|
Pandemi sonrası dünya: Güçlü medeniyetler, yeni cümlelerle döndü. Türkiye’nin ‘eski’leri fırtınaya direnemez
Korona salgınının
küresel jeopolitik etkileri
henüz ortaya çıkmadı.
Bunun sadece bir
sağlık meselesi
olduğunu, sadece
sosyolojiyi dönüştürdüğünü,
sadece
aşı/ilaç sorunu
olduğunu, sadece yeni alışkanlıklar kazandırıp
hayat tarzımızı değiştirdiğini
sananlar yanılacak.
Salgın,
dünya genelinde çok sarsıcı güç kaymalarına, ekonomik/jeopolitik eksen hareketliliğine,
Doğu-Batı güç haritasının kökünden sarsılmasına,
güç haritaları kadar fiziki haritaların da değişmesine
yol açacak.

“Eski Dünya” için direnenler, “Yeni Dünya” formatlayanlar.. Bu çatışma her ülkede olacak.

ABD ve Avrupa’
nın oluşturduğu
Atlantik
merkezli küresel güç yapılanması kuvvetle muhtemel
bir daha olmayacak.
Bir daha
dünyayı şekillendirme, formatlama
imkânına sahip olmayacak.
Kaynakların, pazarların, ticaret koridorlarının, ekonomi/finans sisteminin, askeri ve sivil teknoloji
nin, bütün bunlara
bağlı siyasi güç yükselişleri
nin çok kısa zamanda alabildiğine el değiştireceğini göreceğiz.
“Eski Dünya”
için direnenler ile,
“Yeni Dünya”
yı formatlamak isteyenler arasında
alabildiğine bir hesaplaşma
yaşanacak. Bu hesaplaşma
her ülkede, her toplumda, her coğrafyada
ve en üst güç rekabetlerinde yaşanacak. ABD’de de yaşanacak Rusya’da da, Türkiye’de de yaşanacak Avrupa’da da.
Ülkeler, bölgeler ve Doğu-Batı bütün kesişme çizgileri
nde hissettiğimiz bu hesaplaşma, çatışma, rekabet, belki de
en şiddetli şekilde zihinlerimizde, toplumsal hafızamızda, iddia ve ideallerimizde yaşanacak.

Batılı dünya düzeni çöktü. Güçlü medeniyetler, yeni cümlelerle geri dönüyor…

Batılı dünya düzeninin sonu
şimdiden
ilan edildi.
Yeryüzünün ezici çoğunluğu;
Asya’dan Latin Amerika’ya, Afrika’dan Güney Asya’ya
artık
ABD-Avrupa merkezli bir dünya istemiyor.
Bu alanda yükselen bir reddediş söz konusu ve bu reddedişin sesi her geçen gün daha da yükseliyor.
Batılı yaşam tarzının büyüsü kalmadı.
Batılı
kültürün büyük kitleleri etkileme gücü kalmadı. Batılı iletişimin temeli kırıldı.
Antik medeniyetler,
yeryüzünün güçlü medeniyetleri,
kültürleri, dünya görüşü, yaşam tecrübeleri yepyeni cümlelerle,
yepyeni iddialarla sahneye indi.

Yeni dönemin kurucu ülkeleri kimler olacak?

Üretim, tüketim, pazar, lojistik
haritaları,
diplomasi
,
güvenlik
teorileri ve
güvenilirlik
alanlarında Batı hâkimiyeti hızla çöküyor. Bütün uluslar, ülkeler bu yeni döneme ilişkin
baş döndürücü bir arayış
içinde.
Kimi
eski kalıplar
la var olmaya çalışıyor, kimi
dünyanın nasıl değiştiğini görüp pozisyon almaya,
yeni ilişkiler ve güvenlik alanları belirlemeye çalışıyor. Kimi zihinsel olarak bu dönüşümü okumak,
kimi dönüşümde önünde olan ülkelerden biri olmak
için yarışıyor.
Bazıları ise
yeni dönemin kurucu ülkeleri olmak için bütün riskleri alıyor, güçlü adımlar
atıyor,
büyük hedefler
belirliyor. Türkiye gibi. Ama her ülke mutlak bir arayış içinde ve Korona salgını sonrası dünyanın
en belirleyici iradesi
bu olacak.

Dünyanın yeni çatışma alanları nereler olacak?

