Bir devlet, başka bir ülkedeki aktivistlerin, gazetecilerin, içerik üreticilerinin takipçi sayısını neden hesaplar?
Paylaşımlarının beğenisine kadar neden kodlar?
Önceki gün, 7 Ekim’den bu yana Gazze için meydanlarda omuz omuza durduğumuz
Open Refah ekibindeki arkadaşlar bir rapora ulaştı.
Bana da gönderdiler. İsrail’in dünyadaki protesto gösterilerini konumlarına kadar fişlediği bir açık kaynak istihbaratı dosyasıydı
bu. Daha önce Yeni Şafak’ta bu konuda genişçe haber yapmıştık.Kapağında, “İsrail Diaspora İşleri ve Antisemitizmle Mücadele Bakanlığı” ile ona bağlı J-SOC, yani “Ulusal Antisemitizmle Mücadele Merkezi” logoları yer alıyor. “Küresel Protestolar - 7 Ekim” başlıklı dosya 4 Ekim tarihli.
Amerika’dan Avrupa şehirlerine, oradan Türkiye’ye
ve onlarca ülkede şu günlerde yapılan ve yapılacak İsrail karşıtı gösteriler tek tek haritalandırılmış.
Sayfaları çevirirken şunu gördüm: Bu cumartesi Beyazıt Meydanı’nda
düzenleyeceğimiz “Dünya Filistin İçin Eylem Günü” çağrısı “yüksek
risk
” olarak kodlanmış. Yanına da “çevrim içi yayılma potansiyeli
” notu düşülmüş. Afişi Instagram’da; Filistin İnisiyatifi, Open Refah, Bekir Develi, Ersin Çelik, Tülay Gökçimen, Nuriye Çakmak Çelik olarak ortak paylaşmıştık.İsimler, takipçi sayılarına kadar rapora işlenmiş.
Dostlarımız “
fişlenmişiz
” diyor. Ben açıkçası hiç şaşırmadım. Aksine memnun oldum. Şimdi olan bitene bakalım.
Önümüzdeki iki hafta içinde 37 ülkede organize edilen 262 sivil gösteri kayıt altına alınmış. ABD 45 eylemle başı çekiyor, onu İspanya, Avustralya ve İngiltere izliyor.
Türkiye’den 6 eylem var.
Her biri için saat, adres, enlem-boylam koordinatı, eylemi yayan hesaplar, takipçi ve beğeni sayıları detaylandırılmış.Taksim, Fatih ve Konya’ya “orta”, Trabzon ile Levent’e “düşük” risk notu verilmiş. Beyazıt ise “yüksek risli” olarak kodlanmış.
Raporu hazırlayan Siyonistler, eylemlerin hafta sonları yoğunlaşmasını
“kasıtlı strateji” diye not ederek kriminalize de etmiş.
Ülkelerin kamu düzeninin bozulabileceğinden dem vurmuşlar. Ama kimin için risk?
İşte asıl dikkat çeken de bu sorunun yanıtı. Rapora göre,
her eylemin “İsrail varlıklarına” uzaklığı metre metre ölçülmüş.
Amsterdam’da İsrailli uçuş ekiplerinin kaldığı bir otel, Frankfurt’ta İsrailli turistlerin konakladığı bir başka otel ayrıca işaretlenmiş. Seul, Bogota, Mexico City ve Bangkok’taki eylemlerin İsrail büyükelçiliklerinin kapısında olacağı belirtilmiş. Ottawa’da mesafe 350 metre, Helsinki’de 300 metre olarak hesaplanmış.Yani
risk, İsrail büyükelçilik binalarına ve vatandaşlarının yattığı otele göre hesaplanmış.
O zaman Beyazıt’taki “yüksek risk” notu boşa düşüyor. Zaten yakınlarda tek bir İsrail varlığı yok. Büyükelçilik yok. Konsolosluk yok. Otel yok.
Peki neden tedirginler?
Cevap dosyanın son sayfasında yer alıyor. Eylemlerin etkisini de hesap etmişler, paylaşımların beğenilerini tek tek saymışlar. Beyazıt çağrımız 22 bin 54 beğeniyle, rapordaki 262 eylemin tamamı içinde en yüksek etkileşime sahip. Londra’nın, Berlin’in, New York’un önünde. Belli ki Filistin İnisiyatifi kurucularından, Sumud aktivisti
Bekir Develi’nin 3,1 milyon takipçisi anlaşılan kimyalarını bozmuş.
Anlaşılan, mesafe kadar
çağrıcıların kitleleri yönlendirme gücü de Tel Aviv’i doğrudan rahatsız etmiş.
Şunu düşündüm: Tamam, fişlenmişiz. Zaten yıllardır hem sosyal medyada hem gündelik hayatımızda soykırım karşıtı duruşumuzu açıkça sergiliyoruz. Saklayacak bir şeyimiz yok.
Peki bu rapor ne işe yarayacak?
İsrail’in Türkiye’de bize yönelik kamusal bir yaptırım gücünde bulunamayacağı ortada. Cüret edemez zaten
. O halde bu kadar korku ile titizlenmeleri neden?Asıl soru şu: İsrail bu raporu hangi ülkelerin güvenlik birimlerine ulaştıracak? Belgede yazmıyor ama koordinatı, saati ve düzenleyenlerin isimlerini içeren bir raporun masum bir “gözlem analizi” olmadığını anlamak için istihbaratçı olmaya gerek yok.
Misal yarın bir ülkeye vize başvurusunda ret yiyebiliriz.
Bir havalimanında “antisemitizm” suçlamasıyla sorgulanabilir, deport edilebiliriz.
Bu mümkün. Amerika’da, Avrupa şehirlerinde, havalimanlarında İsrail karşıtlığının bedelini ödeyen yüzlerce insan var. Amerika’daki Tufts Üniversitesi’ndeki doktora öğrencisi Rümeysa Öztürk’ün, okul gazetesine yayımlana Gazze soykırımına dikkat çeken makalesi sebebiyle 2025 baharında sokak ortasında gözaltına alındığını ve günlerce hapsedildiğini unutmadık.Olsun. Göze aldıklarımız, bundan sonra göze alacaklarımızın ispatı olarak kayıtlara geçsin.
Gazze’yi soykırımla yok edemeyen, bombalarla susturamayan İsrail, şimdi başka ülkelerin meydanlarını sindirmeye çalışıyor. Bunu biliyoruz.
Fakat korkmuyoruz.
10 Ekim’de ben yine Gazze için Kahramanmaraş’ta olacağım. Binlerce kişi de Beyazıt’ta.
Koordinatlar zaten ellerinde…
Buyurun hep birlikte fişlenelim…
