İnsanoğlunun en büyük sıkıntısı hukukun her zaman geriden gelmesi oldu. Kontrolsüz ve hukuksuz teknolojik gelişmeler insana tek başına dünyayı yok edebilme fırsatını verdi...
Ali Rıza Bozkurt, Ortadoğu ve Amerika'yı yaşayarak bilen renkli bir kişilik. Ortadoğu'da iş adamı, Amerika'da siyasi bir figür olarak tanınıyordu. Dünyanın 17 ülkesinde büyük yatırımlarıyla konuşulurken Türkiye'de yatırımı yoktu. Yıllar önce nedeni sorulduğunda 'Türkiye'de iş yapamam. İş yaparsam konuşamam' diyordu. Bozkurt, insanoğlunun rüyalarının sihirli şehri İstanbul'a Sultan Kayıklarını kazandırmak istediklerinde karşılaştığı bürokratik ve zihni engelleri anlatırken, kiminin rüşvet istediğini, kiminin "padişahlık devrine gidiyoruz" eleştirisi getirdiğini belirtiyor. Yılmış... 7 yıl önce şirketlerinin yönetimini profesyonellere bıraktı ve Harvard'ta akademik çalışmalara başladı. Halen dekan komitesi üyeliği yapıyor. Türkiye'yi dünyaya taşıyacak yapısal değişim üzerine kafa yoruyor, raporlar, kitaplar hazırlıyor. Bozkurt, Yunanlı bir ailenin kurduğu Kokkalis programının benzerini kurarak Türkiye'yi oradan dünyaya göstermek istiyor. Türkiye'deki medyanın demokrasi dışı tavırlarından da rahatsızlık duyan Bozkurt'un uğraşları arasında demokrasiye hizmet edecek bir medya yapılanması da var. Bu konuda Dünya Bankası'nın ciddi çalışmaları olduğunu belirtiyor. Türkiye, Ortadoğu ve Amerika arasında hayat süren Bozkurt'la, bizi ve bölgeye konuştum.
* * *
Tarihten bu yana karışıklık sürüyor. İsrailoğulları'yla şiddet doruğa ulaştı. Tabletler barış getirmiyor bölgede. Huntington, Medeniyetler Çatışması'nı yazarken herhalde tarihi iyi gözden geçirdi. Komünizm de bitti. İnsanoğluna da didişecek yeni bir şey lazımdı, bir kehanette bulundu ve dediği şu anda büyük ölçüde yaşanıyor. Din üzerinden çatışmalar bütün dünyada yaşanıyor.
Hayır, dinle imanla alakası yok, tarih boyunca da olmadı. Haçlı seferlerinde de oraya kutsal toprakları kurtarmak için gidilmedi. Hükmetme dürtüsüyle, dini de kitleleri ikna aracı olarak kullandılar. 4 bin senedir devam eden kavga 4 senede çözümlenmez. Dünya uzaydan göründüğü gibi tek oluncaya kadar insanoğlunun kavgası devam edecek diyor düşünürler. İnsanoğlunun en büyük sıkıntısı hukukun her zaman geriden gelmesi oldu. Şimdi Ortadoğu'da hukuksuzluktan kan dökülüyor. Kontrolsüz ve hukuksuz teknolojik gelişmeler insana tek başına dünyayı yok edebilme fırsatını verdi. Dünya küreselleşti ama buna karşılık dünya hukuku tesis edilmedi.
Sonsuza kadar gider. Şu andaki dünya sistemi buna müsait, güçlü güçsüzü ezer. Ezilenler akılcı davranıp sorunu çözmediği sürece sopaya razı olacaklar. Çözüm için ekonomik ve iktidar gücünü elinde tutanların, halkının menfaatlerini kendi şahsi menfaatlerinin üzerinde tutması gerekir. Ortadoğu'da petrolü yiyen kabileler dünyanın gücünü elinde tutan adamla işbirliği yaptığı sürece oradaki halk hiçbir zaman mutlu olamaz. İktidar zümreleri kendiliğinden demokrasi istemezler. Bizim politikacılar da böyle. Eski yeni siyasilerimiz, Türkiye yararına namuslu bir anayasa sözü verdikleri halde yapmadılar ve yapmazlar.
