100. yıl marşı mı şarkısı mı?

04:0026/04/2023, Çarşamba
G: 26/04/2023, Çarşamba
Samed Karagöz

Yıl dönümleri bazı olayları, kişileri anlayabilmek için önemlidir. Biraz geriye çekilip muhakeme yapma imkânı, geniş, kapsamlı bir değerlendirmeye tabi tutmak mümkündür. İçinde bulunduğumuz 2023 yılı da Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. kuruluş yıl dönümü olması hasebiyle önemli. Geçtiğimiz günlerde dünyaca ünlü besteci ve piyanistimiz Fazıl Say kendi bestelediği ve sözleri Ayten Mutlu’ya ait 100. Yıl Marşı’nı yayınladı. Bir koro tarafından seslendirilen eser bana çok yavan geldi. Nedenini aşağıda anlatacağım

Yıl dönümleri bazı olayları, kişileri anlayabilmek için önemlidir. Biraz geriye çekilip muhakeme yapma imkânı, geniş, kapsamlı bir değerlendirmeye tabi tutmak mümkündür. İçinde bulunduğumuz 2023 yılı da Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. kuruluş yıl dönümü olması hasebiyle önemli.

Geçtiğimiz günlerde dünyaca ünlü besteci ve piyanistimiz Fazıl Say kendi bestelediği ve sözleri Ayten Mutlu’ya ait 100. Yıl Marşı’nı yayınladı. Bir koro tarafından seslendirilen eser bana çok yavan geldi. Nedenini aşağıda anlatacağım ama önce bizim marşlarla ilişkimize bakmamız lazım. Marş denildiğinde aklımıza ilk etapta İstiklal Marşı, sonrasında da 10. Yıl Marşı gelir. 50. Yıl Marşı’nı bugün uzmanları dışında kimse bilmez. Aslı, Enver Paşa için yazılan Kafkasya Marşı, daha sonra İzmir Marşı olmuştur. Bu da akıllarda yer alır. Bir de “Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa” sözleriyle başlayan Hoş Gelişler Ola vardır. Mehter marşları da her daim aklımızdadır.

Yukarıda saydığım marşlardan en çok, üzerinde konuşulan şüphesiz İstiklal Marşımızdır. Merhum Mehmet Akif Ersoy’un “O şiir artık benim değil, milletindir” dediği, “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın” duasıyla gönlümüzde ve zihnimizde vazgeçilmez bir yere sahip olan İstiklal Marşımızın bestesi hep sorunlu olmuştur. Şiirin muazzamlığına yanaşan bir bestesi maalesef yoktur. İstiklal Marşı 1921’de kabul edilmiş olmasına rağmen ancak 1924’te Ali Rıfat Çağatay’ın bestesi kullanılmaya başlamıştır, 1930’da ise bugün kullandığımız Osman Zeki Üngör bestesi kullanılmaktadır. Söz ve melodide görülen uyumsuzluk, prozodi nedeniyle zaman zaman eleştirilen bu beste marşın coşkusunu yansıtmaktan uzaktır.

Fazıl Say’ın eserine gelirsek beste olarak bir marş olmaktan uzak. Sözleri ise basit, kapsayıcılıktan uzak, ayrıştırıcı, alt metin olarak dışlayıcı, duygudan uzak, içinde Türkiye, vatan, millet, devlet, cumhuriyet gibi kelimelerin geçmediği dümdüz bir metin. Marş dediğimiz şey kapsayıcı, kuşatıcı olmalı, toplu halde okunabilmeli. Ama Fazıl Say’ın ortaya koyduğu eserde maalesef bunların hiçbiri mevcut değil.

Diğer taraftan Türk müziğinin yaşayan efsanelerinden Orhan Gencebay 12 yıl aradan sonra yeni şarkılarını yayınladı. “Canım Türkiye’m” isimli eseri için yayınladığı klipte “Cumhuriyetimizin 100. yılına armağanımdır” ithafıyla 100 yıllık birikimimize uygun, köklerine bağlı bir şarkıyı hediye etti bizlere. Şarkının ilk dörtlüğüne bakmak bile yeterli:

Sen benim cennetim hür vatanımsın

Sen benim ecdadımın yadigârısın

Varlığım varlığına armağan olsun

Vatanım toprağım Canım Türkiye’m.

Müzikalite olarak da bu toprakların çeşitliliğini keman, viola, çello, ney, zurna, buzuki, gitar, basgitar, keyboard, piyano, klarnet, trompet vs kullanarak yansıtmış Orhan Gencebay. Klipte de benzer çeşitliliği görmek mümkün. Koro da var mehteran takımı da. Kadınlar da var erkeler de. Çocuklar da var yetişkinler de. Bu şarkıya ve klibine bakınca geçmişiyle barışık, oradan aldığı birikimle bugüne ulaşan bir Türkiye tablosu görüyoruz. Bu kapsayıcı, kucaklayıcı şarkı için Orhan Gencebay’a teşekkür etmek isterim. Ne de olsa “Cumhuriyet’i biz böyle kazandık.”

Bu yıl özellikle ekim ayı yaklaştıkça cumhuriyetimizin 100. yılla alakalı çok daha fazla çalışma göreceğimizi ve bunların çokça tartışılacağını düşünüyorum.

#100. Yıl Marşı
#Cumhuriyet
#İstiklal Marşı
#Mehmet Akif Ersoy
#Samed Karagöz