Yazarlar Pandemi sonrası dünya Güçlü medeniyetler, yeni cümlelerle döndü Türkiyenin eskileri fırtınaya direnemez

Pandemi sonrası dünya: Güçlü medeniyetler, yeni cümlelerle döndü. Türkiye’nin ‘eski’leri fırtınaya direnemez

İbrahim Karagül
İbrahim Karagül Gazete Yazarı

Korona salgınının küresel jeopolitik etkileri henüz ortaya çıkmadı.

Bunun sadece bir sağlık meselesi olduğunu, sadece sosyolojiyi dönüştürdüğünü, sadece aşı/ilaç sorunu olduğunu, sadece yeni alışkanlıklar kazandırıp hayat tarzımızı değiştirdiğini sananlar yanılacak.

Salgın, dünya genelinde çok sarsıcı güç kaymalarına, ekonomik/jeopolitik eksen hareketliliğine, Doğu-Batı güç haritasının kökünden sarsılmasına, güç haritaları kadar fiziki haritaların da değişmesine yol açacak.

“Eski Dünya” için direnenler, “Yeni Dünya” formatlayanlar.. Bu çatışma her ülkede olacak.

ABD ve Avrupa’nın oluşturduğu Atlantik merkezli küresel güç yapılanması kuvvetle muhtemel bir daha olmayacak. Bir daha dünyayı şekillendirme, formatlama imkânına sahip olmayacak.

Kaynakların, pazarların, ticaret koridorlarının, ekonomi/finans sisteminin, askeri ve sivil teknolojinin, bütün bunlara bağlı siyasi güç yükselişlerinin çok kısa zamanda alabildiğine el değiştireceğini göreceğiz.

“Eski Dünya” için direnenler ile, “Yeni Dünya”yı formatlamak isteyenler arasında alabildiğine bir hesaplaşma yaşanacak. Bu hesaplaşma her ülkede, her toplumda, her coğrafyada ve en üst güç rekabetlerinde yaşanacak. ABD’de de yaşanacak Rusya’da da, Türkiye’de de yaşanacak Avrupa’da da.

Ülkeler, bölgeler ve Doğu-Batı bütün kesişme çizgilerinde hissettiğimiz bu hesaplaşma, çatışma, rekabet, belki de en şiddetli şekilde zihinlerimizde, toplumsal hafızamızda, iddia ve ideallerimizde yaşanacak.

Batılı dünya düzeni çöktü. Güçlü medeniyetler, yeni cümlelerle geri dönüyor…

Batılı dünya düzeninin sonu şimdiden ilan edildi. Yeryüzünün ezici çoğunluğu; Asya’dan Latin Amerika’ya, Afrika’dan Güney Asya’ya artık ABD-Avrupa merkezli bir dünya istemiyor. Bu alanda yükselen bir reddediş söz konusu ve bu reddedişin sesi her geçen gün daha da yükseliyor.

Batılı yaşam tarzının büyüsü kalmadı. Batılı kültürün büyük kitleleri etkileme gücü kalmadı. Batılı iletişimin temeli kırıldı. Antik medeniyetler, yeryüzünün güçlü medeniyetleri, kültürleri, dünya görüşü, yaşam tecrübeleri yepyeni cümlelerle, yepyeni iddialarla sahneye indi.

Yeni dönemin kurucu ülkeleri kimler olacak?

Üretim, tüketim, pazar, lojistik haritaları, diplomasi, güvenlik teorileri ve güvenilirlik alanlarında Batı hâkimiyeti hızla çöküyor. Bütün uluslar, ülkeler bu yeni döneme ilişkin baş döndürücü bir arayış içinde.

Kimi eski kalıplarla var olmaya çalışıyor, kimi dünyanın nasıl değiştiğini görüp pozisyon almaya, yeni ilişkiler ve güvenlik alanları belirlemeye çalışıyor. Kimi zihinsel olarak bu dönüşümü okumak, kimi dönüşümde önünde olan ülkelerden biri olmak için yarışıyor.

