
Otizmli bireylerin sayısı dünya genelinde artış gösteriyor. Bu artışın sadece genetik nedenlere bağlı olmadığını vurgulayan Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yalnızlık ve izole bir yaşam tarzının otizm riskini artırdığını söyledi.
Son yıllarda otizm spektrum bozukluğu tanısı alan çocukların sayısı hızla yükseliyor. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, otizm oranlarının son yıllarda önemli bir artış gösterdiğini söyleyerek, “2000'li yıllarda 150 doğumda bir otizm görülürken, 2020'ye gelindiğinde bu oran 36 doğumda bir olarak kaydedildi. Yani, otizmli çocuk sayısında 20 yıl içinde 5-6 kat bir artış yaşandı” diye konuştu.
FARKINDALIK ARTTI
Tarhan, bunun arkasındaki en büyük etkenlerden birinin, nörogelişimsel bozukluklara dair bilgi birikiminin artması ve tanı kriterlerinin genişlemesi olduğunu belirterek, “Artık daha önce fark edilmeyen hafif düzeydeki vakalar da tanı kapsamına alınıyor” dedi. Bir diğer önemli etkenin ise toplumda farkındalığın artması olduğuna değinen Tarhan, “Artık, otizmli çocuklar daha fazla fark ediliyor ve "özel çocuk" olarak kabul edilerek topluma entegrasyonu sağlanıyor. Bu sayede, otizmin sosyal ve iletişimsel öğrenme güçlükleri gibi özellikleri daha iyi anlaşılabiliyor ve tanı konulabiliyor” dedi.
ÇOCUKLAR SOSYAL ORTAMDA BÜYÜMELİ
Sosyalleşmenin az olduğu, yalnızlık ve izole bir yaşam tarzının hâkim olduğu toplumlarda otizm riskinin arttığını vurgulayan Tarhan, “Tek ebeveynli aileler ve kırılgan aile yapıları, çocukların sosyal gelişimini engelleyebilir. Çocuklar, sosyal etkileşim yoluyla öğrenir. Eğer bir çocuk sosyal ortamlarda büyüyorsa, otizm yatkınlığı olsa bile genetik ifadesi göstermeyebilir. Ancak izole bir ortamda büyüyen bir çocukta bu yatkınlık daha belirgin hale gelebilir” ifadelerini kullandı.
ERKEN TANI ÇOK ÖNEMLİ
Tarhan'a göre otizm, sadece genetik bir hastalık değil. Genetik yatkınlığı olan bireyler, çevresel risk faktörleriyle karşılaştıklarında otizm belirtileri gösterebiliyor. Bu nedenle erken yaşta fark edilen çocuklara özel eğitim ve destek sağlanması, otizmin ilerlemesini önleyebilir. Otizmli çocukları hayata kazandırmak için doğru bir tanı koymanın çok önemli olduğunu belirten Tarhan, “Otizm, hafif, orta ve şiddetli derecelere ayrılır. Hafif otizmde, çocuklar liseyi ve üniversiteyi bitirebilir hatta evlilik hayatı da kurabilir. Ancak bunun için özel eğitim, duyu bütünleme terapisi ve ergoterapi gereklidir. Erken tanı konulması otizmli çocukların gelişiminde büyük bir fark yaratabilir. Otizmli bir çocukla erken dönemde doğru bir şekilde ilişki kurmak çok önemlidir” değerlenmesinde bulundu.









