Reklam
Son Köşe Yazıları

Doğudan “çevreleme” mi? “Türkiyesiz Türk Dünyası” mı? Her şey “Mekke İttifakı” ile başladı. Peki neden? Türkiye ve Azerbaycan, bu “cinnet hali”ne son vermeli.
Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinde ilk kez böyle bir gerilim yaşanıyor. Eğer soğukkanlı bir müdahale olmazsa, derin bir ayrışma ortaya çıkar ve bu, iki ülke için de intihar anlamına gelir. Gerilimin mahiyeti, karşılıklı yanlış anlamaların çok ötesine geçti. Bu kadar olsaydı telafisi kolaydı. Karşılıklı istişarelerle bunlar aşılabilirdi. Duygusal kırgınlıklara çözüm bulunabilir, güven yeniden tesis edilebilirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in görüşmesi fırtına bulutlarını
20 Ekim 2026

Adam zengin olur mu?
“Yüz yıl sonra bu dünyada yaşayan insanlardan hiçbiri bu dünyada olmayacak’’ Hadis-i Şerif Maraşlı bir meczup, kalabalıkların karşısına gelip “Ey ahali! Müslüman zengin olmaz, zengin Müslüman olmaz!” diye seslenip ortadan kaybolurmuş. Okuryazar bir kuşağın temsilcisiyiz. İdeal bir dünya kurabilmek için hem çok okuduk hem de eylem hâlinde olduk. Bir günümüzün boş geçmesi, inancımıza ihanet gibi gelirdi. Üstelik tek başımıza dünyayı değiştire-bileceğimize inanırdık. Mustafa Özel’in bir makalesini
20 Ekim 2026

Arınma gecesi değil Nasuh tövbesi, sadakat değil sıdk
Önümüzde muazzam bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Bu, odur. Fon skandalının başından beri ben dâhil pek çok insan gereken şeyin “arınma” olduğunu savunduk ama burada kavramları yerli yerinde kullanmamaktan kaynaklı bir hata yaptığımızı düşünüyorum. Bu noktada imdadımıza yetişecek kavram “arınma” değil, tövbe bence. Anlatayım dilim döndüğünce. Arınma, belirli oranda pislenmiş bir şeyin temizlenmesi anlamına gelir genel olarak. İnsana uyarlandığında ise saflaşmak, safi hale gelmek gibi bir karşılığa
20 Ekim 2026

Erkek kıskançlığı
I- Uzun süredir görüşmemiştik. Susa susa ilerliyorduk sohbetin içinde. Akran yetimi bahsindeydik. Hayatının bir döneminin tanığını, onun üzerinden bağlandığın zamana yakınlığı kaybetmenin yası ile yaslı. İnsan ancak akranıyla zamana yakın. Akranın yoksa, zaman insana yük, insan yaşadığı zamana yük. Gidenler, gelenler bahsini “Gidenler çok, gelenler az” diyerek tamamladık. O sıra kuzeni geldi aklıma. “Berrin nasıl?” dedim. “Halâ her cümleye İzzet diye başlayıp İzzet diye mi bitiriyor?” İzzet, Berrin’in
20 Ekim 2026

Ankara-Bakü… Bazı mülahazalar…
Önce genel çerçeveyi çizelim: Bir. Türkiye ve Azerbaycan bir elmanın iki yarısı gibidir. Dil, din, kültür ortaktır. Temel ulusal meselelerde hassasiyet birdir. Türkiye, dış politikasında Azerbaycan’ın güvenliğini kırmızı çizgi haline getirmiştir. Bakü de zor günlerinde Ankara’nın yanında olmuştur. İki. Kültürel ve tarihi bağlar ikili ilişkilerin gelişmesi için iyi bir zemin teşkil eder. Ama her şey demek değildir. İyi ve köklü ilişkiler için kültürel ve tarihi bağlar; coğrafya, çıkar ve tehdit algılamasıyla
20 Ekim 2026

Mizan sanatta ruhsallığın zeminidir
Bir önceki yazımızda, Kandinsky’nin, görünür nesnenin egemenliğinden kurtulmak için soyutlamaya yöneldiğini, İslamî nazarın ise görünür nesnenin egemenliğini sorgularken zorunlu olarak soyutlamayı teklif etmediğini belirtmiştik. Çünkü İslâm esasında mesele, nesneyi görünür dünyadan uzaklaştırmak değil, görüneni hakikatin tamamı saymayan bir nazar geliştirmektir. Öte yandan Kandinsky’nin sanatçısı, nesnenin dış görünüşünden özgürleşerek ruhsal / içsel bir sanat dili arar. Bizim nazar anlayışımız
20 Ekim 2026

Açıklık kanamayı durdurabilir…
İlk günden beri ısrarla savunuyoruz. Dünyadaki bütün iletişim kuramları aynı şeyi söylüyor: Kriz durumlarında müphemiyet negatif çalışır ve hasarın, kanamanın devam etmesine neden olur. Hasarı mümkün olan en alt düzeyde tutmanın tek yolu vardır: Olayla ilgili tüm yetkili ve sorumluların en açık ve şeffaf şekilde konuşmaları. Fon krizini yönetme konusunda başta Sayın Cumhurbaşkanı, devlet ricali atılması gereken bütün adımları attılar. Aynı hassasiyetin iletişim boyutunda yetkili ve sorumlular tarafından
20 Ekim 2026