Bu yüzden, jeopolitik fay hatları hareketlendi.
Kırılmalara az kaldı.
Kırılma demek çatışma demektir.
Doğu ile Batı’nın sınır hatlarında bulunan bütün bölge ve ülkelerde bu çatışmanın
sinyallerini
alıyoruz.
Baltıklar, Doğu Avrupa, Balkanlar, Karadeniz, Ege, Akdeniz, Kızıldeniz, S. Arabistan yarımadası, Basra Körfezi; Doğu ile Batı’nın güç hesaplaşmasının en çetin yaşandığı bölgelerdir.
Asya-Pasifik bölgesi; Malezya, Endonezya, Filipinler
hattı, Doğu-Batı lojistik güzergâhını kontrol eden
Malakka Boğazı
bu çatışmanın Güneydoğu Asya sınırlarıdır.

Fergana Vadisi’nen İstanbul Boğazı’ına.

Pakistan, Afganistan, Bangladeş
çatışmanın
Güney Asya cephesi
dir.
Kırgızistan, Tacikistan, Fergana Vadisi
bu çatışmanın
Orta Asya’
ya doğru ilerleyen cephesidir. Kore Yarımadası, çatışmanın
doğu cephesi
dir. Bu cepheyi Alaska’ya kadar bütün
Pasifik boyunca
uzatabiliriz.
Şimdi Doğu-Batı hesaplaşması için
yeni cephe olarak Karadeniz öne çıkarılıyor.
Ukrayna
’yı, işgal altındaki topraklarını kurtarmak için
teşvik edenler, Rusya’yı da provoke ediyor. Aslında Türkiye’nin kuzeyinde bir çevreleme oluşturuyor.
ABD savaş gemilerinin Karadeniz’e taşınması (sonra vazgeçtiler),
Boğazlar ve Montrö’
nün tartışılması bundan.

Türkiye, Mısır, İran, S. Arabistan, dünyanın eksenini belirleyebilir.

Türkiye, İran, S. Arabistan, Mısır ve etrafındaki ülkeler, küresel jeopolitik çöküş ve yeniden kuruluşun tam da merkezinde
yer alıyor.
Bu ülkelerin tercihi yeryüzünün eksenini şekillendirebilir.
Dünyanın yeni hâlini
formatlayabilir
. Bu ülkelerin kendi aralarındaki ilişki, dünyanın
merkez coğrafya
sının da kaderini belirleyecek ölçüde kritik.
Türkiye ve dünya, Korona salgınıyla mücadele ederken diğer yandan böyle bir
belirsiz dünyaya karşı da hazırlık
yapıyor. Türkiye bu alanda en çok çalışanlardan biri.
Her alanda, bütün boyutlarıyla, bir seferberlik,
böyle bir mücadele yürütülüyor.

Türkiye’nin “eski”leri bu fırtınaya direnemeyecek.

Hedef, pandemi sonrası jeopolitik sarsıntılara dayanıklı olmak, kurulacak
“Yeni Dünya’nın merkezine yerleşmek”. Türkiye’nin büyük hedefi
bu.
En büyük hesaplaşma
zihinlerde
demiştim.
“Eski Dünya”
için direnenler ile,
“Yeni Dünya”
yı formatlamak isteyenler arasındaki
en şiddetli kavga Türkiye’de. Aslında içerideki kavganın tek sebebi de bu.
Muhalefet, terör, vesayet, ABD ve Avrupa ortaklığı Türkiye’yi bu oyunun dışında tutmak istiyor. Biz de yüzlerce yılın aklı ve iddiasıyla
“Yeni Dünya”
,
“Yeni Türkiye”
için yürüyoruz.
Pandemi sonrası jeopolitik dalga, sarsıntı, dünya genelinde olduğu gibi,
Türkiye’de de “Eski” için direnenlere ağır darbe vuracak. Bu fırtınaya direnmeleri imkânsız.

Bunu bekliyoruz.

#Pandemi
#Medeniyet
#Türkiye
3 yıl önce
Pandemi sonrası dünya: Güçlü medeniyetler, yeni cümlelerle döndü. Türkiye’nin ‘eski’leri fırtınaya direnemez
Şehit Mustafa Cambaz’ı kendi mesleğiyle birlikte yaşatmak
Standart hareketlerle bir yere kadar…
Utanmaktan utanmamak
Seninle başım dertte
Kurt olsa yapmayacağı taksimler ve Müslümanların rolü