Haklısın... Global hukuk yerine oturmadığı için ulus devletin başındakiler kendi zurnalarını öttürme hakkını elinde tutuyorlar. İnsanoğlu akıllanana kadar kan dökmeye de devam edecekler. Bugün Irak'ta yapılmış olan anayasa Irak halkı için bir nimettir. Ama eski taşların oynamasından rahatsız olanlar kargaşayı besliyorlar oralarda. Bir hatayı da Amerika kendisi yapıyor, Irak'ta demokrasi kurmaya çalışırken, komşu ülkelerdeki diktatörleri tutup onlarla işbirliği yapması, demokrasi nutuklarının inandırıcılığını alıp götürüyor.
Ona Büyük Dünya projesi demek daha doğru olur. Demokratik ülkeler, antidemokratik ülkelerden korkuyorlar, bizi vuracak terör ve finansmanı uygun zemin bulabilir diye.
Çözüm insani ve akılcı olmalı. Global hukuk kurulup işletilmeli. İnsanlığı tehdit eden, devlet, rejim ve şahısları bir uluslararası hukuk komitesi masaya yatırmalı, mücadeleye o karar vermeli. Böylece Amerika, İngiltere gibi ülkeler kendi çözümlerini dünyaya dayatamazlar, dünya belli bir sükunete oturur. Amerika, öldürerek halletme yolunu tercih etti, ama çözüm çıkmaz.
İsrail para demektir. Lobilerde ve Amerika'nın genel yapısında etken olan paranın sahibi Yahudilerdir.
Ulus devlet sistemi devam ettiği sürece Amerika'nın menfaati neredeyse oraya gidecektir. İsrail'den menfaat görüyor oraya gidiyor, yarın İran'dan menfaat görür İran'ı müttefik ilan eder.
Amerikan Başkanı artık Amerikan Başkanı değil, dünyanın da başkanıdır. Şu anda yaptıkları bir dünya başkanının hareketlerine uygun değil. Viyana'da gördüm, Bush geldiğinde "dünyanın bir numaralı teröristi" diye resimleri camlara asıldı. Avrupa'nın her yerinde bu tepkiyi gördüm. Bu imajı o yarattı. Bush o tabloyu önüne koyup düşünmeli, dünyanın oyunu almak istiyorsa global hukukun kurulmasına önderlik etmeli. Yoksa hatalar katlanacak.
Hillary Clinton o sürece girdi. Başkan olması için bütün alt yapı hazırlandı ve işliyor.
Kendi başını evinde bağlayamayan düğün evinde gelin başı bağlayamaz. Paran yok, demokratik yapıyı kuracak sivil bir anayasan yok, ihtilal anayasasıyla yönetilen bir ülkesin. Böyle bir ülke gelin başı bağlayamaz. Evet, AB yolunda çok güzel adımlar atıldı, ama daha yürünecek çok uzun yol var. Yapısal ve köklü değişiklikler henüz yapılmadı.
Mesele Cumhurbaşkanlığı'na Tayyip Bey'in gelmesi meselesi değil. Başkanlık lafı da Türkiye'yi aldatan yalancı bir terim. Cumhurbaşkanı seçimle gelsin diyorlar. Ne olacak ki. Türkiye güçler ayrımında birbirlerini etkilemeden denetlediği yapıyı kurmadığı sürece hangi sistemi getirirsen getir sonuç hüsranla biter. Bu yapıda Türkiye, dinsizleşti, faşistlerin eline geçti, şeriatçılar geldi gibi korkularla yönetildi. Yapı bozuk olunca da askerin varlığı hayırlı bir denge haline geldi, fakat genel sistemin içinde yanlış bir dengedir. Asker dünyanın hiçbir yerinde doğru sistemde Türkiye'de olduğu güce sahip değil.
Sistem değişmeden Cumhurbaşkanı olursa, ne kadar dürüst ve iyi niyetli de olsa alt tabaka onu bozar, Türkiye'ye yararlı olamaz. Anayasal bir devrim lazım Türkiye'ye. Tayyip Bey tarihe geçmek istiyorsa, sivil bir anayasa yapmalı, yargı, yasama, icra, buna medyayı da ekleyelim, birbirinden öyle ayrılmalı ki hiçbir kuvvet onları birleştirememeli. Tayyip Bey sivil anayasayla devlet canavarını sınırlamalı, ona yasaklar getirmeli, toplumu korumalı.
Başbakan Amerika'yı memnun edecek davranışlara girdiyse -ki şu anda giriyor- iyi tanımlanır.