Bir kum tanesiyim ama çölün derdini taşıyorum
Mevlâna İdris, Ramazan gelince arkadaşlarını iftara davet ederdi. Eski Kafa’da toplanırdık. Onun dostları belki hepimizden fazlaydı. Şairler, yazarlar, ressamlar, müzisyenler, öğrenciler, siyasetçiler, yayıncılar, akademisyenler, bürokratlar, iş arayanlar, iş bulanlar… Epeyce geniş bir yelpaze. Öyle olunca bir güne sığmaz, iftar birkaç güne yayılırdı. Eski Kafa’nın içi, asma katı ve bahçe dolar, yine de yetmezdi. * Dört sene önce aramızdan ayrıldı Mevlâna İdris. Eyüp Sultan’da toprağa verdik. Her
20 Ekim 2026

Gençler siz çok zengin olacaksınız, başka şeyler düşünün
Bu yazım gençlere. Çünkü mali durumları ve geleceklerine dair neler düşündüklerine, neler paylaştıklarına bakınca meselelere tam vakıf olamadıklarını veya yanlış yorumladıklarını görüyorum. Diyorlar ki “babalarımızın zamanında herkes ev alabiliyormuş, şimdi imkânsız.” Gençler, babalarınız ev falan almıyordu. Yolu, suyu, elektriği olmayan yerlerden ucuza arsa alıp üstüne kaçak göçek bir gecekondu yapıyordu. Çamur içinde kilometrelerce yürüyüp dolmuşa biniyor, işe gidiyordu. Hatta bazısı arsa bile
20 Ekim 2026

Soykırımcı Netanyahu’nun kader seçimi..
27 Ekim’de yapılacak olan İsrail seçimlerinin iki baş aktörü var, biri Soykırımcı Binyamin Netanyahu diğeriyse eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot. 40’a yakın partinin iştirak edeceği bu seçimde anketlere göre her iki isim de hükümet kuracak sayıya ulaşamıyor. Anketlere göre Eisenkot az bir farkla önde görünüyor.120 üyeli İsrail Meclisi’nde 61 vekile ulaşan parti veya blok hükümeti kuruyor. Zaten İsrail uzun süredir koalisyonlarla yönetiliyor. Soykırımcı Netanyahu için bu seçim bir “kader seçimi”.
20 Ekim 2026

Fransa sokaklarında yanan, yalnızca binalar değil; Batı uygarlığının anlam ve değer üretme kabiliyetidir!
Liselilerin gösterileriyle başlayan olaylar, 2018’den bu yana ilk defa Sarı Yeleklilerin de gösterilere katılmasıyla yeni bir boyut kazandı… Bütün şehirler ayağa kalktı… Fransa, cayır cayır yanıyor… Paris’in mağazaları yağmalanıyor… Büyük ölçüde şiddet yüklü çatışmalara dönüşen gösterilerin büyümesinden ve bütün Avrupa ülkelerine yayılmasından korkuluyor. Fransa, yeniden kendi ürettiği şiddetin içinde boğuldu. Öğrenci hareketinden doğan, hayat pahalılığı ve çöken kamu hizmetlerini protestoya dönüşen
19 Ekim 2026

Türk birliği mi, İslam birliği mi?
Osmanlı Cihan Devleti dağılmanın eşiğine gelince bir savunma stratejisi, bir çıkış yolu olarak “Osmanlıcılık mı, Türk birliği mi yoksa İslam birliği mi” tartışmaları başladı. “Osmanlıcılıktan” pek bir eser kalmadı diyebiliriz ama Türk birliği ve İslam birliği tartışmaları 150 yıl sonra bile sıcaklığını koruyor. Rusya, 1850’den itibaren Türkistan ve Kafkasya’daki Türk topraklarını işgale başladı. Buralardan Osmanlı’ya sığınan münevverlerin etkisiyle, Balkan bozgununun yol açtığı karamsarlık, ümitsizlik
19 Ekim 2026

Zihin dünyâmızdaki bâzı salınımlar üzerine
Sosyal ve siyâsî teoriler, modernleşme modelleri üzerinde yapılan zengin bir müktesebâtı hâizdir. Bunlar üniversitelerde , alâkalı şubelerde okutulur. Merkez dünyâ mevzubahis edildiğinde, iki model sıkılıkla işâret edilir. Bunlardan ilki Anglosakson model, yek diğeri ise Alman modelidir. Doğrusu ben buna bir de Fransız modelini dâhil ederim. Bu modeller , modern dünyâdaki inşâ ve çözülme süreçlerini idrak etmekte fevkalâde faydalıdır. Şimdi bunlara bir bakalım.Anglosakson model, sosyal dinamiklerin
19 Ekim 2026

