
31 Mart seçimleri sonrasında ortaya çıkan tablo, Türkiye siyasetinin geleceği açısından önemli tartışmalara gebe. Sadece siyasi aks üzerinden ilerlemeyen bu tartışmalarda dikkat çeken husus, başta hukuk olmak üzere uluslararası ilişkilerdeki tercihlere de karşılık gelen bazı bağlamların açılıyor olmasıdır. Türkiye’nin özellikle birtakım davaları üzerinden gündeme gelen normalleşme ortamı, bu nedenle hukuk başta olmak üzere bazı beklenti ve sonuçlar üzerinden tartışılmaktadır.
28 Şubat darbesiyle ilgili suçlu bulunarak hukuki müeyyidelere muhatap olan emekli askerlerle ilgili uzunca bir süredir bir beklenti vardı. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşen Özgür Özel’in, Türkiye’nin gündeminde olan bazı hususlarla ilgili de talepleri olduğu iddiaları bu beklentileri artırdı. Darbeden hüküm giymiş askerlerin sağlık koşulları ve ileri yaşları sebebiyle talep ettikleri af, CHP’nin sahiplendiği bir süreç olmuş ve bu konuda bir adım atılması noktasında ısrarcı olunmuştur. Cumhurbaşkanı ısrarlı çabalara karşılık olarak yasanın kendisine verdiği yetkiyi kullanmış ve hükümlülerin Adli Tıp Kurumu’nca verilmiş raporlara göre “sürekli hastalık” ve “kocama hali durumunda olmaları”nı gerekçe göstererek cezalarını affetmiş ve bu konu normalleşme bağlamı üzerinden olumlu bir adım olarak yorumlanmıştır.
Konuyla ilgili sürece muhatap olan ve Cumhurbaşkanının yetki kullanımı sonrasında affa mazhar olan isimlerden birisinin cezaevi çıkışında yaptığı konuşma, konunun kamuoyunda daha fazla tartışılmasına neden oldu. İlgili konuşma üzerinden bu isimlerin uzunca bir süredir siyasi saiklerle bir tutsak olduğu iddiası ve argü manını dillendirenlerin kısmen de olsa 28 Şubat’ı aklamaya dönük bir çaba içerisinde olmaları, üzerine düşünülmesi gereken bir husus. Bir pişmanlık yahut bu pişmanlığı ikrar etmek yerine sahiplenici bir söylem alanı oluşturan bu kişiler, konunun hukukiliğine yönelik bir reddiye de geliştirmektedirler. Tam da bu noktada bu davanın siyasi olduğu tartışmaları yapılmakta ve siyaset bağlamı üzerinden birtakım eylemler meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Hatırlayacak olursak 28 Şubat sürecinde siyasetin alanını daraltmaya dönük adımların darbe ile sonuçlanmasının ardından ilgili darbeyi diğer darbelerden tefrik etmek ve meşrulaştırmak adına “postmodern darbe” kavramı kullanılmıştı.
Yalnızca siyasete müdahale değil toplumsal alanı da tahrip eden 28 Şubat darbesi, sadece askerin müdahil olduğu bir süreç değildi hiç kuşkusuz. Darbe mekaniğini devreye sokarak işleten aktörler, asker ve hukuk bürokrasisinin aygıtları ile süreci hızlandırmış, medya ayağı üzerinden de darbe koşullarını oluşturmuşlardır. Kurumsal imkanları kullanarak uygulanan ve uzunca yıllar bu uygulamadan kaynaklı sorunlar yaşanmasına neden olan katsayı problemi başta olmak üzere başörtüsü ile ilgili dışlayıcı laiklik uygulamaları, on yıllar sürecek sosyal ve politik sorunların yaşanmasına neden olmuştur.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.