
Filistinli bayan film yapımcıları, yaptıkları filmlerle Filistin halkının sosyal sorunlarını beyaz perdeye taşıyor.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde Filistin'de kadın film yönetmeni ve yapımcısı olmanın zorluklarını anlatan İtimad Vaşşah ve Nur El Halabi, başta erkekler tarafından yadırgandıklarını ancak daha sonra toplum tarafından kabul gördüklerini bildirdi.
Ortadoğu'da kadına yönelik negatif bakışı değiştirmeyi hedeflediklerini belirten kadın film yapımcıları, kadının kendini idame etme gücünü, hak ve hukukunu savunmalarını, İslami şartlara göre de kadının yerini filmlerinde işlediklerini belirtti.
1990'larda kameraman olarak göreve başlayan İtimad Vaşşah, 90'larda çekim yapmaya başladığı zaman çekim yapmanın erkek işi olduğu şeklinde bir görüş hakim olduğunu söyledi. Kamerayı alıp dışarı çıktığı zaman erkekler arasına girip çekim yapmasının tuhaf karşılandığını anlatan Vaşşah, şöyle konuştu: "Beni yadırgıyorlardı. Kargaşa, çatışma ortamlarında çekim yapmaya gittiğim zaman gördüm ki benim için ve kadın olduğum için korkuyorlardı. 'Uzaklaş sana kurşun isabet edebilir' diyorlardı ve sürekli benim için bir korku taşıyorlardı. Ama içimde bir azim vardı; çekim yapmalıydım. Haberi erkek iş arkadaşım gibi iletebilmeliyim. 'O haberi iletebiliyorsa ben de iletebilmeliyim' diyordum. Benim habere bakışım onunkinden farklı olacaktır. Ben bir kadın olarak pek çok sorun taşıyorum. Kadınların sıkıntılarını ve sorunlarını erkekten farklı bir şekilde yansıtabilirim. Bu konuyla ilgili her zaman yanlış aktarmalar vardı"
"Filmlerimde iletmek istediğim mesaj, kadının her ortamda çalışma gücü olduğu" diyen Vaşşah, kadının kendini idame ettirme gücü olduğunu söyledi.
Filmlerden birinin adının 'Mahrumiyetin Sesi' olduğunu anlatan Vaşşah, şöyle konuştu: "Yeni yaptığım film toplumda oldukça büyük sorunları aktarmaya çalışıyor. Boşanma, miras ve tecavüz sorunları. Ben haklarından mahrum edilmiş ve şiddete maruz kalmış kadınlarla röportajlar yaptım. Mesela bir kadının erkek kardeşleri tarafından mirastan mahrum bırakılması yanlış. Eğer hak şeriat ve İslam kadına haklarını veriyorsa neden mahrum edilmeli. Diğer tarafta bir başka kadın haksızlığa uğruyor, şiddete maruz kalıyor ve boşanıp çocuklarına güzel bir yolda çalışıp bakmak istiyor. Ama boşanırken bile pek çok sorunla karşılaşıyor. "
Ülkesinin siyasi sorunlarının diğer herhangi bir Arap ülkesi veya yabancı bir ülkenin sorunlarından tamamen farklı olduğunu anlatan Vaşşah, şöyle konuştu: "Sadece Filistin kadını değil, Arap kadını, Arap dünyasında kadın haklarına kavuşamadı. Bizde kadın, siyasi arenada haklarını elde edemedi. Ekonomik sorunlar kadının çalışmasını gerekli kılıyor. Erkeğin de bunu onaylaması gerekiyor; çünkü onun da kadın işine ihtiyacı var. Biz kanuni, siyasi, sosyal ve her alanda haklarımızı elde etmek için çabamızı sürdürmeye devam ediyoruz. "
İsrail devletinin kurulmasının ardından yaşanan savaş ortamı hakkında film çeken yönetmen Nour El Halabi ise, "Bu filmin sonunda kendimize nereye ulaştığımızı sormamız gerekiyordu. 1948'deki musibetin ardından Filistinlilerin büyük bir kısmı gelip buraya, bir kısmı da başka ülkelere yerleşti. Yaklaşık 60 sene insanlarda bir unutulmuşluk meydana getirdi. Bir kısmı Gazze'ye yerleşip hayatını burada sürdürmeye başladı. Hayatıyla ilgili her şeyin merkezini burada oluşturdu. Bu filmin ardından insanlara ve bazı şahıslara bizim 1948'den öncesine ait bir geçmişimiz olduğunu hatırlattık. Bunu her zaman hatırlamalı, unutmamalıyız" dedi.
1948'den kalan hakları olduğunu anlatan Nour El Halabi, sözlerine şöyle devam etti: "Gidip bunları isteyeceğimizi hatırlattık. Bir filmin ardından 4 nesil geçtiğini gördük. Birinci nesil 1948'de göç edenler, 1967 dönemini yaşayan nesil, birinci İntifada'yı 1987'yi yaşayan nesil ve son küçük nesil ise 2. İntifada ve Başkanlığın kurulduğu ve nispeten sakin geçen dönemi yaşayanlar. Bu dört aşamayı tarihi, ekonomik, sosyal ve siyasi yönleriyle bu olayları yaşayan insanlara aktarmaya çalıştık. bu filmin ana fikri buydu"
"Zorlandığımız şey bir genç kızın film yönetmeni olması fikri" diyen Halabi, "Toplumumuz muhafazakar, sosyal ve siyasi durum fazlasıyla kötü. Geçen sene meydana gelen güvenlik sorunu kişisel problemler yarattı. Sınırlandırılmamış özgürlüğü ortaya çıkardı. Benim biraz özgürlüğüm var; işime gidip gelebiliyorum. Diğer bazı bölgelerde kızların geç saatte evine gitmesi büyük sorun teşkil ediyor. Çeşitli sebeplerle çekim yaparlarken büyük sorunlarla karşılaşıyorlar. Genel koşullar, evdeki aile içindeki sorunlar, eğitimleriyle ilgili sorun. Ama en önemlisi, insan bir şey yapmak istiyorsa bunun için mücadele etmeli. Ne kadar çok sıkıntı olursa olsun küçük bir gülümseme kondurmaya çalışmalıyız" dedi.






