
Ateşkesin hâl-i hazırına baktığımız zaman ABD İran’a kolay kolay yeniden saldırmayacağı hemen anlaşılıyor. Trump’ın, Papa’ya hakâret etmesi, kendisini Mesih yerine koyan megalomanik çıkışlar yapması tek kelimeyle izah edilebilir: Çılgınlık. Zâten normalin çok hâricinde yaşamasına alıştığımız Trump’ın bu ileri çılgınlıklarını, sıkışmışlığının bir neticesi olarak değerlendiriyorum.
Aslında ABD bir aydan fazla devâm eden savaşta boyunun ölçüsünü aldığını görüyoruz... Pâkistan’ı devreye sokup, ateşkese giderek, içinde kısıldığı bu kapandan çıkmak istedi. Müzâkere kesildiği için elini yeniden tetiğe götürmeyecektir. Havadan bombalayarak, lider kadrolarını yok ederek İran’da bir netice elde edemeyeceğini artık anlamış durumda. Bundan sonra savaşı devâm ettirmesi kadar mânâsız bir hareket olamaz. Zâten, ne kadar saklamaya çalışsalar da, savaş boyunca ABD ordusunun ve donanmasının sayısız zaafı ortaya çıktı. Son kurtarma operasyonu tam bir kepâzelikti. Ağır bombardımanların tozu bulutu içinde bu zaafları gizlemeyi bir dereceye kadar başardılar. Eğer savaşı yeniden başlatırsa bu tarz rezâletlerin daha büyük ölçekli yeni sürümlerinin ortaya çıkacağı ve işin bu tarafının artık saklanamayacağı anlaşılıyor. Bu da, bugünlere kadar pompalanan ve dünyâ halklarına korku salan, ABD ordularının yenilmezliği efsânesini sönümlendirecektir.
Askerî açıdan ABD’nin elinde iki ihtimâl kaldı. Bunlardan ilki kara harekâtıdır. Eğer yanılıp bu yola tevessül ederse neticenin tam bir hezimet olacağı âşikârdır. Diri ve ölümüne savaşmayı göze almış İran birlikleri, kilometrelerce uzaklardan yıpratıcı bir yolculuktan sonra getirilmiş; orada ne için bulunduğunu bile bilmeyen, tek derdi green card almak veyâ yüksek öğretim harçlarını karşılamak olan ABD askerlerini ezim ezim ezeceği muhakkaktır. O safhada ABD’yi düştüğü yerden kimse kaldıramaz. O hâlde bu ihtimâlin hayâta geçirilmesini çok zayıf bir ihtimâl olarak görmek gerekiyor.
İkinci ihtimâl ise nükleer bir saldırıdır. Bunun da çıkmaz bir yol olduğunu düşünüyorum. İran’ın arkasında Çin ve Rusya duruyor. Bu ihtimâle karşı hazırlıklı olduklarını hesâba katmak gerekiyor. Nasıldır bilemeyiz, ama bu ihtimâli boş geçmediklerini ve her hâlükârda buna karşı caydırıcı bir hazırlık yaptıklarını zannediyorum. Pekiyi bu çılgınlığı İsrâil’e yaptırabilirler mi? Bu da zayıf bir ihtimâl olarak görülüyor. Bilhassa Kuzey Kore’den gelen ve eğer İsrâil İran’a nükleer bir saldırı yaparsa onların da İsrâil’e misilleme yapacaklarına dâir açıklama son derecede dikkat çekicidir. Hâl-i hazırda İran’a, çok açık olan bu ihtimâle binaen bir iki nükleer başlıklı füze kaydırmadıklarını nereden biliyoruz?
Müzâkereler kesilmiş olabilir. Ama bu kesilmeyi mutlak görmemek gerekiyor. Muhtemelen önümüzdeki günlerde heyetler yeniden bir araya gelecek ve süreç uzadıkça uzayacaktır. Bu arada, karşılıklı göz yummalarla Hürmüz trafiği peyderpey açılacaktır. Hâsılı durum ateşkesin ucunun açık olduğunu gösteriyor. Düğümün nihâi olarak çözülmesini ise başka senaryolar üzerinden konuşmak ve tartışmak daha doğru olacaktır.