Kıyamete kaç var?
Kendi hayatlarının içinde hiç var olamadıklarının farkında bile olmayan insanlar, kendilerini yok edecek en saçma ihtimallerden bile ölesiye korkuyor. Kıyamet senaryolarından çekilen filmlerin hemen hepsinde insanoğlu yakayı bir şekilde kurtarıyor. Bunun en önemli sebebi o hikayelerin devam filmlerinin çekilme ihtimalidir. “Kıyamet iyi insanların üstüne kopmaz” diyerek kendilerini temize çıkaranlar muhtemel ki ceplerinden birinde açık tarihli iyi hal kağıdı taşıyorlar. Soren Kierkegaard, ‘Kahkaha
19 Ekim 2026

Düşüncenin İslam’la ilişkisinden ne anlamalıyız? (2)
Önceki yazıda düşüncenin İslam’la ilişkisini tahlil etmek için serdedilmesi gereken mukaddimelere başlamış ve ikisini arz etmiştik. Bu mukaddimelerin üçüncüsü: İslam dönemini önceki ve sonraki geleneklere bağlayan köprü işlevinin sadece felsefî, aklî yahut hakîkî bilimlere mahsus olmadığıdır. Dikkatsiz bir okur şerî bilimlerin bu hususiyetini gözden kaçırabilir. Zira felsefî bilimlerden farklı olarak şerî bilimlerin kuruluş süreci İslam medeniyeti içinde tamamlanmıştır. Dolayısıyla ulaşabildiğimiz
19 Ekim 2026

Gönül Dağı’ndan Türk cevherine: Bir dilin metafizikle imtihanı
Türkiye Günlüğü dergisinin “Türk Düşüncesi Nerede?” dosyasında Yalçın Koç’un söyleşisinde sıkça karşılaştığımız “Anadolu Mayası”, “Türk cevheri”, “gönülde açılma” gibi kavramlar ilk bakışta oldukça etkileyici. Bir Türk olarak insanın içini hoş ediyor. Ancak bu kavramların tam olarak neyi açıkladığını sormaya başladığınızda işler karışıyor. Mesela Anadolu Mayası nedir? Bir coğrafyanın tarihsel kültürel birikimi mi? Farklı halkların birbirleriyle etkileşimi mi? Yoksa bütün bu tarihsel gerçekliklerin
19 Ekim 2026

Zeytin ağacı: Direnişin sembolü
Ekim ayı içerisinde Gazze’nin ve bir bütün olarak Filistin’in yaşadığı dramatik serüvenin bilançosuna dair epeyce şey söylendi. Aksa Tufanı’nın bölge siyaseti açısından ne anlam ifade ettiğinden tutun da yaklaşık üç senede İsrail’in Gazze’deki soykırımının yarattığı tahribatın bütün ayrıntılarına kadar değinildi. Katledilen gazeteciler, Hamas gerekçe gösterilerek bombalanan hastanelerde şehit olan doktorlar, her şeye rağmen üniversiteleri ayakta tutmaya çalışırken canlarını feda eden akademisyenler.
19 Ekim 2026

İslamcı bir Ağabey’in vefatı
İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn. 1992’nin ekim ya da kasım ayı idi. Daha Bosna Dayanışma Grubu’nun teşekkül etmediği bir zamanda İstanbul’dan Bosna’yla ilgili bir panele davet edildim. Paneli düzenleyenler tanıdığım insanlardı ama aradan geçen zamanda o arkadaşları tek tek hatırlayamıyorum. Panele davet edilenler arasında Cevat Özkaya Ağabey de vardı. Onunla ilk defa orada tanıştım. Pınar Yayınları’nın kitaplarını okuduğumuz için adını biliyorduk. Çevresinde saygı uyandıran bir insandı. Panelde
19 Ekim 2026

2027 yılı bütçesinin kodları
2027 yılı bütçesinde, enflasyonun yüzde 21’e düşürülmesi ve ekonomik büyümenin yüzde 4,2 seviyesinde gerçekleşmesi hedeflenirken, para ve maliye politikalarının eş güdüm içinde yürütülmesi beklenmektedir. Peki 2027 yılında bütçe gelirleri ve giderleri ne kadar olacak? Kamu harcamaları hangi alanlara yapılacak ve bütçe gelirlerinin kaynakları neler olacak? BÜTÇE GELİR VE GİDERLERİ Bütçenin genel büyüklüklerine baktığımızda, 27,3 trilyon TL seviyesinde öngörülen bütçe giderlerine karşılık, 23,4 trilyon
19 Ekim 2026

İşçi ve memurlar arasındaki 51 kat fazla çalışma ücretine çözüm üretilmeli
Bu yazımızda 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve Bağlı Cetveller ile Toplu Sözleşme hükümlerinde yer alan hükümler çerçevesinde 2027 yılında ödenecek fazla çalışma ücreti, fazla çalışma ücreti ödenecek personel, yapılan ödeme tutarları ve işçilerin alacakları fazla çalışma ücretinin kıyasını yapmaya çalışacağız. SAAT BAŞI FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETI KIMLERE ÖDENIR, TUTARI NE KADAR OLACAK? Yeni kanun teklifi ile 657 sayılı Kanun’un 178’inci maddesi uyarınca fazla çalışma karşılığında saat
19 Ekim 2026






























































































































































