
Şehirde, çarşı pazarda dolaşırken bile “belde silah”la karşılaşmamak imkansız artık. Biraz eğilince ortaya çıkan ya da ceketin şişkinliğinhden anlıyoruz ki, önümüzde yürüyen kişi tabanca taşımaktadır.
“Ruhsatsızlar”dan söz etmiyorum; böyle alenen taşınabildiğine göre bu silahlar “rutsatlı” olmalı.
Türkiye artık böyle bir ülke oldu... Milletin cebinde silahla dolaştığı bir ülke oldu.
Tamam, bugünkü Türkiye''nin eskisi hatırlatılarak yapılan değerlendirmeler-karşılaştırmalar beni de gülümsetiyor. Türkiye muhakkak ki “eskisine” nazaran hemen her konuda daha ilerde bir ülkedir. 23''deki halinden de, 83''deki halinden de 2003''deki halinden de daha ileri olduğu muhakkaktır.
Ancak sıra -tabii ki diğer bazı fasılların yanında- sıra toplumun “silahlanması” konusuna gelince bu tespiti yapmak imkansızdır.
Ülkenin göreli de olsa zenginleşmesi bu alanda bir “zenginleşymeyi” de beraberinde getirmiştir.
Yazmıştım bir kere herhalde: Çocukluğumda, değnek yontmak için cebimizde taşıdığımız çakıların “kanuna uyup uymadığına”, işaret ve orta parmağımızın arasına sokup ölçerek karar verirdik... Parmak hizasını geçiyorsa, “yasak”tı.
Bir de şimdi sokaklarda açılan tezgahlarda satışa sunulan yüz çeşit bıçak çeşitlerine bakın. Takdir edersiniz ki bu bıçakların hiçbiri “değnek yontmak” için uygun değildir.
Peki ne yapmalı?
Cevaplaması bundan daha kolay bir soru olabilir mi? Tabii ki “ruhsatlılar”dan başlayarak toplumun elindeki silahlar bir biçimde toplanmalıdır.
CHP İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü, 2003 yılıında Meclis''te yaptığı bir konuşmada bakın neler diyor:
“Türkiye''de, bireysel silahlanmanın boyutları dehşet verici. Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye''de, şu anda ruhsatlı silah sayısının 1 500 000, ruhsatsız silah sayısının da 3 000 000 civarında olduğu tahmin ediliyor; ancak konuyla ilgili çalışmalar yapan Umut Vakfı''nın verilerine göre, Türkiye''de, daha gerçekçi bir hesaplamayla, ruhsatlı ve ruhsatsız 7 000 000 silahın kullanımda olduğu söyleniyor.”
Yani kabaca bir hesapla 10 kişiye bir silah!
Söyleyin şimdi: Böyle bir ülkeye “medeni bir ülke” diyebilir misiniz?
Önümde konuya ilişkin bir başka rakam daha var: Ankara Ticaret Odası''nın (ATO) hazırladığı rapora göre, devlet, ruhsatlı silahların taşıma ve bulundurma ruhsatlarından yaklaşık 250 trilyon lira gelir (eski hesap tabii ki) elde etmektedir. ATO''nun hesabı doğru mu bilmiyorum ama halen geçerli “harçlar”ı (ortalama yıllık 300 YTL) ve ruhsatlı silah sayısını çarptığınızda ortaya bayağı yüklü bir meblağ çıkıyor. (Ne dersiniz, devlet bu “namludan parayı” kaybetmemek için toplumun silahlanmasını hoşgörü ile karşılıyor olmasın!)
Meblağ büyük ama bazı uzmanların (Veysi Seviğ, Dünya, 26.09.2005) “Ateşli silahlardan alınan vesika harçları neden düşük?” diye sorduklarına da şahit oluyoruz. Adı geçen uzman “vergi gelirlerinde önemli bir artış sağlayacağı” gerekçesinden de söz ederek harç bedelinin 50.000 YTL olmasını öneriyor.
Aman Maliye Bakanı duymasın, çünkü 50 000 YTL X 2 000 000= ? gibi bir harç geliri aklına düşerse her vatandaşa zorunlu “silah taşıma ruhsatı” verilmesi önerisini getirebilir!
Peki, “ruhsatsızlar”dan vazgeçtik, 2 000 000''a ulaşan “ruhsatlı” silah taşınan-bulundurulan bir ülkede alışılagelmiş “devlet” tarifi geçerli midir: Bu tarife göre “şiddet uygulamak” sadece “devlet”in tekelinde ise, bu ruhsatların dağıtılması ne anlama geliyor?
“Meskende silah bulundurma ruhsatı için gerekli belgeler”den söz etmiyorum bile... Eğer yaşınız 21''in üzerindeyse, ikâmetgah ilmühaberi, 4 adet fotoğraf, doktor raporu ve sabıka kaydı ile müracaatınızı yapabilir ve silahınıza kavuşabilirsiniz. (Böyle bir “kanun” olur mu? Milleti silahlanmaya bu derece teşvik eden bir kanun olur mu?)
“Silah taşıma ruhsatı” için istenen “belgeler” ise bir başka âlem. Bu ruhsatı almaya hak kazananlar listesinde kimler yok ki... “Can güvenliği” ve “meslek icabı” olarak sıralanan aday listesine girebilmek o derece kolay ki... (Söylemiştim galiba: “Sarı basın kartı” sahibi gazetecilerin de “taşımaya” hakları var!)
Uzun lafın kısası, böyle laubalilik olmaz... Devlet madem ki “güvenlik güçleri”ne sahiptir, o halde vatandaşlarının güvenliğini layıkıyla sağlayabilmeli ve onların silah taşımalarına izin vermemelidir.
Hatırlıyorum: 27 Mayıs sabahı, “evde bulunan silahlar teslim edilecek” dendiği zaman o dönemin insanları ellerindeki hatıra kamaları bile nasıl bir telaşla ortadan kaldırmıştı...
Benzer bir inandırıcı kararın çıkarılmasının vakti gelmedi mi?
Silaha el sürmeyi ilkesel olarak reddeden vatandaşlar olarak, devletin görevini yapmasını ve toplumu silahsızlandırmasını istiyoruz. Bu talebe sırtını dönen devlet, aslında, tarifini inkâr etmektedir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.