Bazıları ise yeni dönemin kurucu ülkeleri olmak için bütün riskleri alıyor, güçlü adımlar atıyor, büyük hedefler belirliyor. Türkiye gibi. Ama her ülke mutlak bir arayış içinde ve Korona salgını sonrası dünyanın en belirleyici iradesi bu olacak.

Dünyanın yeni çatışma alanları nereler olacak?

Bu yüzden, jeopolitik fay hatları hareketlendi. Kırılmalara az kaldı. Kırılma demek çatışma demektir. Doğu ile Batı’nın sınır hatlarında bulunan bütün bölge ve ülkelerde bu çatışmanın sinyallerini alıyoruz.

Baltıklar, Doğu Avrupa, Balkanlar, Karadeniz, Ege, Akdeniz, Kızıldeniz, S. Arabistan yarımadası, Basra Körfezi; Doğu ile Batı’nın güç hesaplaşmasının en çetin yaşandığı bölgelerdir.

Asya-Pasifik bölgesi; Malezya, Endonezya, Filipinler hattı, Doğu-Batı lojistik güzergâhını kontrol eden Malakka Boğazı bu çatışmanın Güneydoğu Asya sınırlarıdır.

Fergana Vadisi’nen İstanbul Boğazı’ına.

Pakistan, Afganistan, Bangladeş çatışmanın Güney Asya cephesidir. Kırgızistan, Tacikistan, Fergana Vadisi bu çatışmanın Orta Asya’ya doğru ilerleyen cephesidir. Kore Yarımadası, çatışmanın doğu cephesidir. Bu cepheyi Alaska’ya kadar bütün Pasifik boyunca uzatabiliriz.

Şimdi Doğu-Batı hesaplaşması için yeni cephe olarak Karadeniz öne çıkarılıyor. Ukrayna’yı, işgal altındaki topraklarını kurtarmak için teşvik edenler, Rusya’yı da provoke ediyor. Aslında Türkiye’nin kuzeyinde bir çevreleme oluşturuyor. ABD savaş gemilerinin Karadeniz’e taşınması (sonra vazgeçtiler), Boğazlar ve Montrö’nün tartışılması bundan.

Türkiye, Mısır, İran, S. Arabistan, dünyanın eksenini belirleyebilir.

Türkiye, İran, S. Arabistan, Mısır ve etrafındaki ülkeler, küresel jeopolitik çöküş ve yeniden kuruluşun tam da merkezinde yer alıyor. Bu ülkelerin tercihi yeryüzünün eksenini şekillendirebilir. Dünyanın yeni hâlini formatlayabilir. Bu ülkelerin kendi aralarındaki ilişki, dünyanın merkez coğrafyasının da kaderini belirleyecek ölçüde kritik.

Türkiye ve dünya, Korona salgınıyla mücadele ederken diğer yandan böyle bir belirsiz dünyaya karşı da hazırlık yapıyor. Türkiye bu alanda en çok çalışanlardan biri. Her alanda, bütün boyutlarıyla, bir seferberlik, böyle bir mücadele yürütülüyor.

Türkiye’nin “eski”leri bu fırtınaya direnemeyecek.

Hedef, pandemi sonrası jeopolitik sarsıntılara dayanıklı olmak, kurulacak “Yeni Dünya’nın merkezine yerleşmek”. Türkiye’nin büyük hedefi bu.

En büyük hesaplaşma zihinlerde demiştim. “Eski Dünya” için direnenler ile, “Yeni Dünya”yı formatlamak isteyenler arasındaki en şiddetli kavga Türkiye’de. Aslında içerideki kavganın tek sebebi de bu.

Muhalefet, terör, vesayet, ABD ve Avrupa ortaklığı Türkiye’yi bu oyunun dışında tutmak istiyor. Biz de yüzlerce yılın aklı ve iddiasıyla “Yeni Dünya”, “Yeni Türkiye” için yürüyoruz.

Pandemi sonrası jeopolitik dalga, sarsıntı, dünya genelinde olduğu gibi, Türkiye’de de “Eski” için direnenlere ağır darbe vuracak. Bu fırtınaya direnmeleri imkânsız.

Bunu bekliyoruz.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.