Ankara Palas: Asrîleşme Talimhanesi

00:0019/11/2006, Pazar
G: 19/11/2006, Pazar
Yeni Şafak
Ankara Palas: Asrîleşme Talimhanesi
Ankara Palas: Asrîleşme Talimhanesi

Kavruk Türkiye'nin kıraç Ankara'sında genç Cumhuriyet'in inşa ettiği ilk birkaç binadan birisi olan Ankara Palas, “sıradan“ bir mekân değildi. O, yeni idarenin “yeni hayat”ına dair egzersizlerinin laboratuarı oldu. Günümüzde de, “yüzü en fazla batıya dönük” kurumlardan olan Dışişleri'ne hizmet veren Ankara Palas, böylece geçmişiyle olan uyumunu da koruyor.

“Şık otomobilleriyle baloya gelenler otelin kapısında birikmiş olan meraklı halk kümelerini zorlukla açarak içeri girebiliyorlardı. Bütün bu olanları bir film şeridi gibi izleyen yerli ve köylülerin oluşturduğu kalabalık için ise balo denilen şey, Ankara Palas'ın önünde başlıyor ve bitiyordu.” Yakup Kadri'nin; yarı belgesel romanı Ankara'da, yukarıdaki satırlara benzer pek çok anekdota konu ettiği Ankara Palas, 80 yıllık mazisiyle başkentin “sosyal hayat tarihi”nde önemli bir yer işgâl ediyor. Bugün; ömrünün bir asırlık olmasına 20 yıl kala, eski parlaklığıyla kıyaslanamasa da hâlâ çok sayıda Ankaralı seçkinin tercihi. Önünden telaşlı ya da bezgin adımlarla geçen Ankara halkı için ise o sadece görkemli bir yapı. Tıpkı; 1928'in yılbaşı balosunu, Palas'ın kapısından izleyip, sonra da susuz evlerine Maliye Vekaleti'nin havuzundan bekçiyle kavga ede ede su taşıyan eski Ankaralılar gibi...


Taşhan'dan Ankara Palas'a terfi

1920-23 aralığının Ankara'sında hayat memat görevi yapan mebuslar için Ulus Taşhan'da veya Hacıbayram'ın köhne evlerinde; tahtakurulu, sokak çeşmesinden tedarikli su ile yunmalı hayat onlar için olağandı. Millî Mücadele sona erip, Cumhuriyet kurulduğunda ise genç idarenin ilk icraatlarından birisi -adeta Taşhan günlerinin hıncını çıkartırcasına- Ankara Palas'ın yapımına girişmek olmuştu. Birinci Meclis'in yanında “mahfil” olarak tasarlanan, bilahare İkinci Meclis olan binanın karşısına inşa edildi Ankara Palas. Açılışı 1927'de yapılan otel, hem milletvekilleri için sosyal tesis, hem de yabancı resmi konuklar için Devlet Konukevi olarak düşünülmüştü. Ankara Palas, bugünkü değeriyle 80 milyon YTL'ye malolmuştu.


“Yeni Hayat” binası

O yıllarda; batılı yaşayışın neredeyse tek cazibe merkezi olan Ankara Palas, sakinlerinin “asrî” olma gayretleri ile “şarkî” birikimleri arasındaki uyumsuzluklara sahne oluyordu. Atatürk'ün çocukluk arkadaşı Asaf İlbay, buradaki baloları tasvir ederken, “Tavır eda hatta yürüyüşte bile acemilik çekiliyordu, birkaç kişi dışında dans etmesini bilen dahi yoktu” derken; Kemalistler'in “lanetli kitabı” Bozkurt'u yazan Armstrong ise “Dans bilmedikleri için çarpışıyor, alışık olmadıkları akşam kıyafetleriyle terleyip, bunalıyorlardı” diye yazıyordu. Atatürk'ün; dostları ve maiyetine batılı yaşam tarzını uygulamalı gösterdiği bir laboratuar gibiydi Ankara Palas. BMM'de yasaları çıkartan vekiller, otelle Meclis arasında yaptırılan özel tüneli geçip, günün yorgunluğunu burada atıyorlardı. Kadınlar, yine burada erkek arasına “karışıyor”du. Etkinliklerin en ünlüsü, Cumhuriyet Baloları'ydı. Bahçesinde ünlü caz orkestraları çalar, aynı anda bin kişiyi ağırlayabilecek salonlarında dans edilir, “Çok Yaşa Gazi Paşa Barı”nda içkiler yudumlanırdı.

