Şehirlerde soğuk hava ve kar istemem.
Ben kar gibi, soğuk havaları da dağlara yakıştırırım.
Bembeyaz kar tanelerinin birbirine değmeden salına salına yere doğru süzülüşünü izlerken, eğer dağda isem büyük keyif alırım.
Şehirlerde o kadar çok sevmeme rağmen, yağmur bile acı verir bana.
Şimdi İstanbul''a yılın ilk karı düştüğünde, sokaklarda yatanların spor salonlarına toplandığını duyunca rahmetlinin kulağımda kalan bu sözlerini hatırladım.
*
Sanırım küresel dünyanın yeni gerçeklerinden biri bu; Sadece kurumlarda değil, bireylerde de olağanüstü bir umursamazlık, vurdumduymazlık var.
“Adam sendecilik”, “Sen çalış ben yiyeyim”, “Bana dokunmayan bin yaşasın”, ya da bizim kızın öğretmeninin, öğrencilere ceza verirken söylediği, “Yaşasın kötülük” gibi düşüncelerin yoğun olarak kabul gördüğü ve tavan yaptığı küresel bir dünya bu.
*
Her zamankinden daha büyük kaygılarla, giderek artan birbirine bağlı sistemler ve felaket getiren etkilerin tehdidi yoluyla küresel risklerin hızlı yayılma olasılığı karşısındayız.
Finansal kriz, jeopolitik gerilimler artarken ve toplumsal kaygılar yükselmişken, hükümetler ve toplumların küresel sorunlarla başa çıkabilmede daha az yetenek sahibi olduklarını ortaya koyacak şekilde, küresel esnekliği azalttı.
*
Küreselleşme bir kuşak için aralıksız ekonomik büyüme üretti.
Dünyayı birbirine daha bağlı ve bağımlı hale getirip küçülttü, yeniden biçimlendirdi.
Ancak küreselleşmenin yararları dengesiz yayıldı.
Bir azınlık meyvelerin orantısız miktarını topladı.
Yeni şampiyonların büyümesi, ekonomik gücü, ülkeler arasında yeniden dengelese de, ülkeler arası eşitsizlik büyüdü.
Ulusal ve uluslararası düzeyde eşitsizlik ve eşitlik sorunları giderek önemli hale geldi.
Siyasi olarak, sosyal parçalanmışlık kadar, milliyetçiliğin ve popülizmin yeniden dirilişinin işaretleri var.
Bu zorluklara meydan okumak için daha iyi hale getirilmiş bir küresel yönetim esas.
*
Davos''ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu WEF''te 2011''in ana konusu “Yeni Gerçeklik için Paylaşılan Normlar”.
Açlık, yoksulluk, işsizlik, kanunsuzluk gibi çözülmemiş küresel sorunlar, yeni yüzleriyle yeni gerçekler olarak mı görülecek, eski gerçekler olarak tozlu raflara mı kaldırılacak?
“Yeni gerçekler” neler?
WEF''in ''Küresel Riskler 2011'' raporunda, üç önemli riskin daha çıktığı belirtiliyor ve bunlar şöyle sıralanıyor:
-Makroekonomik dengesizlikler:
Ülkelerin içlerinde ve birbirleri arasındaki tasarruf ve ticaret dengesizlikleri, giderek sürdürülemez hale geliyor.
-İllegal ekonomi:
2009''da yasadışı ticaretin küresel değeri 1,3 trilyon dolardı ve rakam büyüyor. Bu riskler, meşru ekonomik etkinlikler için dev maliyet yaratırken, devletleri zayıflatıyor, kalkınma fırsatlarını tehdit ediyor, hukuk devletine zarar veriyor ve ülkeleri yoksulluk ve istikrarsızlık döngüsünün tuzağına düşürüyor.
Hem arz hem de talep tarafında, acil uluslararası işbirliğine gereksinim var.
-Su-gıda-enerji:
Hızla artan küresel nüfus ve artan refah, doğal kaynaklar üzerinde sürdürülemez baskı oluşturuyor.
Su, gıda ve enerji talebinin gelecek 20 yılda yüzde 30-50 artması bekleniyor.
*
''izlenmesi gereken'' beş risk ise şöyle:
-Siber güvenlik sorunları.
-Demografik zorluklar.
-Doğal kaynakların güvenliği sorunları.
-Ekonomik dengesizliklere popülist karşılıklar üretmek.
-Nükleer silahlanmanın yenilenmesi olasılığı.
*
Yukarıdaki sıralanan riskler, Dünya Ekonomik Forumu''nun (DEF) küresel risk görünümü analiz ettiği raporda yer alıyor.
Dünya iş aleminin 2010-2020 arasındaki risk değerlendirmelerini ölçmeye çalışan bu rapor, Davos''ta katılımcıların önüne konarak çözümler aranacak.
Yani el elin kaybolan eşeğini Davos''ta arayacak.
Bu yorumu Spam olarak bildirdiniz. Talebiniz değerlendiriliyor.