
Sayın Erbakan''ın, Suriye istihbarat örgütü El-Muhaberat yetkilisi ile ateşkes konusunda görüşmeler yaptığı; aynı konunun anlı-şanlı İslâmcı yazar mı, düşünür mü ne olduğu bir türlü anlaşılamayan İsmail Nacar beyefendi hazretlerinin, Yüksek Başbakanlık Makamında Erbakan''ı ziyaretleri sırasında da gündeme geldiği!.. Bu iddiaların ertesi günü açıklandı Yüksek Seçim Kurulu''nun kararı.
Erbakan''la yaptığı "yüksek stratejik müzakereler" hususunda görüşlerine başvurulan İsmail Nacar beyefendi hazretleri, her nedense karşısındaki gazeteciye etekleri zil çalar havalarda değil de, yüksek bir teenni ile, yani kendisinden beklenecek seviyelerde anlamlı bir sorumluluk duygusuyla konuşuyor:
"-Erbakan güvenmiş beni oraya çağırmış. Ne dediğini size söylemem mümkün değil. Benimle mezara kadar gidecek o sözler. Ama o sözleri dinledikten sonra çok tuhaf oldum. Ve anladım ki, üç yıldan beri devam ettirdiğim bu barış girişimini..." (Sabah, 28 Şubat 1999). Haberin başlığı ise aynen şöyle:
"İsmail Nacar Sabah''a Konuştu: Ateşkesi görüştüm."
Peki, İsmail Nacar ne demek istiyor bu sözleriyle? Ben daha söyleyeceklerimi söylemiş değilim. Neler söyleyeceğimi de iyice merak edin bakalım!.. Öyle değil mi? Hatta bunun daha ötesi de mümkün görünmüyor mu sizce?
Ben ihtiyaca göre konuşurum. Ayrıca konuşacağım zamanı ve muhtevâyı tayin de bana âit. Merak edin, ısrar edin, talep edin gibi birşeyler. Bu kişi üç yıldır, yani 1993-1997 yılları arasında, ateşkes konusunda yüksek arabuluculuk gayretleri sergilediğini ifade ettiğine göre; bir yandan APO ile, öbür yandan da makam-ı sadarette devri zamanın Başbakanı Erbakan''la görüşmüş olması kadar tabiî birşey olamaz. Eh, ifadelerine başvurulan APO da, zaten bunu söylemiyor mu? Bozacının şahidi şıracı olduktan sonra!.. Kime ne söylemek düşüyor ki?
İsmail Nacar''ın makam-ı sadarette sayın Erbakan''ı ziyaretleri ile bu görüşmeye aracılık edenlerin düştüğü vahim hatalara ve ayrıca da, yapılan bu tarihî zühûlün doğurabileceği muhtemel mahzûrlara, daha o sıralarda parmak bastığımızı söylesem inanır mısınız? Refah-YOL''un iktidar olduğu ilk yaz ayları!.. Yani, sonu Erbakan hocaya ilk dîskurların çekilmesine kadar uzanan tarihî zamanlar!..
Bazı nâdânlarsa, bizim bu itiraz ve ikazlarımıza bir mânâ veremeyerek neler yazmamışlardı ki!.. Bilmem, bu konuyu yeniden açmakta fayda var mı? Ne dersiniz?
İşte Erbakan Hoca''nın ateşkes edebiyatına bulaştırılması hususu; bir yandan APO''nun, bir yandan da İsmail Nacar''ın ifadeleriyle desteklenerek arzediliyor kamuoyunun önüne.
Ne zaman mı?
Tam da, bağımsız adaylık başvurularının açıklandığı günün arefesinde. Önce APO''nun bu husustaki ifadeleri, ertesi gün de bağımsız adaylık başvurularının uygun görülmediği yolundaki Yüksek Seçim Kurulu kararı.
Burada, yasak kararının kamu vicdanında yer tutmasını, yani yasağın makulleşmesini amaçlayan bir iradenin varlığı fikrine ulaşmak hiç de zor olmasa gerektir. Zira benzer bir takdim-tehir denemesine, Ahmet Kaya meselesinde de şahit olmuştuk. Meğer APO''nun Türkiye''ye getirilmesi an meselesi imiş. Magazin muhabirlerinin yaptığı eğlenceli toplantıda, Ahmet Kaya''nın yaptığı konuşmayı hatırlayalım. Muhtevası bir tarafa, tarzı ve uslûbu ile, son derece kaba kaçan bir konuşma olduğundan da kuşku yok. Ama buna rağmen, özellikle bazı büyük gazetelerin sergilediği mübâlagalı tavrı da iyi hatırlayalım. Bir yerlerde muhafaza edilmiş bantlar devreye sokuluyor, tarihî bazı hatalar yüze vuruluyor; Türkiye kamuoyu APO''nun teşrifine bütünüyle hazır hale getiriliyor.
Ondan sonra mı? Elvedâ Ahmet Kaya!.. Gerisi de zaten önemli değil.
Burada isterseniz küçük bir not daha düşelim: Ahmet Kaya''nın o geceki üslûbunu tasvip etmemekle beraber, maruz bırakıldığı durumu da onaylamadığımıza işaret edelim. Ne yapalım ki, tarihin bazı kırılma zamanları oluyor. O anda, yaş-kuru ne varsa tahribattan kurtulamıyor. Yapacak birşey de bulunmadığı için, bu noktada takılıp kalmamak icabediyor. Bestelere devam!.. Bu toprağın, ortak yaşanmış bir tarihin ve kaderin ıztırabını, yüksek terkibini ibrişim örer gibi örmeye devam!.. Edirne''yi Van''a; doğduğun topraklar olan Malatya''yı ve Diyarbakır''ı, Ege''nin ve Marmara''nın münbit topraklarına sizin gibi muztarip sanatkârlar kenetleyecek. Bu memleketin en güzel ezgilerle örülü, ışıklı seslerden oluşmuş "ses coğrafyası"na daha nice katkılar bekliyoruz sizlerden. Kardeşliği, barışı birbirine kenetlenmişliği ve bin yıldır ortak yaşanmış bir tarihin ıztırabını şakıyan ürünler!..
Kemal Tahir, "Bozkırdaki Çekirdek"i bunun için yazmamış mıydı? Sen de demiştin ki; "Dağlarda öfkeli başım/Alnımda hep kavga duruyor./Bahardan mı, yoksa aşktan mı?/Ağladıkça dağlarımız yeşerecek/Görecek, göreceksin/Ağladıkça bozkırlar yeşerecek, göreceksin."
Ahmet Kaya için söylediklerimizi, sayın Erbakan için de tekrar etmek isterdim. Fakat sanatın ve siyasetin düzlemleri birbirinden o kadar farklı!.. Ne yaş, ne yasak, ne de emeklilik engel teşkil edebiliyor sanata.
İşte Erbakan için, 30 yıllık bir siyasî hayatın sonuna ulaşmış gibiyiz. Bunu kabul etmek Erbakan için olduğu kadar, onu sevenler adına da oldukça zor.
Ne yapalım ki, gene tarihin bir kırılma anı ile yüz yüzeyiz. Geçen gün yaptığımız aday değerlendirmeleri sırasında, böyle bir ihtimale işaret etmemiş miydik?
Bu yasağın da bir anlamı olmalı herhalde. Erbakan Hoca''nın parti ile ilişkisine bir nokta koymak belki de. Ve bunu demoklesin kılıcı gibi; hem hocanın, hem de partinin omuz hizasında askıda tutmak!..
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.