Ankara'da üst düzeyin eğlence eğilimlerinin, şehirleşmenin Yenişehir, Kızılay aksına doğru yol almasını dikkate alarak değişmesi, Mustafa Kemal'in yeni yapılan Çankaya Köşkü'nde daha fazla vakit geçirmeye başlamasıyla birlikte Ankara Palas da, makûs talihine doğru yol almaya başlayacaktı. İkinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrasına oteli bugünün ünlü modacısı Rıfat Özbek'in babası İsmet Özbek işletti. Bu yıllarda Necip Fazıl, Nadir Nadi Ankara Palas'ın müdavimlerindendi. Demokrat Parti döneminde de, -yıldızı bir parça sönse de- hâlâ politikacıların, gazetecilerin, aydınların, işadamlarının pek çoğunun ilgi gösterdiği bir mekândı Palas. Yasak aşkların yaşandığı bir yer de olan Ankara Palas, bu yıllarda “Dört motorlu Pamela” diye ünlenen bir revü kızıyla yaşanan ilişkilerle de anılacaktı. Otel, 1960'larda malî sıkıntıya düşecek, devlet arada bir yaptığı yardımları kesecek, sonunda da kapanacaktı. 1967-1973 yılları arasında gayri faal olan Ankara Palas, CHP-MSP koalisyon hükümeti döneminde ise tamamen farklı bir fonksiyon kazanacaktı. Bina, KİT'lerden sorumlu İşletmeler Bakanlığı'na veriliyor, tarihî eşyaları ise Vakıflar'a devrediliyordu. Ancak gelen tepkiler üzerine otelin devlet dairesi olma macerası kısa sürecekti.


“Devrimci” otelcilerin hizmetinde

1970'lerin ikinci yarısında ise Ankara Palas, ilginç bir patrona kavuştu. Siyasi gerilim ve terörün arttığı bu yıllarda; DİSK'e bağlı OLEYİS sendikası, müdavimleri -doğal olarak- zenginler ve üst düzey bürokratlardan oluşan oteli işletmeye başladı. Sendikacılar; meydanlarda sermayedar ve bürokratları kast ederek “oligarşi” aleyhine atıp tutarken, otelde ise onlara kusursuz hizmet vermeye çalışıyorlardı. Ancak o dönemde koalisyonlarla sık sık iktidara gelen Millî Selamet Partisi'nin kimi yöneticileri, otelde içki satılmasını yasaklıyor, bu da Ankara Palas'ın işlerini olumsuz yönde etkiliyordu. Dünyaca ünlü gece kulübü zinciri Crazy Horse'un bir revü grubu ile İtalyanlar'ın ünlü şarkıcısı Mina'nın otelde sahne alması üzerine kriz iyice büyüyecek ve OLEYİS patronluğu bırakmak zorunda kalacaktı. Sonunda Ankara Palas, maceralı yıllarını geride bıraktı ve 12 Eylül darbesinin ardından Dışişleri Bakanlığı bünyesine alınarak, 1983'de Devlet Konukevi haline getirildi. O günden bu yana da bu görevini sürdürüyor.


Ankara'nın Pera Palas'ı

Dışişleri Bakanlığı Devlet Konukevi'nden Sorumlu Daire Başkanı Osman Çetintaş, “Ben buraya Ankara'nın Pera Palas'ı adını taktım” diyor. Haksız da değil; çünkü o yıllarda, tam da Pera'dan beklenenleri Ankara'da karşılamak üzere dizayn edilmiş Ankara Palas. Çetintaş, yabancı konukların ağırlandığı otelde İran Şehinşahı Rıza, Afgan Kralı Amanullah Han, Irak Kralı Emir Faysal, Yunanistan Kralı Venizelos ve ABD Başkanı Eisenhover'ı bir çırpıda sayıveriyor. Özellikle Cumhuriyet'in ilk yıllarında büyük kararların alındığı, II. Dünya Savaşı sırasında ajanların cirit attığı ve her dönem büyük aşkların yaşandığı Ankara Palas, 1980'den sonra Devlet Konukevi haline getirilmiş. Çetintaş, “Şimdi bir elden geçirme dönemindeyiz. Kayıp eşyalarını toplamaya çalışıyoruz. Sağolsunlar gerek Sayın Bakanımız Abdullah Gül, gerekse eşi, Ankara Palas'ı daha iyi konuma getirme çalışmalarımızda bize büyük destek oluyorlar” diyor. Toplam 40 personelle hizmet verilen Ankara Palas'ta isteyen; kişi başına 35 ile 70 YTL menü fiyatlarıyla düğün v.s yapabiliyor.