Amerika demokratik yapıyı 'güvenlikli' buluyor. Avrupa'ya yaklaşma arzusunu şeffaflık eğilimi olarak görüyor vb. Buna hizmet edeni sever. Tayyip Bey ülkesinde demokratik yapıyı kurmaya çalışıyor. Amerika Deniz Baykal'ı sevmez, Tayyip Bey'i sever.
Tayyip Bey, toplumsal olaylara, siyasete uzlaşmacı, akılcı ve çağın gereklerine uygun yaklaşıyor. Öbürü hâlâ Moskof'un zurnasını çalıyor. Türkiye'de büyük hamleler soldan beklendiği halde hep sağdan geldi, sol yerinde saydı.
Türkiye için lazım olanın daha da azını yapıyor. Amerika'ya teslim olma lafı tahrifçilerin uydurduğu bir yalan. Teslim olmak, bileğini bükmek... bunlar akıllı bir politikacının dilinden dökülen laflar değil. Dünya ekonomik ve politik dengeler açısından değişti. Tayyip Bey bugüne kadar 'ben ilericiyim' diyen Halk Partisi'ne göre bin kere daha iyi yaptı.
Şu aşamada öyle bir sorun yok. Politik menfaatlerin ve başka ülkelerin de etkisiyle Türkiye'de yanlış bir Amerikan düşmanlığı yaratılıyor. Bir de Amerikan düşmanlığını körükleyerek Ortadoğu'daki kan ve fırtınayı arttırmak isteyenler var. Amerika'nın hataları da işlerini kolaylaştırıyor, jandarmalık yerine hukukun sürükleyiciliğine soyunmalı.
Tüm dünyanın kabul ettiği etnik hakları verdiğin halde, hâlâ senin milli birliğine kast ediliyorsa, bunu yapanlarla savaştığın zaman dünya seni haklı görür. Ama bunları vermeden, saldıranları sınır ötesinde imha edeyim dediğinde bugün İsrail'in konumuna düşersin. Gün gelir bunların hepsi ödenir. Kuzey Irak'a girmek hata olur. Kürt meselesini herkesten çok silah satıcıları körüklüyorlar.
Yaptıklarına bakalım; enflasyon düştü, Türk parası belli bir yere oturdu, içeride birçok gürültü ve patırtıyı kesti, insanlar daha barış sever oldular. Ama ekonomik açıdan atması gereken daha çok adımlar var, onları atamadı. Yabancı serma-yeye güven veremedi. Bugünkü yapısal sistem içerisinde Türk bürokrasisine hiçbir iktidar hükmedemez. Çünkü Türk bürokrasisi büyük bir kurnazlık ve bukalemunluk içindedir. Her gelene göre rengini değiştirir. Sen onu teşhis edene kadar o seni zehirler ve öldürür. O Atatürk'ü de, İnönü'yü de, Menderes'i de, Özal'ı da, Demirel'i de zehirlemiştir. Tayyip Bey'i bu çerçeve içinde düşünmek lazım. Dış politikaya gelelim, Kıbrıs konusunda yaptığını hiçbir parti yapamadı. Kürt konusunda attığı adımları hiç kimse atamadı. Bunlar Türkiye'nin tabularıydı.
Siyasetçileri asıl yıpratan sistemin kendisidir. Sayın Başbakan bu sistemi kökünden değiştirmeli. Bunu yapabilirse Türkiye Atatürk gibi onun da heykelini diker.
Çok başarılı.
Başbakan'a zarar veriyor.
Arada bir. Şu anda cumhurbaşkanı olmak istediğini hissediyorum. Bizde politika sistemin getirdiği yanlışlık dolayısıyla ölene kadardır. Öldükten sonra bile, mezardan sonra bile ben adayım demesini bütün politikacılardan bekliyorum.
Çıkmadı ve çıkamaz, çünkü dünya sistemi bozuk. Bu bozuk sistemde Amerika gittikçe itibar kaybediyor ve gittikçe tehlikeleri arttırıyor.
Akıllı olsaydı Irak'a askerini hiç sokmazdı. Orada askerlerinin ölümüne seyirci kalması için Amerika'nın arkasında mutlaka büyük silah tüccarlarının olması lazım. Ben kendi torunuma vatan millet uğruna git Irak'ta öl demem. Şu anda Irak'ta olması acaba demokrasiyi mi yoksa terörizmi mi güçlendiriyor iyi düşünmeli Amerika.