Trump’ın suyunun ısındığını; en erken bu yaz, en nihâi olarak da Kasım seçimlerinden sonra tasfiye edileceğini düşünüyorum. Trump, arkasında nefret hisleri bırakarak Hitler, Stalin, Enver Hoca, Pol Pot gibilerin bulunduğu târih galerisindeki yerini alacaktır. ABD’yi yeniden en büyük yapmak adına başladığı mâcera tam bir fiyaskoyla neticelendi. Bunun tartışılabilir bir tarafı kalmadı. Gazze kasabı Netanyahu’yu da seçim bekliyor. Onun durumu bir miktar farklı. Arkasında hatırı sayılır bir kamuoyu desteği hâlâ mevcut. Eğer bu destek oranının seçimi kazanmasına kâfi geleceğinden emin olursa seçime gider ve bu bâdireyi atlatabilir. Eğer oranlar kendisine güvenilir gelmezse elindeki tek koz olan savaş âletine başvuracak ve seçimi tehir etmeyi deneyebilecektir. Hoş; bu endişeden bağımsız olarak ayakta kalması, gövdesini taşıyabilmesi için tek gıdâsı savaş ve kan olan bu adam ve hasta ruhlu ekibinin durması beklenemez. O zaman şu suali sormak lâzım gelir: Nasıl ve kime karşı savaş? İhtimâlleri teker teker gözden geçirelim.
İsrâil’in ABD olmaksızın İran savaşını devâm ettirmesi düşünülebilir mi? Zannetmiyorum. Bunu yapabilmesi için ABD’den destek alması elzemdir. Fiili ateşkesi devâm ettirmek isteyen ABD’nin bu desteği verebileceğini hiç düşünemiyorum. Kaldı ki İran füzelerini, dronlarını karşılamak için kullanılan kapasitenin iyiden iyiye zayıfladığı da biliniyor. Buna mukâbil İran füzelerinin isâbet oranının alabildiğine arttığını görüyoruz. İşâret edilen hususlar yan yana getirildiğinde İsrâil’in tek başına İran savaşını devâm ettiremeyeceği son derecede âşikâr görülebilir. Pekiyi bu durumda ne yapacaktır? Gazze’ye yeniden saldırmak veyâ hâl-i hazırda zâten yürüttüğü Lübnan savaşı işini görür mü? Bunların, dökmek ve içmek için tâze kan ihtiyâcı olan İsrâil’e kâfi gelmeyeceğini düşünüyorum. En az İran kadar büyük ve yeni bir düşmana ihtiyaçları olduğu âşikâr. O zamân “derin müttefiki” olan Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile Türkiye’yi hedefe oturtmaktan daha uygun seçenek ne olabilir? Ne oldu da İsrâilli yetkililerden şu aralar hakâret yüklü Türkiye’yi hedefe oturtan açıklamalar bardaktan boşalırcasına gelmeye başladı?
Ankara’nın bu durumu dikkatle tâkip ettiğini görüyoruz. Şu kadarını baştan söyleyelim; eğer bu işe yeltenirlerse bedelini çok, ama çok ağır öderler. Türkiye’nin tokadı İran’dan yediklerine rahmet okutur. Bu tokat hem Yunanistan’a hem de İsrâil’e yeter. Ama neticeyi de gözden kaçırmamak gerekir. Elbette bu süreç bizi de zorlar ve yıpratır. O zaman şunu da sormak gerekiyor. Acaba birileri İsrâil’in bir Türk tokadı yemesini mi istiyor? Çökmüş, ağzı burnu dağılmış kolu kanadı kırılmış bir İsrâil, yıpranmış bir Türkiye, tahrip olmuş bir İran, feri sönmüş bir Körfez Araplığı yeni Ortadoğu’nun şekillendirilmesinin ana şifrelerini mi veriyor?..
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.