. Sinan'ın bütün eserlerinde tasavvuf felsefesinin ışığına rastlandığına işaret eden Ramazanoğlu, Koca Sinan'ın yaptığı minarelerde en fazla şerefeyi süslemesinin altında yatan gerceğin, şerefelerin namaza çağrının yapıldığı yerler olmasından kaynaklandığını kaydetti.