Arkası gelmelidir

00:005/05/2009, Salı
G: 3/09/2019, Salı
Taha Kıvanç

''Genç Siviller'' diye bilinen demokrat grubun The Marmara Oteli''ne astıkları “1 Mayıs 77''de buradan ateş edenler bulunsun” talebi kime yönelikti? Gençler taleplerini yerine getirmeyi kim(ler)den bekliyor acaba?Birkaç gün önce geride bıraktığımız 1 Mayıs''ın geçmişinde bir ''kanlı'' tarih sayfası bulunduğunu artık herkes biliyor. 1 Mayıs 1977 günü Taksim''de buluşmaya kararlı sendikaların eylemlerini saptırmak üzere harekete geçenler olmuştu. Araya giren kışkırtıcılar kargaşayı büyüttü. Çevredeki

''Genç Siviller'' diye bilinen demokrat grubun The Marmara Oteli''ne astıkları “1 Mayıs 77''de buradan ateş edenler bulunsun” talebi kime yönelikti? Gençler taleplerini yerine getirmeyi kim(ler)den bekliyor acaba?

Birkaç gün önce geride bıraktığımız 1 Mayıs''ın geçmişinde bir ''kanlı'' tarih sayfası bulunduğunu artık herkes biliyor. 1 Mayıs 1977 günü Taksim''de buluşmaya kararlı sendikaların eylemlerini saptırmak üzere harekete geçenler olmuştu. Araya giren kışkırtıcılar kargaşayı büyüttü. Çevredeki yüksek noktalardan kalabalık üzerine ateş açıldı; önce Taksim merkezdeki Sular İdaresi''nden, sonra o zaman adı Intercontinental Oteli olan The Marmara''dan...

Çıkan panikte, günün sonunda, biri polis olmak üzere beş kişinin kurşun yarasıyla, bir kişinin panzer altında kalarak, 28 kişinin de kaçmaya çalışırken ezilerek öldüğü görüldü. 100''ün üzerinde de yaralı vardı.

O olaydan sonra 1 Mayıs kutlamalarına sımsıkı kapanan Taksim Meydanı, ancak bu yıl, yani aradan 32 yıl geçtikten sonra, yeniden toplu bir kutlamaya sahne olabildi. Her yılın 1 Mayıs''ı itişme-kakışmayla geçti; insanların üzerine su sıkmalara, kuru sıkı da olsa ateş açmalara tanık olundu.

Gençler şimdi haklı olarak “34 kişinin ölümüne yol açan paniği sağa-sola ve kalabalık üzerine ateş açarak sahneleyen kimlerdi?” diye soruyor.

İstanbul Barosu o dönemde bu sorunun cevabını arayan bir rapor hazırlamıştı. Olay bir davaya da konu oldu ve mahkeme de suçluların kim olduğuna işaret eden bir karar verdi. Mahkeme aşaması sırasında olayın pek çok karanlık yönü de ortaya çıkmıştı.

Orhan Gökdemir''in ''Faili Meçhul Cinayetler Tarihi'' adlı kitabında yer verilen o noktalar şunlar:

Sular İdaresi üzerinden kalabalıklara ''çelik yelekli ve ellerinde uzun menzilli silâhlar bulunan sivil giyimli kişiler'' ateş açmıştı... Mahkemeye bu kişilerin fotoğrafları da sunuldu. Jandarma ateş ettiği düşünülen 20 kişiyi yakalayıp askeri birliğe teslim etmiş, birileri gelip ''Emniyete götüreceğiz'' diye gözaltındakileri oradan almıştı... Intercontinental Oteli''nin 4, 5, 6, 7 ve 8. katları olduğu gibi güvenlik güçlerine ayrılmış, ama kalabalıklar üzerine o katlardan da ateş açıldığı tespit edilmişti... Amerikalı olduğu ifade edilen dört kişinin de aynı otelde ve o katlarda bulunduğu dikkat çekmişti; adamlar olaydan hemen sonra farklı kimliklerle ABD''ye uçmuşlardı... (s. 171-172).

Tam bir örgütlü ve planlı provokasyon olayı yani; yerli-yabancı ajanlar nasıl paniğe yol açacaklarını biliyor, gereğini yapıyor ve sonra da sırra kadem basıyorlar...

32 yıl öncesine ait bir olayın hesabı bugün sorulur mu? İstense bile olayı kimin planladığı, hangi örgüt(leri) taşeron olarak kullandığı, kimlere silâh teslim ettiği nasıl bilinebilir?

Bu soruların tek bir cevabı var: Devlet isterse her şey mümkündür...

Olay Süleyman Demirel''in başbakan olduğu dönemde cereyan etmişti. Olaydan kısa süre sonra CHP lideri Bülent Ecevit aynı meydanda miting yapacaktı; endişeli Demirel bir mektup yollayarak kendisine karşı bir suikast girişiminde bulunulacağını Ecevit''e duyurdu. Suikast orada akamete uğradı, ama bir süre sonra İzmir Çiğli Hava Meydanı''nda sadece devlette bulunan garip bir suikast silâhıyla Ecevit''e ateş açıldı; Mehmet İsvan''ı vurdular yanlışlıkla...

Bir kere karara varıldı mı, suikast girişiminde mutlaka bulunuluyor.

Demirel''den ''bizde devletin her türlü işini karara bağladığını'' öğrenmiştik. Bir ara, Abdullah Çatlı ve arkadaşlarının devlet hizmetinde kullanılıp kullanılmadığı tartışılıyordu. Çatlı''nın İsviçre''de uyuşturucu işinden cezaevinde yattığı sırada karmaşık bir operasyonla kurtarıldığı öğrenilmişti.

Merak edilen, Çatlı ve arkadaşlarının gerçekten devlet hizmetine alınıp bazı operasyonlarda kullanılıp kullanılmadığıydı.

O sırada artık Çankaya Köşkü''ne taşınmış olan Süleyman Bey, bir yılı değerlendirdiği basın toplantısı sonrası, bana, “Dönemin Milli Güvenlik Kurulu toplantı tutanaklarında kaydı olabilir mi acaba?” tarzı bir hatırlatma yapmıştı. MGK''da tutanak tutulmadığını sanıyordum o zamana kadar. O vesileyle şunu öğrenmiş oldum: Bizde devlet ayıbını da kayda geçiriyor...

Yukarıda sorduğum “Gençlerin ''1 Mayıs 77''de buradan ateş edenler bulunsun'' talebinin muhatabı kim?” sorusunun cevabı belli: Şimdi ''devlet'' kademelerinde yer alanlar... Cumhurbaşkanı, başbakan, adalet bakanı, MGK genel sekreteri koltuklarında oturanlar...

İşe, MGK toplantı tutanaklarına bu gözle bakmakla başlayabilirler.

Bir kez ''örnek bir olay'' bütün çıplaklığıyla açığa çıkartılsın, göreceksiniz, arkası da gelecektir...

Olayın gerçeği ortaya çıkartılmalı, arkası da gelmelidir.